Sinema Terimleri: Slapstick Komedi Nedir?

Yazan: Gamze Çakan

Slapstick komedi, sanatçıların fiziksel komedi sınırlarını aşan abartılı ve çoğunlukla mantıksız hareketler yaptığı bir tür mizah tarzıdır. İsmini, İtalyan Commedia dell’Arte’de kullanılan şamar değneğinden alır. Birine vurulduğu zaman yüksek bir ses çıkaran ve İngilizce’de slapstick (şamar değneği) denilen bu sopa günümüze kadar gelen gürültülü komedyalara ilham kaynağı olmuştur.

Slapstick Komedi
Slapstick nam-ı diğer Şamar Değneği

Diş ağrıları, çürük zeminler, düşen pantolonlar, yıkılan binalar, sineklerle imtihan olan insanlar, hedefini şaşırmış yumruklar bu komedi türünün vazgeçilmez unsurlarındandır. Peki bu komedi türünün tarihi ne kadar eskiye gidiyor? Gelin inceleyelim.

Slapstick Komedinin Tarihi

Slapstick komedinin kökeni, Rönesans İtalya’sında saray tiyatrosuna tepki olarak ortaya çıkan Commedia dell’Arte isimli halk tiyatrosuna dayanır. Bu nedenle slapstick komedinin mantığını ve çıkış noktasını anlamak için önce Commedia dell’Arte hakkında fikir sahibi olmak gerekiyor. 16’ncı yüzyılın ortalarından, 18’inci yüzyıla kadar devam eden Commedia dell’Arte, Avrupa tiyatrosunu etkisi altına almıştır. Hatta Türkiye’deki meddah ve orta oyunu üzerindeki etkisi bile hissedilmektedir. Hatta Türklerin “Arte Oyunu”nu bozup “Orta Oyunu” yapmış olduğu bile söylenmektedir.

Temel bir senaryosu ve kalıp karakterleri olan Commedia dell’Arte oyunları doğaçlama ile ilerlerdi. Komedi türündeki bu oyunlar, entrikalar, kılık değiştirmeler ve çatışmalar etrafında ilerlemekteydi. Bu oyunlarda izleyiciyi eğlendiren unsur yenilikçi anlatılar ya da iyi işlenmiş karakterler değil, profesyonel oyuncuların standart kaba komedi bileşenlerini nasıl hızlı bir şekilde manipüle edebildiğini izlemekti. Tıpkı Commedia dell’Arte oyunlarında olduğu gibi slapstick komedilerde de esas eğlence kontrol ve bu kontrolün kaybı arasında yatan gerginlikte saklıdır.

Slapstick, İngiltere’de ilk olarak 9 Mayıs 1662’de oynanan Punch ve Judy oyunlarında görüldü. Punch, elinde tuttuğu sopayı diğer karakterlere karşı kullanıyordu. Aynı şekilde slapstick geleneği, orta oyununda da kendine yer buldu. Pişekâr’ın elindeki pastav adı verilen içi ayrık tahtayı kullandığı oyunlar, slapstick komedinin bu coğrafyadaki ilk örneklerindendi.

Slapstick Komedi Temsilcileri

Slapstick komediye pek çok film, dizi, çizgi film ve tiyatro oyununda rastlanmaktadır. Bu bölümde slapstick komedi türündeki eserlerden ziyade, bu alt türü benimseyen komedyenlere yer vereceğim.

Tiyatro

Shakespeare

Hamlet ve Romeo & Juliet gibi trajedileriyle bilinen William Shakespeare pek çok komedyaya da imza attı. Tiyatro oyunlarında kelime oyunları ve cinas kullanan ilk yazarlardan biri olmasına rağmen mizahını yalnızca işitsel uyaranlara dayandırmıyordu. Shakespeare, slapstick komedi özelliklerini en çok pek çok kovalamaca ve dayak sahnesi içeren The Comedy of Errors (Yanlışlıklar Komedisi) oyununda kullandı. İlk olarak 1594 yılında sahne alan bu oyun slapstick komedinin tiyatrodaki ilk temsillerinden biri olarak kabul edilebilir. Shakespeare’in daha sonra kaleme aldığı A Midsummer Night’s Dream (Bir Yaz Gecesi Rüyası) isimli romantik komedyası ise, The Comedy of Errors kadar olmasa da yine slapstick sahneler içeriyordu.

