Ana sayfa Sinema Dünya Sineması Savaş ve Darbelerden Sağ Çıkan Güney Kore Sineması

Savaş ve Darbelerden Sağ Çıkan Güney Kore Sineması

Usta yönetmen Bong Joon Ho‘nun bu yıl Gisaengchung (Parasite) filmiyle Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye Ödülü kazanması üzerine, sinema dünyası gözünü Güney Kore Sineması ‘na çevirdi. Özellikle 1980’li yılların sonlarına doğru başlayan Güney Kore Yeni Dalgası, yereli evrensele dönüştürmekte ustalaşan Koreli sinemacıların yaratıclık ve azmiyle tüm dünyayı etkisi altına almaya başladı. Biz de bu vesileyle Güney Kore‘nin ve paralel olarak Güney Kore Sineması ‘nın tarihini ele alalım dedik. Güney Kore Sineması ‘nı buyurun okuyunuz.

Güney Kore Sineması ve Tarihi

Yaygın inanışın aksine Kore tarihi 1948 yılında başlamamıştır. M.Ö. 3000 yılına kadar uzanan Kore’nin varlığı çeşitli krallık dönemlerinden geçerek 1392-1897 yılları arasında var olmuş ola Joeson Krallığı’na kadar gelmiştir. Kore’nin sinemayla tanışması ise Joeson Krallığı’nın son zamanlarında gerçekleşmiştir. 100. yılında, Kore Sineması’nın ilk zamanlarından günümüze dek süren tarihine göz atalım.

Sinema Sanatının Doğuşu

Eski Kore sinema bilgilerine göre, Kore’nin sinema sanatıyla tanışması, Şangay merkezli İngiliz-Amerikan Yatırım Ortaklığı’na bağlı İngiliz-Amerikan Tütün Şirketi’nin 1898 yılının başlarında Seul’ün Chungmuro bölgesinde sigara satışını teşvik etmek amacıyla gösterdiği kısa filmlerle olmuştur.

Bilet olarak bir adet boş sigara paketinin kabul edildiği bu gösterimler Kore halkı tarafından hızla benimsenmiştir. Öyle ki sonraki yıllarda bilet bedeli bir paketten on pakete çıkarılmıştır. Resmi bir kayıt olmamasına rağmen bu etkinlikler, Kore’deki sinema çevreleri tarafından ilk sinema aktivitesi olarak kabul edilmektedir.

Kayda geçen ilk film gösterimi ise 1903 tarihinde Hwangsŏng sinmun gazetesinde “hareket eden resimler” ifadesi kullanılarak duyurulmuştur. Seul’n Tongdaemun bölgesinde gösterilen bu filmler Henry Collbran ve H.R. Botswick adlı iki Amerikalı tarafından yönetilen Hansŏng Elektrik Şirketi tarafından finanse edilmiştir.

Joseon İmparatoru Gwangmu’nun elektrik gücüne karşı kişisel bir ilgi duymasından dolayı azımsanmayacak bir devlet teşviğiyle kurulan bu şirket Seul halkını, elektrikli tramvay, elektrik lambası ve telefonla tanıştırmasının yanı sıra 1906 yılında Kore’nin geçici ilk sinema salonunu da inşa etmiştir. Ertesi sene Seul’ün batısında üç geçici sinema salonu daha açılmıştır. Kore’nin kalıcı ilk sinema salonu ise 1909 yılında inşa edilmiştir.

Ertesi yıl Kore, Japonya ile yapılan İlhak Antlaşması gereği, resmen Japon İmparatorluğu’na ilhak edilir. Kore’ye batı filmlerinin Amerikan ve İngilizler tarafından ilk geldiği 1890’lı yıllarda, Japonya sinemayla çoktan tanışmıştır.

1896’da Thomas Edison’ın kinetoskopu ertesi yıl ise Lumière kardeşlerin sinematografı Japonya’ya gelmiştir. Sinemayı yakından tanıma fırsatı bulan Japonya, filmlerin propaganda potansiyelini çok erken keşfetmiştir. 1904 yılında Rusya ile savaşta olan Japonya, Koreli kraliyet ailelerine Japonya ordusunun ne kadar etkili olduğunu gösterip onları etkilemek amacıyla savaş görüntülerinden oluşan bir belgesel izletmiştir.

