18. Filmekimi’nde Yer Alan Tüm Filmler!

Yazan: Gaye Taşkan

The Whistlers / Islıkçılar

İlk gösterimini Cannes Film Festivali’nde yapan Islıkçılar, “Ocean’s” serisi usulü kovalamacalar, silahlı çatışmalar, Sapık göndermesi ve femme fatale’i ile soygun filmi türüne yeni bir soluk ve Romanya usulü bir kara film tadı taşıyor. Filmin kahramanı, buraya özgü ıslık dilini öğrenmek için Kanarya Adaları’ndaki La Gomera’ya giden Romanyalı üçkağıtçı polis Cristi; amacıysa çalınan 30 milyon avronun yerini öğrenmek için mafya babası Zsolt’u hapisten kaçırmak. Filmlerinde alışılmadık mizah duygusunu hiç esirgemeyen Corneliu Porumboiu’nun yönettiği, yapımcılığını Toni Erdmann’ın yönetmeni Maren Ade’nin üstlendiği Islıkçılar, Romanya’nın Oscar adayı ilan edildi.

Sorry We Missed You / Üzgünüz, Size Ulaşamadık

En son 2016’da Ben, Daniel Blake filmini izlediğimiz Loach aynı şehirde, Newcastle’da sözleşmeli çalışanların sıkıntılarından yola çıkıyor ve yine gözyaşlarımızı zorlayacak acı-tatlı bir dramı beyazperdeye aktarıyor. “İşçi sınıfının yönetmeni” olarak birçok başyapıta imza atan Ken Loach, bu kez iki çocuklu bir aileye odaklanıyor. Filmde, telefon app’leri çağında kendi kamyonetini almak isteyen Ricky’nin bu hamlesi, evlere bakıcılığa giden eşi Abby’nin düzenli çalışma hayatını sekteye uğratıyor. Loach’un uzun yıllardır birlikte çalıştığı Paul Laverty’nin senaryosunu yazdığı Sorry We Missed You, Mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarıştı.

Guest of Honour / Onur Konuğu

Atom Egoyan’ın aile dramlarını ne kadar ustalıkla ele aldığını Exotica, Hatırla, Başka Bir Dünya filmleriyle izlemiştik. “Benim yönetmen olarak görevim, insanın karmaşıklığını gösterebilmek” diyen Egoyan, dünya prömiyerini henüz sona eren Venedik Film Festivali’nde yapan Onur Konuğu’nda bir baba-kız arasındaki karmaşık ilişkiye odaklanıyor. Lisede öğretmenlik yapan Veronica, okulda işlediği bir suç yüzünden cezaya çarptırılır. Durumu kayıtsızlıkla karşılayan kızının suçsuzluğuna inanan lokanta denetçisi babası Jim, huzursuzluk ve düş kırıklığını kendi işine ve karakterine yansıtmaya başlar. David Thewlis’in performansı filmde özellikle dikkat çekiyor.

The Truth / La vérité / Saklı Gerçekler

Geçen yıl Altın Palmiye’li filmi Shoplifters / Arakçılar Filmekimi’nde gösterilen Japon yönetmen Hirokazu Kore-eda yine bir aile dramına imza atıyor, üstelik bu kez başrolleri Catherine Deneuve, Juliette Binoche ve Ethan Hawke’a teslim ediyor. Aile dinamiklerini gözlemlerken oyunculuk mesleğine de şiirsel bir açıdan yaklaşan The Truth, Deneuve’ün harika performansıyla canlandırdığı ünlü bir sinema oyuncusunun, anıları yayımlandıktan sonra kızıyla yeniden bir araya gelişini ve yüzleşmelerini anlatıyor. Karakterlerinin küçük dünyalarını “yalanları, gurur, pişmanlık, hüzün, neşe ve barışma çabalarıyla” gözlemleyen Kore-eda’nın Japonya dışında ve Japonca hariç çektiği bu ilk filmi, 2019 Venedik Film Festivali’nin açılışında gösterildi.

The Art of Self Defense / Savunma Sanatı

Karate dünyasında geçen bu kara komedinin başkahramanı bir gece motosikletli bir çete tarafından kıstırılıp dövülerek soyulan ürkek muhasebeci Casey. Kendini korumak adına mahallesindeki karate dojo’suna yazılan Casey, kısa sürede ilerler ve kendini gösterdikçe dojo ustasının gizemli gece derslerine katılmaya hak kazanır. Maço kültürünü absürt noktalara uçuran alfa erkekler, biraderler, egzersizler, gerçek erkeklikle dolu ter kokulu, cesur, sıra dışı komedi olan Savunma Sanatı “yumruklarla tekme, ayaklarla yumruk atmanın önemini” anlatıyor. Riley Stearns’ün yönettiği filmde başrolleri üstlenen Imogen Poots ile Jesse Eisenberg, Vivarium filminin de başrollerindeler.