Fred Karno

1890’lı yıllarda Fred Karno isimli bir İngiliz komedyen ortaya sözlerin hiç kullanılmadığı bir komedi türü çıkardı. Slapstick sinemanın babası Mack Sennett olarak kabul edilmesine rağmen, slapstick komediye kimlik kazandıran kişi Fred Karno’ydu. Yüze atılan pasta konseptini onun yarattığını söylersem ne demek istediğimi anlayabilirsiniz. Karno için “Fred Karno yalnızca bir dahi değil aynı zamanda slapstick komediyi başlatan kişidir. Biz Hollywood’dakiler ona çok şey borçluyuz.” ifadelerini kullanan Laurel ve Hardy filmlerinin yapımcısı Hal Roach da bu konuda aynı fikirdeydi. Fred Karno için çalışan müzik komedyenleri arasında Charlie Chaplin ve daha sonra Stan Laurel adını alacak olan Arthur Jefferson vardı. Chaplin ve Laurel’ın yanı sıra Karno’nun kanatları altına aldığı pek çok komedyen Fred Karno’s Army (Fred Karno’nun Ordusu) adıyla tanındı. Bugün slapstick komedi varlığını hala sürdürebiliyorsa bu Fred Karno sayesindedir.

Sinema

Sinemanın ilk dönemlerinde Harold Lloyd, Abbott ve Costello, Jerry Lewis ve Lucille Ball gibi ustalar slapstick komedi türünden ilham aldı. Ancak yakın dönemde bu alt tür, yerini karmaşık olay örgülü ve katmanlı karakterlere sahip öykülere bıraktı. Buna karşın Airplane! (1980), Police Academy (1984), Home Alone (1990), Hot Shots! (1991), Home Alone 2: Lost in New York (1992), There’s Something About Mary (1998) gibi pek çok film bu türünün geleneklerinden beslendi.

Klasikler
Keystone Cops

Muazzam derecede beceriksiz bir grup polisten oluşan Keystone Cops, 1912-1917 arasında yapımcılığını Mack Sennett’a ait Keystone Film Company şirketinin üstlendiği çok sayıda slapstick komedide yer aldı. Ford Sterling, Fred Mace, Chester Franklin, Harry Gribbon, Mack Swain, Bill Haber, Henry Lehrman gibi oyunculardan oluşan ve farklı pek çok yapımda bulunan Keystone Cops (Keystone Polisleri) slapstick türünün sinemadaki ilk temsilcilerindendir.

Keystone Cops fikri, Hank Mann’den çıkmıştır. İlk olarak Hank Mann’in polis şefini canlandırdığı Hoffmeyer’s Legacy (1912) filminde görünen bu şaşkın polislerin popülaritesi, başrolünde Mabel Normand’ın yer aldığı 1913 tarihli The Bangville Police’de artmıştır. Daha sonra Keystone Cops, Mack Sennett tarafından destek amaçlı olarak Charlie Chaplin, Mabel Normand ve Fatty Arbuckle gibi komedyenlerin filmlerinde görevlendirilmiştir. The Stolen Purse (1913), Mabel’s New Hero (1913), In the Clutches of the Gang (1914), Tillie’s Punctured Romance (1914) ve Making a Living (1914), Wished on Mabel (1915) filmlerinde görülen Keystone Cops’un, 2010 yılında bir antika satışında keşfedilen The Thief Catcher (1914) bir filmleri daha vardır. Bu filmdeki Keystone polislerinden birinin Charlie Chaplin olduğunu ekleyeyim.