Yapılan psikolojik baskılara rağmen İmparator Gwangmu Japonya ile anlaşma imzalamayı reddetmiştir. Ancak Koreli beş üst düzey yetkili Japonya ile Eulsa anlaşmasını imzalamıştır. Günümüzde bile Koreliler tarafından “Beş Eulsa Suçlusu” olarak anılan bu yetkililerin imzaladığı anlaşmayla, Kore dış işlerinde Japonya’ya bağlı hale gelmiştir. İmparator Gwangmu tahttan çekilmeye zorlanmış ve Japonlar tarafından hapsedilmiştir. 1910 yılında Kore-Japon İlhak Antlaşması gereği Kore, resmen Japon İmparatorluğu’nun himayesi altına girmiştir.

Güney Kore Sineması
İmparator Gwangmu

İşgal Altında Güney Kore Sineması

Kore’nin varlığını Japonya hakimiyeti altında sürdürdüğü 1910-1945 yılları arasında ülkede, Rusya’dan Japonya’ya gelen ve arka planda filmin oynadığı, önde de canlı sahne performansının yapıldığı kino-drama adlı gösterimler popüler hale gelmiştir. Bu dönemde Kore’de açılan tüm sinema salonları Japonya’ya ait olmuş ve bu sinemalarda gösterilen tüm filmlere Japonya karar vermiştir. 1930’lu yıllarda Japonya yapımı belgeseller kadar filmler de Kore’de ilgiyle karşılanmıştır.

21 Ocak 1919’da Japonya esareti altındayken hayatını kaybeden İmparator Gwangmu’nun Japonlar tarafından zehirlenerek öldürüldüğü söylentilerinin yayılması 1 Mart Hareketi’nin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu ayaklanmadan birkaç ay sonra Kore sinema endüstrisi ortaya çıkmış ve 1920’lerde ve 1930’larda gelişmeye devam etmiştir. Bu gelişim süreci Japonya’nın 1937’de Çin’i işgal etmesinden sonra endüstrinin Japon savaş propagandasına maruz kalmasıyla son bulmuştur.

Kore Yapımı İlk Filmler

Kore yapımı ilk filmler, 1919 sonbaharında gösterilen Ŭirijŏk kut’a (Haklı İntikam) ve Kyŏngsŏng chŏnsi-ŭi kyŏng (Seul’den Savaş Manzaraları) adlı kısa filmler olmuştur. Bu filmler Koreliler tarafından yazılıp yönetilmiş olmasına rağmen, filmlerin görüntü yönetmenliği ve kurgusu Miyazawa isimli Japon sinemacı tarafından yapılmıştır. 1919 yılında ayrıca Pang Chŏnghwan tarafndan kurulan ilk Kore sinema dergisi Noksŏng yaymlanmıştır. 1 Mart Hareketi ve İkinci Çin-Japon Savaşı arasındaki kültürel politika dönemi, edebiyat başta olmak üzere tüm sanat dallarındaki kitle iletişim araçlarının da etkisiyle, Japonya işgali altındaki Kore sineması için yaratıcı bir zaman olmuştur.

İlk Koreli görüntü yönetmeni Chigi (Tanıdık) kısa filmini çeken Yi P’iru‘dur. Yi ayrıca, Kore’nin ilk sesli filmi olan Ch’unhyang chŏn‘u (Ch’unhyang’ın Hikayesi) çekmiştir. 1920’li yıllarda pek çok Koreli yönetmen film çekmeye başlamıştır. Bu yönetmenlerin en dikkat çekeni 1923 yılında Wŏlhwa-ŭi maengse (Ayın Altındaki Yemin) filmini çeken Yun Paengnam olmuştur. Koreli sessiz sinema dönemindeki belki de en özgün yönetmen, çoğu filminde aynı zamanda rol alan Na Un Kyu olmuştur. Na’nın 1926 tarihli Arirang filmi, Japon sömürgeci yönetiminin üstü kapalı eleştirisi olarak 1945 öncesi işgal döneminin en çok izlenen ve beğenilen filmi olmuştur. Buna karşın filmin günümüze ulaşmış bir kopyası mevcut değildir.