The Orphanage / Yetimhane

1980’lerin Kabil’i… Bollywood meraklısı, sinemaya âşık bir çocuk… İşgal altında bir ülke… Kendi yaşamından da izler taşıyan ikinci filminde genç Afgan sinemacı Shahrbanoo Sadat, Kabil’de sinemada bilet kesen bir çocuğun polis tarafından Sovyetlerin işlettiği bir yetimhaneye götürülmesiyle gelişen olayları anlatıyor. Afganistan’ı hiç bilmediğimiz, tahmin etmediğimiz bir yönüyle üstelik Bollywood mizansenleri ve müzikleriyle ele alan Yetimhane, ilk gösterimini Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yaptı. Sadat’ın ilk filmi Kurtla Kuzu 2017’de İstanbul Film Festivali’nde gösterilmişti.

The Best Years of A Life / En Güzel Yıllarımız

Claude Lelouch 1966’da dünyayı sarsan kahramanlarıyla yepyeni bir aşk filmine imza atmıştı. “Kendimi hâlâ amatör sayıyorum” diyen usta sinemacının 49. filmi En Güzel Yıllarımız, 53 yıl önce Cannes’da Büyük Ödülü kazanan o aşk filminin, Bir Kadın Bir Erkek’in devamı niteliğinde. Cannes’da yarışma dışı gösterilen filmde Fransız sinemasının en sevilen emektar oyuncularından Jean-Louis Trintignant ile Anouk Aimée aynı rollerini yeniden üstleniyor. “Tüm aşk hikâyeleri kötü biter” diyen Aimée ile bir zamanlar âşık olduğu kadını hiç aklından çıkaramayan Trintignant, bize yeniden sevmenin, beklenmedik aşkların yaşının olmadığını hatırlatıyorlar.

The Lodge / Dağ Evi

Goodnight Mommy / Ölümcül Oyun ile aile gerilimi türüne yepyeni ve son derece ürkütücü bir alan açan yönetmen ikili Veronika Franz ile Severin Fiala, yeni bir aile trajedisiyle beyazperdede. Sundance’te ilk gösterimini yapan Dağ Evi, iki çocuk ve müstakbel üvey annelerinin tipi yüzünden bir dağ kulübesinde mahsur kalışlarını gözlemliyor. Psikolojik gerilimin yavaşça yükselerek tavan yaptığı, beklenmedik sürprizler ve huzursuz edici atmosferiyle Dağ Evi aile sırları, belirsizlikler, kindar çocukların yer aldığı, doğaüstüne de göz kırpan, nefes kesici bir gerilim. Filmin oyuncu kadrosunda Jaeden Lieberher, Riley Keough ve Alicia Silverstone yer alıyor.

Nimic

İzleyicileri ve hayranlarını sürekli şaşırtan Yorgos Lanthimos, bu kez bir kısa filmle Filmekimi’ne konuk oluyor. Dünya prömiyeri Locarno Film Festivali’nde yapılan Nimic, yine Efthimys Filippou’nun senaryosundan çekildi. Lanthimos’un kısa fantezisi Nimic’te profesyonel bir çellocuyu oynayan Matt Dillon, metroda yabancı biriyle karşılaşıyor ve bu karşılaşmanın hayatında beklenmedik sonuçları oluyor. “Kutunun dışına çıkıp biraz düşünmek, uyarıcı fikirlerle uğraşmak hep heyecan veriyor bana.” diyor Yorgos Lanthimos. Lanthimos’un son uzun metrajlı filmi The Favourite / Sarayın Gözdesi, geçen yıl Filmekimi’nin en çok izlenen filmlerinden biri olmuş, 2019’da Olivia Colman’a Oscar kazandırmıştı.

Painted Bird / Boyalı Kuş

Trajik bir şekilde kendi hayatına son veren Jerzy Kosinski’nin tartışmalar yaratan tanınmış ve oldukça sert romanı Boyalı Kuş’un ilk sinema uyarlaması dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptı. Boyalı Kuş, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru çorak, ilkel Doğu Avrupa’da bir yerde, yalnız bir çocuğu izliyor. Kimsesiz kalan Çocuk köyden köye, çiftlikten çiftliğe geçiyor; cahil, hoşgörüsüz, acımasız sivil ve askerlerle karşılaşacağı sonu belirsiz bir yolculuk sürdürüyor. 35mm sinemaskop çekilen siyah-beyaz film, klişeler kadar melodramdan ve duygusal yönlendirmelerden de kaçınarak savaşın dehşetini insan ve doğa manzaralarıyla kahramanı Çocuk’un gözlerinden tarafsız kalarak aktarıyor. Filmi insan ruhunun karanlık derinliklerine doğru bir yolculuk olarak yansıtan Yönetmen Vaclav Marhoul, Boyalı Kuş’un özünde şiir bulunduğunu, etrafı dehşetle sarılı olmasına rağmen Çocuk’un özünün güzel kaldığını söylüyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Bırakın