Slapstick Komedi
Charlie Chaplin
Charlie Chaplin

Sessiz film döneminde altın çağını yaşayan slapstick komedinin bir diğer önemli temsilcisi Charlie Chaplin’dir. Çoğu eserinde slapstick geleneğini benimsemiş olan Charlie Chaplin’in yolu adı slapstick komedi ile anılan pek çok yapımcı, yönetmen ve oyuncuyla kesişmiştir. Bunlardan ilki Fred Karno’dur. 1906’da abisi Sydney Chaplin’in dönemin ünlü Fred Karno kumpanyasına katılmasından iki yıl sonra Chaplin de onu izledi ve bu topluluğa katılma şansı buldu. Bu kumpanya ile 1910-1913 arasında iki farklı turneye çıkan Chaplin, son turnesinde daha sonra Laurel ve Hardy ikilisinden Stan Laurel’i canlandıracak olan Arthur Stanley Jefferson ile birlikte çalıştı ve onunla aynı odada kaldı. Bir süre sonra Stan Laurel, İngiltere’ye geri dönerken, Chaplin A.B.D.’de kalarak Karno ile turneye devam etti.

1913 sonbaharında rol aldığı bir gösteri sırasında Mack Sennett’ın dikkatini çeken Chaplin onun sahibi olduğu Keystone Stüdyoları ile bir anlaşma yaparak onun ekibine katıldı. Slapstick komediyi sinemada kullanan ilk yapımcılardan olan Mack Sennett’tan daha sonra bahsedeceğim. Keystone Stüdyoları’nda Making A Living (1914) ve Tramp (Şarlo) tiplemesini yarattığı Kid Auto Races in Venice (1914) filmleri başta olmak üzere toplamda 35 film çekti. Bu filmler slapstick mizah metodunu mükemmelleştiren Chaplin The Immigrant (1918), A Dog’s Life (1918), The Kid (1921), The Gold Rush (1925), City Lights (1931), Modern Times (1936) gibi klasik filmlere imza attı. Bu filmlerin her biri slapstick komedinin sinemadaki başarılı birer uygulamalarıydı.

Buster Keaton

Sessiz sinema döneminin ve slapstick komedi türünün en gözüpek sinemacılarından biri olan Buster Keaton çocukluğundan itibaren tehlikeli akrobatik gösteriler yapmaktaydı. Vaftiz babasının Harry Houdini olmasının bunda etkisi ne kadardır bilinmez ama daha üç yaşına bile gelmeden birkaç tehlikeli kaza atlatmıştı. İlk kez rol aldığı Fatty Arbuckle filmi “The Butcher Boy”da fiziksel komedi performansıyla dikkat çekti. 1920’de askerden dönen Keaton, ilk uzun metraj filmiyle popülaritesini bir anda arttırdı. Ertesi yıl kendi yapım şirketini kurdu ve yazdığı, yönettiği ve başrolünde yer aldığı bir çok film çekti. Türkiye’de Malek adıyla tanınan Buster Keaton, çektiği tehlikeli slapstick sahneleriyle dikkat çekti.

Steamboat Bill, Jr. (1928) filmindeki ünlü duvar sahnesi slapstick komedinin tarihi anlarından biriydi. Buster Keaton’ı diğer slapstick komedyenlerden ayıran en önemli özelliği cüretkarlığıydı. Buster Keaton’ın tarihe geçmesi ise Sherlock Jr. (1924) filminde başına gelen bir kazayla oldu. Su borusunun altındayken gelen tazyikli suyun etkisiyle demir yolu hattına yuvarlanan Keaton, boynunda bir ağrı hissetti. Dayanılmaz baş ağrıları çektiği 10 yılın ardından doktora görünen Keaton, onca zamandır boynunun kırık olduğunu öğrendi. Buster Keaton, slapstick komedide kahramanın başına ne gelirse gelsin zarar görmemesi kuralının canlı bir örneği sayılabilir. Boynunu kırdığı sahne de dahil olmak üzere Buster Keaton’ın çektiği tehlikeli sahnelerden oluşan videoya göz atabilirsiniz.