1920’lerde ve 1930’larda sosyalist etkinin artmasıyla birlikte oluşan politik eğilimlere sahip entelektüel ve sanatsal topluluklar Kore film dünyasını etkilemeye başlamıştır. Bolşevik devriminin Kore kültürü üzerindeki etkisi özellikle Japonya’dan dönen Koreli öğrencilerde görülmeye başlanmıştır. Bu toplulukların en dikkat çekeni 1925 yılında Rus Proleter Yazarlar Birliği’nden esinlenerek oluşturulan Chosŏn p’ŭro yesul tongmaeng (Kore Proleter Sanatçı Federasyonu) olmuştur.

Kore Film Sanatları Kulübü

İki yıl sonra bu federasyon, yönetmen An Chong Hwa‘nın liderliğinde Kore Film Sanatları Kulübü adında bir organizasyon kurmuştur. Edebiyat ve sinemayı, işçi sınıfın ve Kore halkının sömürgeci güçler karşısında özgürleşmesi için bir silah olarak gören organizasyon üyeleri, çeşitli senaryolar yazıp filmlerde rol alırlar.

Klüp, Kim Yu Kyŏng yönetmenliğindeki ilk filmi Yurang‘ı 1928 yılında çekmiştir. Film, sömürgeci toprak ağalarına karşı yükselen çiftçi hareketini konu alır. Yurang konu itibariyle dikkat çekici olsa da geniş kitlelere ulaşamamıştır. Daha sonra ismini Seul Kino (Seul Film Fabrikası) olarak değiştiren Kore Film Sanat Kulübü’nün ikinci filmi yine Kim Yu Kyŏng’un yönettiği Ocak 1929’da gösterime giren Hongga (Karanlık Sokak) olmuştur.

Bu kulübe bağlı diğer gruplar da proleterya temalı filmler yapmaktadır. Bu iki film, yapımcılığını Jinju Nam hyang Kino’nun üstlendiği 1929 tarihli Amno (Dark Road) ve 1930 yılında çekilmiş Chiha ch’on (Underground Village)’dur. Seul Kino ve yönetmen Kim Yu Kyŏng’un çektiği son film 1931 tarihli Hwaryun (Fire Wheel) olmuştur.

Bu filmin ardından 18 Eylül 1931 tarihli Mançurya Olayı’nın da etkisiyle Kore’nin sosyalist sinema adına ilk denemesi olan Kore Film Sanat Kulübü çalışmalarını azaltmıştır. Mançurya Olayı ve sonrasında Japonların Mançurya’da ilerlemesi, Kore’de sanat için ayrılan kaynakların askeri harcamalara yönlendirilmesine neden olmuştur. 1927 ve 1928’de 13-14 olan film sayısı, 1931-1932 arasında 10’a, 1933’te ise 4’e düşmüştür.

Seul Kino nam-ı diğer Kore Film Sanatları Kulübü, kuruluşundan 10 yıl sonra 1935’te dağılmıştır. 1935 sonrasında film çekimleri yeniden yükselse de Japonya’nın 1937’de Çin’e 1941’de ise Amerika Birleşik Devletlerine karşı yürüttüğü savaş sinema ve diğer sanatlar üzerindeki kontrolün artmasına neden olmuştur.

1941’de çıkan Japonya Sinema Yasası gereğince, Kore’deki çoğu film şirketi kapanmış ve Kore hükümetinin kontrolü altında Chosŏn Motion Picture Company adında tek bir film şirketi kurulmuştur. 1945’te Japonya’nın işgaline dek, Kore’de savaş propagandası yapan toplam 25 film çekilmiştir.

Kore’de Özgürlük Dönemi

1945 yılında Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesiyle Kore üzerindeki hakimiyeti sona ermiştir. Bu dönemde Kore sinemasının film finansmanı ve ekipmanı konusunda çoğunlukla Japonya’ya bağımlı olmasından kaynaklı olarak, endüstride durgunluk yaşanmıştır. Ancak bu duruma rağmen sonraki karmaşık yıllarda filmler çekilmeye devam etmiştir. Japonya’nın yenilmesi Korelilere tam bağımsızlık getirmemiş, Soğuk Savaş’ın etkisiyle ülke ikiye bölünmüştür.

