38. İstanbul Film Festivali’nde Yer Alan Tüm Filmler!

Yazan: Ayşe Ebru

NERDESİN AŞKIM?

Festivalin, aşkın ne yaşı ne de cinsiyeti olduğunun altını çizen bölümü, aşkı bulmanın, aramanın bin bir yolu olduğunu anlatan filmleri bir araya getiriyor.

Sarışın / Un Rubio / The Blonde One – Marco Berger

The Blonde One

Geçtiğimiz festivallerde Hawaii ve Taekwondo filmleri gösterilen Arjantinli yönetmen Marco Berger, yine cinsel gerilimin havadan hiç eksilmediği, düşük bütçeli, çekici ve bağımsız bir yapımla festivale konuk oluyor. İlk gösterimini şubat ayında Sydney Film Festivali’nde yapan Sarışın, daldan dala atlayan partici Juan’ın ağabeyinin evden taşınmasıyla başlıyor. Acilen bir ev arkadaşı arayışına giren Juan, henüz dul kalan sessiz, yakışıklı iş arkadaşı Gabriel’i (filme adını veren sarışın) evine taşınmaya ikna ediyor. İki ev arkadaşı arasındaki yakınlaşma kısa süre sonra farklı bir yöne doğru evriliyor.

Sarsıntı / Temblores / Tremors – Jayro Bustamente

Temblores

 

2018’de Filmekimi’nde Ixcanul filmini izlediğimiz Guatemalalı yönetmen Jayro Bustamante’nin ilk gösterimini Berlin’de Panorama bölümünde yapan ikinci filmi Sarsıntı, bir erkeğe âşık olan evli bir adamın hikâyesini anlatıyor. Film, Pablo’nun ailesinin durumu öğrenmesiyle başlıyor, başta anne- babasıyla eşi ve çocukları olmak üzere çevresinin tepkilerini ve mensubu oldukları kilise cemaatinin işe karışmasını da gözlemliyor. Sarsıntı inançları, ailesi ve aşkı arasında kalan bir bireyin zorlu kendi benliğini bulma sürecini duygusal bir bakışla gözlemliyor.

José – Li Cheng

José

Çin asıllı Amerikalı yönetmen Li Cheng’in amatör oyuncularla çektiği José, dünyada genç nüfusun ve suç oranının en yüksek olduğu ülkelerden Guatemala’da aşkı bulmanın ne kadar zor ve değerli olduğunu toplumun kıyısında yaşayan iki genç aracılığıyla işliyor. On dokuz yaşındaki José annesiyle beraber kıt kanaat geçinerek yaşamaktadır. Telefonundaki arkadaşlık uygulamalarını kullanarak gizlice, günübirlik ilişkiler yaşayan José bir gün inşaat işçisi yaşıtı Luis ile tanışır ve aralarında fizikselin ötesinde, güçlü bir yakınlaşma doğar. İtalyan yeni gerçekçiliğinden esinlenen José, prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde, Venedik Günleri bölümünde yer alan Orta Amerika yapımı tek film oldu.

Elisa & Marcela – Isabel Coixet

Elisa & Marcela

2018’de The Bookshop / Sahaf filmini festivalde Galalar bölümünde izlediğimiz Katalan yönetmen Isabel Coixet, Şubat ayındaki Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan son filminde 1901 yılında iki kadının aşk hikâyesini anlatıyor. Filme adını veren Isabel ile Marcela’nın Arjantin’de yaşlılıklarındaki buluşmalarıyla açılan film, 1925’ten geriye, ikilinin 1898’de İspanya’daki tanışmalarından 1901 yılında yetkilileri aldatarak resmen evlenmelerine giden süreci anlatıyor. Gayet politik olduğu kadar romantizmi de elden bırakmayan Elisa & Marcela, etkileyici siyah-beyaz görüntüleri, cinselliğe stilize yaklaşımı ve boğucu toplumsal baskılara rağmen ayakta duranların cesaretiyle akıllardan çıkmayacak.

Yeşil Gezegenden Kısa Bir Hikâye / Breve historia del planeta verde / Brief Story from the Green Planet – Santiago Loza

Breve historia del planeta verde

Arjantinli yönetmen Santiago Loza’nın Berlin’de Panorama bölümünde prömiyerini yapan son filmi, LGBT kahramanlarıyla sevimli ve hüzünlü bir yol filmi. Yeşil Gezegenden Kısa Bir Hikâye, trans kadın Tania’nın, ölen büyükannesinin yarenlik ettiği bir uzaylıyı ilk bulunduğu yere arkadaşlarıyla birlikte geri götürmelerini anlatıyor. Hayatta dik durabilmeyi öğrenmiş, incinebilir ama güçlü ve (uzaylı dahil) çok özel karakterleriyle Yeşil Gezegenden Kısa Bir Hikâye, eleştirmenler tarafından “bir Todd Haynes filmiyle Spielberg’in Üçüncü Cinsle Yakınlaşmaları filminin buluşması” sözleriyle tanımlanıyor.

Sócrates – Alex Moratto

Sócrates

São Paulo’nun kenar mahallelerinde yaşayan on beş yaşındaki Sócrates’in hayatı, annesinin anlaşılamayan sebeplerden aniden ölmesiyle bir anda alt üst olur. Borçlarını ve kirayı ödemek için bulabildiği her işte çalışmak zorunda olan Sócrates yeni girdiği işinde sorunlu genç Maicon’la tanışır ve ikili, birbirine bağlanır. İlk yönetmenlik denemesinde düşük gelirli çevrelerden gençlerin oluşturduğu amatör bir kadroyla çalışan Alex Moratto, kendisine esin kaynağı olan bu gençlerin hayata tutunmak için verdikleri mücadeleyi içtenlikli bir dille perdeye taşıyor.

Vahşi / Sauvage – Camille Vidal-Naquet

Sauvage

Sevmeye ve sevilmeye susamış genç adam için tanımadığı adamların kollarında geçirilmiş küçücük şefkat anları bile değerlidir. Bu dünya ve içindekilerin değer verdiği şeyler bir hiçtir onun gözünde. Seks işçiliği onun için sadece özgürlüğü ve sevgiyi yakalamak için bir araçtır. Cannes Film Festivali’nin Eleştirmenler Haftası bölümünde dünya prömiyerini yapan ilk uzun metrajlı filmi Vahşi’de, Camille Vidal-Naquet, sokaklarda vücuduyla para kazanan gençlerin dünyasına yargıdan uzak, içeriden ve samimi bir bakışla yaklaşırken, Kalpteki Bıçak ve Kalp Atışı Dakikada 120’den anımsayacağınız Félix Maritaud bu kez başrolde hafızalara kazınacak çarpıcı bir oyunculuk sergiliyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Bırakın