Laurel & Hardy

1919 yılında birlikte çalışmaya başlayan Stan Laurel (Arthur Stanley Jefferson) ile Oliver Hardy (Norvell Hardy), ilk olarak The Lucky Dog (1921) filmini çekti. Sonraki yıllarda Hal Roach Studio için ayrı filmlerde rol alan ikili, Putting Pants on Philip (1927) filminin ardından ikili olarak çalışmaya başladı. Bu dönemde Laurel ve Hardy olarak popülaritelerini iyice arttıran ikili Sons of the Desert (1933), Way Out West (1937) ve Block-Heads (1938) gibi uzun, Big Business (1929), Helpmates (1932) ve The Music Box (1932) kısa filmleri başta olmak üzere pek çok filmde slapstick komedi icra etti. Bu filmlerde Laurel sakar ve çocuksu bir karakteri canlandırırken, Hardy ise onun kabadayı arkadaşını oynuyordu. Slapstick komedi sahnelerinin çoğu Laurel’ın sakarlıkları ile Hardy’nın hantallığından kaynaklanan kazaları içeriyordu. Bu açıdan bakınca Laurel ve Hardy’nin slapstick komedi için bir marka haline geldiğini söyleyebiliriz.

Marx Kardeşler

1905 ve 1949 yılları arasında pek çok vodvil, sahne gösterileri, filmler ve dizilerde yer alan Marx Kardeşler (Chico, Harpo, Groucho, Gummo ve Zeppo’dan oluşur ancak grubun çekirdek kadrosunda yalnızca Chico, Harpo ve Groucho vardı) “uyumsuz slapstick” güldürüsünün öncüleri oldu. Eserlerinde slapstick komedi öğelerini sürreal mizahla harmanlayan Marx kardeşler, güldürü sinemasını büyük ölçüde etkisi altına aldı. Kariyerlerine slapstick komedinin en parlak dönemlerinde başlayan Marx Kardeşler bir süre bu geleneği sürdürseler de çok zaman geçmeden kendi mizah tarzlarını oluşturmaya başladı. Performanslarında çoğunlukla kelime oyunu, müzikal komedi ve deadpan komedi (bir oyuncunun son derece absürd bir durumu duygusuz bir ifadeyle karşılaması ya da komik bir repliği ciddi bir şekilde söylemesi üzerine kurulu bir komedi türü) öğelerine yer verdi. Woody Allen, Mel Brooks, John Cleese, Monty Python başta olmak üzere pek çok yönetmen, oyuncu ve komedyen kariyerleri boyunca, Marx Kardeşler ve absürt mizah anlayışlarından beslendi.

Three Stooges

Three Stooges (ekip Moe, Larry ile Curly’den oluşuyordu ancak daha sonra Moe ile Larry’nin sabit olduğu farklı kombinasyonlar Three Stooges olarak anıldı) varlıklarını 1922 ve 1970 yılları arasında sürdürmüş bir Amerikan vodvil ve komedi ekibiydi. 1958’den itibaren televizyonda düzenli olarak gösterilen toplam 190 kısa film çektiler. Komedi tarzları çoğunlukla fars ve slapstick’e dayanan ekip, genellikle günlük yaşamın sıradan sorunlarını ele alan basit konulara sahip kısa filmler çekti.