Ülkenin güney kısmı ABD, kuzey kısmı ise Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmiştir. Sinema sektöründeki durgunluk Amerikan ordusunun kontrolü altındaki dönemde de devam etmiştir. ABD, Japonya’nın film içeriği, dili ve ithalatı konusundaki kısıtlamaları kaldırmasına rağmen, Koreli sinemacılar düşük film bütçeleri, olanaksızlıklar ve ekipman eksikliğinden dolayı üretim yapamaz hale gelmişlerdir. Bunun üzerine, yönetmen Yun Paek Nam, Kore’deki ABD Ordusu Askeri Hükümeti ile çalışmak üzere bir dizi Koreli film yapımcısını Kore Film Prodüksiyon Merkezi (Chosŏn yŏnghwa kŏnsŏl ponbu) adı altında bir araya getirmiştir.

Bu dönemde çekilen ilk film 1946’nın Mart ayında gösterilen, Yi Ku Yŏng tarafından yönetilen ve yapımcılığını Kyemong Film Club üstlendiği An Chung-kŭn sagi olmuştur. Film 26 Ekim 1909’da Japonya Başbakanı Ito Hirobumi’ye suikast düzenleyen ve ulusal kahraman olarak kabul edilen An Chung Kŭn’un hayatını konu almaktadır.

Aynı yıl çekilen vatanseverlik temalı bir diğer film ise Ch’oe Yŏng Kyu‘nun yönettiği Chayu manse (Özgürlük Çok Yaşa) olmuştur. Bu dönemde Japonya karşıtı, daha sonra ise ABD’nin etkisiyle Komünizm karşıtı temaya sahip filmler çekilmiştir.

Güney Kore Sineması
Chayu manse (Özgürlük Çok Yaşa)

Sessiz Sinemaya Dönüş

1946’da toplamda 4 farklı yapım şirketi tarafından 4 adet film çekilmiştir. Ertesi yıllarda kısa bir dönem film finansmanı ve ekipman sıkıntısından kaynaklı, sessiz sinemaya dönüş yaşanmıştır. Yapımcılar ucuz, 16 milimetre sessiz filmler üretmiştir. Bu filmlerin en dikkat çekeni 1948 yılında Yun Dae Ryong tarafından çekilen Kŏmsa-wa yŏsŏnsaeng (The Inspector and the Woman Teacher) olmuştur. Bu film varlığını halen koruyan en eski Kore sessiz filmidir.

Bu dönem yaşanan bir diğer komplikasyon ise, Hollywood filmlerinin ithal edilmesini ve ülke çapında popüler hale gelmesini sağlayan Central Motion Picture Exchange isimli film dağıtım sisteminin kurulması olmuştur. Bu yüzden çekilen sınırlı sayıdaki Kore filmi, Hollywood filmleriyle rekabet etmek zorunda bırakılmış ve az sayıda kişiyle buluşmuştur.

Ülke topraklarındaki istikrarsız durum, 15 Ağustos 1948’de Güney Kore, resmi adıyla Kore Cumhuriyeti’nin; 9 Eylül 1948 tarihinde ise Kuzey Kore, resmi adıyla Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla bir süre sona ermiştir. Güney Kore’de sinema çoğunlukla kurulan hükümetin ideolojilerini tanıtma amacıyla kullanılmıştır. Dolayısıyla çekilen filmler, Kamu Danışma Bürosu ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından kontrol edilmiştir.

Savaş Dönemi

25 Haziran 1950’de Kuzey Kore, Güney Kore’yi işgal etmiştir. Bunun üzerine Güney Kore Birleşmiş Milletler’e yardım çağrısında bulunmuştur. 27 Haziran 1953 tarihinde sona eren savaş arkasında bir harabe bırakmıştır. Savaş süresince film yapım etkinlikleri basın bültenleri ve belgesellerle sınırlı kalmıştır.

Etkin bir dağıtım ağının olmayışı ve savaşta çok sayıda sinema salonu, film ekipmanları ve altyapının kaybedilmesi sonucu, ana akım film yapımı ve dağıtımı neredeyse imkansız hale gelmiştir. Savaş sonunda Kuzey Kore, Güney Kore’den çok sayıda nitelikli personel ve değerli ekipman çalmıştır.

Savaş Sonrası Güney Kore Sineması

Yıkıcı iç savaşın ardından başkanlığını devam ettiren Yi Sŭngman, ülkedeki film endüstrisinin gelişimi için adımlar atmıştır. Bu adımlardan en dikkat çekeni Kore’de yapılan filmlerin gösterim bedelindeki vergi muafiyeti olmuştur. Hükümetin girişimleri sonuç vermiş ve çekilen film sayısı artmıştır.

Stüdyoların yenilenmesi, dağıtım ağının yeniden oluşturulması ve yeni sinema salonlarının inşa edilmesiyle endüstri hareketlenmiştir. 1950’ler Kore Sineması’nın gençleşme dönemi olarak kabul edilse de, Başkan Yi Sŭngman muhalefeti bastırarak diktatörlüğünü sürdürdüğü görev süresi boyunca film endsütri faaliyetlerini kontrol altında tutmuştur.

1955 yılında sinema faaliyetlerinin kontrolü Kültür ve Milli Eğitim Bakanlığı’na verilmiş ve Sansür Yasası kabul edilmiştir. 1960 yılında Yi Sŭngman’a karşı başlatılan 19 Nisan Hareketi’nden sonra, Film Etik Kurulu adında bir organizasyon kurulmuştur.

Ancak 16 Mayıs 1961’de gerçekleşen askeri darbe sonucunda organizasyonun varlığına son verilmiştir. Bu dönemde, kurulan yeni hükümetin kurduğu organizasyonlar ve sağ ve sol arasındaki çatışma ülkedeki karmaşayı körüklemiştir.

Sinema Filmi Yasası

1961 ve 1972 yılları arasındaki Üçüncü Cumhuriyet döneminde, otoriter yönetime dayanan bir dizi düzenleme ve sistem kurulmuştur. Bu düzenlemelerden biri 1962’de kabul edilen Sinema Filmi Yasası’dır. (995 Yasası) Bu yasa ile, film çekmeden önce Kamu Bilgilendirme Bakanı’ndan izin almak mecburi hale gelmiştir. Sinema Filmi Yasası üç temel kurala dayanmıştır. Bunlar: Film yapımından önce onay, film yapımcılarının tescili ve filmlerin ithal ve ihracından önce devlet onayı.

Bu yasanın esas amacı toplumun fikirlerini kontrol altında tutmak ve anti-komünist ideolojiyi aşılamaktır. 26 Aralık 1962 tarihli revize edilmiş anayasada “sansür” kelimesi kullanılmıştır. Revize edilmiş Sinema Filmi Yasası gereğince (1830, 1966 sayılı Kanun) yapım öncesi rapor verme ve senaryonun sansürlenmesinden oluşan çift sansür sistemi kurulmuştur. Yönetmeliklere uymayan film yapımcılarının çalışmalarının durdurulmasına karar verilmiştir.

Kamu Performans Yasasının 31 Aralık 1975 tarihli revizyonu ile Kore Performans Etik Kurulu kurulmuştur. Bu kuruluş özel olarak görülmesine rağmen, Kültür Bakanlığı tarafından yönetilmiş ve desteklenmiştir. Kore Sineması, Dördüncü Cumhuriyet Anayasası’nda yer alan ve baskısı gittikçe artan Sinema Filmi Yasası nam-ı diğer “Canlandırıcı Reform” ile uzun ve karanlık bir dönem geçirmiştir.

Beşinci Cumhuriyet Anayasası ile birlikte Sinema Filmi Yasası (Yasa 3776, 31 Aralık 1984) beşinci kez revize edilmiş ve sansür kaldırılmıştır. Bunun yerine, bir “müzakere öncesi” sistem kabul edilmiştir. Ancak, gözden geçirilmiş düzenleme sadece kağıt üzerinde olmuştur ve özünde sansür değişmemiştir. Diğer bir deyişle, filmler üzerine tartışma, konular, standartlar ve süreç açısından neredeyse sansürle aynı olmuştur.

Komunizm yanlısı ya da hükümet lkarşıtı filmlerin gösterilmesine hatta çekilmesine izin verilmemiştir. Tek yeni şey, genel demokratikleşme ruh halini ve cinsiyete karşı daha açık bir tutumu yansıtan bazı erotik filmlere izin verilmesi olmuştur. Bununla birlikte, bu tür erotik filmler, açıklık konusunda tartışmalara neden olmuş ve bu tür filmlerin periyodik olarak kontrol edilmesine yol açmıştır. Halk sonunda Kore yapımı filmlerin düşük sınıf olduğu fikrine kapılmış ve sinemaya sırtını dönmüştür.