Slapstick Komedi
Three Stooges
Yakın Dönem
Peter Sellers

Peter Sellers’ın kariyerinin en dikkat çeken yapımlarından olan The Pink Panther serisinde (bunlar The Pink Panther (1963), The Return of the Pink Panther (1975), The Pink Panther Strikes Again (1976) ve Revenge of the Pink Panther (1978) filmleriydi) canlandırdığı Jacques Clouseau karakteri, abartılı tavırları, inanılmaz beceriksizliği ve tuhaf konuşma tarzıyla slapstick komedinin hemen hemen tüm özelliklerini taşımaktaydı. Serinin başrolünde David Niven’ın yer aldığı ilk filmi The Pink Panther (1963) filminde yer alan Clouseau’nun popülaritesi o kadar arttı ki, sonraki filmlerde Peter Sellers’ın başrol olması kaçınılmaz hale geldi. Bu, o zamana dek derinlikli karakterleri fiziksel komedi yapan tiplere tercih eden sinema izleyicisi için, slapstick komedi türüne geri dönüş olmuştu. Peter Sellers’ın çoğunlukla doğaçlama olan ve gerçek bir hikayesi olmayan The Party (1968) filmi de, oyuncunun slapstick komedi türündeki bir diğer yapımıydı. Filmde Hollywood’daki bir partiye yanlışlıkla davet edilen Hintli bir oyuncuyu canlandıran Sellers, fiziksel komedideki yeteneğini bir kez daha göstermiş oldu.

Mel Brooks

Kariyerine komedyenlik ve TV dizi yazarlığı ile başlayan Mel Brooks, slapstick komedi türünde çektiği taşlamalı filmlerde sinema tarihinde önemli bir yer edindi. Yönettiği Blazing Saddles (1974) filmiyle, şakalı, kelime oyunlu, nükteli bir komedi tonu yakalayan Mel Brooks, modern slapstick komedi sinemasının nadide bir örneğini ortaya koydu. Brooks’un aynı yıl çektiği ve slapstick komedi öğelerini barındıran Young Frankenstein (1974) da değerli bir örnekti. Ancak Mel Brooks’un en dikkat çeken slapstick filmi, yönetmenin Amerikan vodvilleri ve sessiz sinemaya duyduğu özlemi yansıtan ve slapstick komediye saygı duruşu niteliğinde olan Silent Movie (1976) idi. Hatta Mel Brooks’un bu filmin çekilmesi için çok çaba harcadığını hatta yapımcısının gönülsüz tavrını değiştirmek için Anne Bancroft, Liza Minnelli, Dom DeLuise, Marty Feldman, Marcel Marceau, Paul Newman ve Burt Reynolds’ın bu filmde oynamak için hazırda beklediği yalanını söylemek zorunda kaldığını da ekleyeyim. İşte gerçek bir slapstick hayranı.

Leslie Nielsen

“Eğer Leslie Nielsen bir şey öğrendiyse, bu ifadesiz bir suratla nasıl slapstick oynandığıdır.” Jay Carr usta oyuncu hakkında bu sözleri söylemişti. Carr bu konuda haksız sayılmaz. Çünkü ilk olarak Police Squad! serisinde görünen daha sonra ise The Naked Gun (Çıplak Silah) filmlerinde yeniden karşılaştığımız Frank Drebin karakteri, slapstick komedinin o güne dek kabul edilen çoğu özelliğine uymamasına rağmen türe yeni bir soluk getirmişti. Police Squad! dizisindeki performansıyla ilgi görmesine rağmen, Nielsen komedi çıkışını Zero Hour! filminin parodisi olan Airplane! (1980) ile yapmıştı. Filmin izleyiciler ve eleştirmenler tarafından beğeniyle karşılanmasının ardından, slapstick benzeri yeni bir komedi tarzı yaratmakla ilgilenen Jim Abrahams, David Zucker ve Jerry Zucker, The Naked Gun: From the Files of Police Squad! (1988) filmi için Leslie Nielsen’a teklif götürdü. Ve Frank Drebin, donuk ifadesi ve absürd tavırları ile slapstick komedinin evrimi açısından bir dönüm noktası olmayı başardı.

Slapstick Komedi
Leslie Nielsen
Jim Carrey

Çağımızın slapstick komedi dahilerinden biri olan Jim Carrey, manasız jest, mimikleri ve fiziğin sınırlarını zorlayan vücut hareketleri ile fiziksel komedinin varlığının günümüzde de sürmesini sağlayan oyuncuların başında geliyor. Ace Ventura: Pet Detective (1994), Dumb and Dumber (1994), The Cable Guy (1996) ve Liar Liar (1997) filmleri başta olmak üzere pek çok filminde slapstick mizahını kullanan Jim Carrey, sıradan olaylara verdiği sıradışı tepkiler, abartılı hareketler ile filmlerinde absürd ve özgün bir ton yakalamayı başardı. Oyuncunun slapstick komedi türüne saygı duruşu niteliğindeki filmi ise The Mask (1994) olmuştur. Eski Amerikan çizgi film karakterlerine hayran olan Stanley Ipkiss karakterinin Maske olarak gerçekleştirdiği bütün eylemleri, çizgi filmlerde kullanılan slapstick esprileri içeriyor.

Sacha Baron Cohen

Slapstick komediye kendi yorumunu katarak özgün bir mizah anlayışı yaratan Sacha Baron Cohen, yarattığı karakterlere olan bağlılık seviyesi ile diğer komedyenlerden ayrılır. Özellikle Borat: Cultural Learnings of America for Make Benefit Glorious Nation of Kazakhstan (2006) ve Brüno (2009) filmlerinde karşısındaki insaları göründüğü kadar aptal olduğuna ikna etmek amacıyla ve kim olduğunu anlamamaları için çoğunlukla fiziksel komediye başvurur. Ancak Sacha Baron Cohen’i diğer komedyenlerden ayıran esas nokta, hikayesine dahil ettiği bu insanlara birer suje olduklarını düşündürürken aslında onları birer komedi objesi haline getirmesidir. Sacha Baron Cohen’in sıradışı mizahı hakkında fikir sahibi olabilmek için aşağıda yer alan videoya göz atabilirsiniz.

Dizi

Monty Python

Graham Chapman, John Cleese, Terry Gilliam, Eric Idle, Terry Jones ve Michael Palin’den oluşan efsanevi İngiliz komedi grubu Monty Python, absürd, dead-pan komedi geleneklerinden beslenmiştir. Grup, Monty Python’s Flying Circus isimli komedi serisinde yer alan The Ministry of Silly Walks, The Upper Class Twit Of The Year gibi pek çok skeçte fiziksel komediye yer vermiştir. Mizah anlayışı bakımından Marx Kardeşler’le sık sık karşılaştırılan ekip, tıpkı onlar gibi slapstick komedinin geleneklerini yıkmaya çalışmıştır.

Rowan Atkinson

Edmund Blackadder, Mr. Bean, Johnny English gibi pek çok karaktere hayat veren İngiliz komedyen Rowan Atkinson kariyeri boyunca fiziksel komedi yeteneğini mükemmelleştirmiş bir performans sanatçısıdır. Atkinson’In özellikle Mr. Bean karakteri, slapstick komedinin modern çağdaki en önemli sembollerinden biri olarak kabul edilmektedir. Tüm duygu durumunu jest ve mimikleriyle ifade eden Mr. Bean, sakar, talihsiz, tek tip bir takım elbise giyen, çoğunlukla sessiz bir karakterdir. Bu açıdan sık sık Charlie Chaplin’in Tramp (Şarlo) karakteri ile karşılaştırılır.

Rowan Atkinson
Jackass

Slapstick komedinin yakın dönemdeki temsilcilerinden biri olarak Jackass’i göstermek yanlış olmaz. Ancak serinin herhangi bir sanatsal kaygıya ve bir koreografiye sahip olmaması Jackass’i muğlak bir konumda bırakıyor. Ancak dizi, komedi ve gerilim arasındaki dengenin çok kez kaçtığı sahnelere sahip olmasına rağmen belirli özelliklere sahip karakterlerin birbirinden mantıksız ve tehlikeli aksiyonlarına tanık olduğumuz için slapstick türünün tarihinde bir yeri hak ediyor.

Çizgi Film

Abartılmış fiziksel hasara dayanan slapstick komedi için çizgi filmler bulunmaz bir mecradır. Ödenmesi gereken bir bedel olmadan karakterlere istediklerini yaptırma özgürlüğü sunan bu yapımlar, slapstick komedinin “gerçek sonucu olmayan acı” ilkesine tamamiyle uymaktadır.

Looney Tunes

Bugs Bunny, Tazmanya Canavarı, Duffy Duck, Wile E. Coyote ile Road Runner, Sylvester ile Tweety, Yosemite Sam ve Pepé Le Pew başta olmak üzere pek çok karakteri olan Looney Tunes çizgi filmleri, patlayan bombalar, uçurumdan düşenler, sonu gelmeyen kovalamalar ile slapstick komedinin çoğu geleneğini barındırıyor. Talihsiz olayların genellikle Wile E. Coyote ya da Yosemite Sam gibi antagonistlerin başına gelmesi

Tom ve Jerry

Ev kedisi Tom ile onunla aynı mekanı paylaşan ev faresi Jerry arasındaki komik mücadeleyi anlatan animasyon serisi çocukluğumuzun unutulmaz ikililerinden biriydi. Tom ve Jerry, bölümlerin büyük kısmını oluşturan kovalamaca sahneleri, -çoğunluğu Jerry’nin Tom’a uyguladığı- abartılı şiddet gösterileri, diyaloğun azlığı ve yüzeysel konuları ile sadık bir slapstick örneği kabul edilebilir. Hatta Tom and Jerry Works serisinin yüze atılan pasta, muz kabuğuna basıp düşme gibi pek çok slapstick elementi içeren “King of Slapstick” adında bir bölümü olduğunu da ekleyeyim.

Slapstick Sinemanın Babası Mack Sennett

Slapstick komedinin öncü isimlerinden biri olan ve türe kimlik kazandıran Mack Sennett, İtalyan Commedia dell’arte ilkesine göre çekilmiş beş yüzden fazla kısa film çekti. Başlangıçta kariyer hedefi olarak operayı seçmiş olmasına rağmen, New York City’deki Bowery Burlesque’de bir pandomim atının arka yarısı olarak yaptığı ilk gösterisinin ardından kariyer hedefini değiştirerek pandomimi seçti. Sennett’ın komedisi sözlü olmaktan ziyade fizikseldi.

1908 yılında sinemanın öncülerinden D.W. Griffith, Sennett’ı kanatlarının altına alarak ona bir oyunculuk işi verdi. Daha sonra senaryo ve yönetmenlik işleri de yapmaya başlayan Sennett daha sonra kendi şirketini kurmaya karar verdi. İki arkadaşının finansal desteğiyle 1912’de Keystone Pictures’ı kuran Sennett burada slapstick komedi tarzını mükemmelleştirdi. Sahip olduğu nüfuz sayesinde, sinemanın uzun metrajlı filmlere ve daha ayrıntılı anlatı ve karakter temelli komedilere yönelmesine rağmen, çok sayıda başarılı kısa filme imza atmayı başardı.

Keystone Pictures, Charlie Chaplin başta olmak üzere Fatty Arbuckle, Harry Langdon, Ben Turpin ve Gloria Swanson gibi pek çok oyuncuya kariyer yapma fırsatı tanıdı. Bu kısa filmler yüze pasta atma, uçurum kenarında asılı kalma ve araç kovalama gibi fiziksel komedi öğeleri içeriyordu. Sennett, 1930’lu yılların ortalarına kadar slapstick komedi filmlerine devam etti. Ancak bu diyalogsuz ve bol aksiyonlu filmler, sesli filmlerin çekilmeye başlamasıyla birlikte popüleritesini yitirdi.

Mabel Normand, Mack Sennett ve Charles Chaplin

Slapstick Komedi Film Gelenekleri Nelerdir?

Slapstick komedi filmleri tarafından uygulanan belli başlı beş gelenek vardır. Bunlar:

  • Gerçek sonucu olmayan acı
  • Mevcut durumu gerçekçi olmayan bir hale dönüştürme
  • İmkansız durumlar
  • İzleyiciyi şaşırtmak için ani zoom (yakınlaştırma)
  • Yapılması imkansız akrobatik hareketler ve seyircide gerilim yaratmak için ekran dışı seslerin kullanımı

Eski zaman çizgi filmlerinin bu geleneklerin çoğunu yaşattığını söylemek sanırım yanlış olmaz. Yakın dönemdeki film örneklerinin ise bu geleneklerden en az birini uyguladığı görülebilir.

Neden Güleriz?

Slapstick komedinin daha doğrusu fiziksel komedinin bize neden komik geldiğiyle ilgili birkaç teori var. Bu teorilerden en ilginci bebeklik dönemine kadar uzanıyor. Bebeklere ce eee yaptığımızda ya da onları hızlıca havaya kaldırıp indirdiğimizde onların güldüğünü hatta histerik kahkahalar attıklarını görürüz. Verdikleri bu tepki aslında dışarıdan gelen herhangi bir ani uyarana karşı oluşturulmuş savunma mekanizmasının bir dışavurumudur. İleriki yaşlarda fiziksel komediye verilen içgüdüsel tepki de benzer motivasyonlara sahip olabilir. Ani uyaranların sık sık yer aldığı slapstick komediye karşı gösterilen ilginin temelinde de bu durum yatıyor olabilir.

Slapstick komedinin eğlenceli olmasının bir diğer olası nedeni de özellikle yüksek mevkideki birinin saygınlığını ve özdeğerini bir anlığına da olsa kaybetmesinin insanlarda gizli bir rahatlama hissi uyandırıyor olması. O kişi ne kadar önemli olursa olsun yüzüne bir pasta atıldığında ya da bir havuza düştüğünde diğer herkes gibi bozguna uğruyor.

Bazı durumlarda slapstick, icra etmesi oldukça zor bir komedi türü olabilir. Kafaya dökülen sudan ya da popoya atılan tekmeden daha karmaşık şekillerde kendini gösterebilir. Buster Keaton ya da Harry Lloyd gibi akrobatik numaralara sık sık başvuran slapstick komedyenler, mizaha adrenalini de ekleyerek güldürmenin yanı sıra heyecanla karışık bir hayranlık uyandırmışlardır. Bu durum elbette onlara neden güldüğümüzü tek başına açıklamıyor ancak onlara neden saygı duyduğumuz konusunda fikir veriyor.

Gelelim bir diğer teoriye… Slapstick komediye konu olan talihsiz insanlara gülmemizin nedeni belki de olayların bizim başımıza gelmiyor oluşudur. Bu teoriyi temellendirebilecek bir veri ya da kanıt henüz yok. Ancak, aptalca hareketler sonucunda inanılmaz acılar çeken insanların yer aldığı kolaj videoların izlenme sayıları dikkat çekici. Slapstick komedi seviyor oluşumuzun bir diğer nedeni de karmaşa ya da daha doğrusu kargaşaya duyduğumuz gizli çekim olabilir. Tehlikeli ve/veya küçük düşürücü aksiyonları koltuklarımızın güvenliğinde deneyimleme şansı kulağa cazip geliyor.

Bu konuyla ilgili son teori ise, slapstick hikayelerdeki kötü adamların yaptıklarının bedelini anında ve feci yollarla ödüyor olmasının verdiği tatmin. Kötünün ilahi ya da hukuki yollarla vakit kaybetmeden oracıkta cezalandırılması gerçek hayatta geç gelen ya da hiç gelmeyen adalet duygusunun açtığı yaralara bir nevi merhem oluyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Bırakın