Güney Kore Sineması ‘nda Yeni Dalga

Haziran 1987’deki demokratikleşme hareketiyle birlikte filmler, halkın demokrasi arzusunu yansıtmaya başlamıştır. Bu dönemde Kore filmleri uluslararası festivallerin de dikkatini çekmeye başlamıştır.

Im Kwon Taek’in 1987 tarihli melodraması Adada Montreal Film Festivali’nde ilgiyle karşılanmıştır. Yönetmenin aynı yıl çektiği Sibaji (The Surrogate Woman) filmi de 44. Venedik Film Festivali’nde gösterilmiş ve “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”nün sahibi olmuştur. 1987’de ayrıca Lee Jang Ho’nun yönettiği Nageuneneun kileseodo swiji anhneunda (The Man with Three Coffins) Berlin Film Festivali’nde Caligari Film Ödülü’nün sahibi olmuştur. Eleştirmenler 1980’lerin sonundaki bu canlanma dönemini “Kore Yeni Dalgası” olarak nitelendirmişlerdir.

Bu dönemin en dikkat çekici yönetmenleri Jang Sun Woo ile Park Kwang Su’dur. Jang Sun Woo’nun 1987 tarihli filmi Songgong Sidae (The Age of Success | A Taste of Heaven) ile Park Kwang Su’nun Chilsu wa Mansu (Chilsu and Mansu) filmi “Yeni Dalga” döneminin ilk yapımlarındandır.

Yeni Dalga Dönemin öne çıkan diğer filmleri:

Sae Sang Bakuro [(Out of the World), Yeo Kyun Dong, 1994]
Najeun moksori [(The Murmuring), Byun Young Joo, 1995]
Daijiga umule pajinnal [(The Day a Pig Fell into the Well),  Hong Sang Soo, 1996]
Sechinku [(Three Friends), Yeo Kyun Dong, 1996]
Motel Seoninjang [(Motel Cactus), Park Ki Yong, 1997]
Chorok mulkogi [(Green Fish), Lee Chang Dong, 1997]
Choyonghan kajok [(The Quiet Family), Kim Jee Woon, 1998] olmuştur.

Güney Kore Sineması
The Quiet Family

2000’li yıllarda Kore Sineması halkın da dikkatini çekerek, onca yıldır hüküm süren Hollywood filmlerinin önüne geçerek büyük bir başarı elde etmiştir. Bu dönemin en önemli yapımları şunlardır:

Chunhyangdyun [(Chunhyang), Im Kwon Taek, 2000]
Flandersui gae [(Barking Dogs Never Bite), Bong Joon Ho, 2000]
Yeopgijeogin geunyeo [(My Sassy Girl), Kwak Jae Young, 2001]
Janghwa, Hongryeon [(A Tale of Two Sisters), Kim Jee Woon, 2003]
Dalkomhan insaeng [(A Bittersweet Life), Kim Jee Woon, 2005]

Park Chan Wook‘un ses getiren “İntikam Üçlemesi”
Boksuneun naui geot [(Sympathy for Mr. Vengeance), 2002]
Oleuboi [(Oldboy), 2003]
Chinjeolhan geumjassi [(Lady Vengeance), 2005]

Kim Ki Duk filmleri
Samaria [(Samaritan Girl), 2004]
Hwal [(The Bow), 2005]
Shi Gan [(Time), 2006]

Özetle tarihi işgal, sömürge, savaş ve sansürlerle dolu olan Kore’de sinemanın gelişimi zaman zaman durma noktasına gelse de hiçbir zaman geriye gitmemiştir. Özellikle son 30 yıldaki yükselişiyle dünya sinemasının vazgeçilmez bir parçası olmuştur.

Kaynakça:
Contemporary Korean Cinema: Challenges and the Transformation of ‘Planet Hallyuwood’
Freedom of Speech and Cinema: The History of Korean Film Censorship
The Origins of North Korean Cinema: Art and Propaganda in the Democratic People’s Republic

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazın