Ana sayfa Sinema Röportajlar Düşlerine Dönmek İsteyen Genç Yönetmen: Elif Sözen

Düşlerine Dönmek İsteyen Genç Yönetmen: Elif Sözen

Elif Sözen, yıllardır reklam yönetmen yardımcılığı ve sinema filmlerinde yönetmen yardımcılığı yapmış genç bir isim. Yönetmenlik koltuğuna oturduğu ilk kısa filmi “Kutlama” ile adından çokça bahsettirmeyi başardı. Birçok festivalden ödülle döndü. Kutlama’da, bir çocuğun gözünden kurban bayramı seremonisinin yorumunu izledik. Masalsı bir tarzı olan genç yönetmen ikinci kısa metraj filmi “Bir” i çekmeye başladı bile. İkinci kısa filminde Uygulayıcı Yapımcılığı genç yönetmenleri desteklediğini bildiğimiz Tolga Karaçelik üstleniyor.

Sektörde kadın olmanın zorlukları var mı? Bu konuya ilişkin sorunlar artık daha görünür olmaya başladı. Zorlukları neler?

Ben sektörde sinema filmleri ve reklam filmlerinde yardımcı yönetmen olarak çalışıyorum yani bu sektörün emekçisiyim de. Son iki yıldır ise çok eskiden beri yapmayı arzu ettiğim, kendi filmlerimi de yapıyor, onlar için de uğraşıyorum. Sektör çalışanı olarak hayatı sürdürmek kadın erkek herkes için zor. Hala yeri geldiğinde yapılmayan sigortalar, düzensiz ödemeler, insani çalışma koşulları için bile mücadele veriyoruz. Bunun yanında kadın olmanın ise, bulunduğunuz ekibe, çalıştığınız ya da çalışmak zorunda olduğunuz kişilere, onların karakteri ve yaklaşımına göre şekillenen zorlukları var. Maalesef bu değişkenliğin ortasında çoğunlukla gardımızı alarak var oluyoruz. Ayrıca hiyerarşik düzende kadın olarak kendine insanları inandırmak, bir erkeğe göre çok daha zor oluyor, yine maalesef.

Türkiye’deki bağımsız sinema üzerine neler söylemek istersiniz? Bağımsız sinemada ele alınan hikayeler, ödüller, festivaller kapsamında bağımsız sinemayı nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye’de bağımsız sinemada uzun yıllardır çoğunlukla kendini tekrar eden bir anlatım tarzının yerleştiğini, hatta bunun bazı yönetmen ve yapımcılar için bir festival garantisi olarak görüldüğünü düşünüyorum. İçinin dürtüsüne değil, zamanın gözdesine uydurulan bu birkaç kollu sinema dili elbette sahtelik yaratıyor. Daha açık, bulunduğumuz coğrafyadan, Anadolu’dan, geleneklerin renklerinden, insanlardan, onların ilişkilerinden ilham alan filmlerin; ayrıca muzip anlatım tarzının da eksikliğini hissediyorum. Varoluş sancılarımız dahi olsa, babamız bizi sevmediyse de biz bu coğrafyada öyle güzel hayat çözümleri üretir öyle güzel güleriz ki, bizi yaşatan da işte budur. Eksik olduğunu düşündüğüm bir diğer husus da; bir başkası gibi değil, tam da kendisi gibi olmayı arzulayan genç yönetmenlerin azlığı. Umutluyum fakat.

Kutlama
Adınızın duyulduğu ilk filminiz Kutlama’dan ve aldığı ödüllerden bahsedebilir misiniz?

Bir evvelki ve ilk filmim olan Kutlama, bir kız çocuğunun Kurban Bayramı dolayısı ile bahçelerinde beslenen koyun Misket’i kurtarma serüvenini anlatıyor. Kutlama, dünyanın ve ülkemizin birçok festivalinde gösterildi. Dünya prömiyeri Uluslararası Tayland Film Festivali’ndeydi, ardından Çin, Bogota, Hindistan, Dubai… İngiltere’de Coventry Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü aldık, Bogota Hayvan Hakları Festivali’nden Jüri Özel Ödülü. Ardından çok önemsediğimiz festival Filmmor, Kutlama dolayısı ile Mor Kamera Umut Veren Genç Yönetmen ödülü için beni layık gördü. Türkiye’nin birçok yerinde filmimizi izleyici ile buluştu. Hepsinde yer alamasam da bir çoğunda bulunmaya, yorumları duymaya çalıştım. Oldukça güzel tepkiler aldı Kutlama. Farklı kesimlerden birçok kişi filmimizi sevip sahiplendi. Filmi izledikten sonra, insanların gözlerindeki o ışık ve ortak heyecanımız ise benim için en büyük ödüldü galiba.

Kutlama’nın yapım süreci nasıldı? Bağımsız sinemanın kanayan yarası bütçe bulma zorlukları, bu süreç nasıldı?

Kendimi bildim bileli sinefilim. Çok uzun zamandır da kendi filmlerimi çekmeyi arzuluyordum. Bunu öğretir belki bana diye yıllar evvel işimi gücümü bırakıp reji asistanı bile oldum. Birçok fikir zihnimde gelip gidiyordu fakat hiçbiriyle Kutlama’daki gibi bir bağ kurmamıştım. Kutlama’yı yazdığımda ise büyük bir dürtü ve arzuyla onu hayata geçirmek istedim. İlk film tecrübesizliği yahut heyecanın baskınlığından da olabilir, bütçe arayışına girmedim. O süreci yürütmeyi de bilmiyordum ve festivallerden, kısa filmcilerden bir tanıdık grubum da yoktu. Eskişehir’de beraber okuduğumuz, şimdi de sektörde her biri kendi alanında yetkin yakın arkadaşlarımla fikrimi paylaştım, “Hadi yapalım” dedik. Kendi kişisel bütçemden harcadım, annem biraz destek oldu. En büyük desteği de arkadaşlarımdan ve sektördeki insanlardan gördüm. Beni tanıyan, tanımayan birçok kişi Kutlama’ya inandı ve filmimiz için heyecanla çalışıp ona çok destek oldular. Yoksa böyle bir bütçe ile prodüksiyonu ve post prodüksiyonu böylesine büyük bir filmin altından kalkmamız çok zor olurdu.

Bir
Gelelim yeni filminiz “Bir”e… “Bir” nasıl bir film olacak? İzleyiciyi ne bekliyor?

Bir’de İstanbul keşmekeşinde kendilerine kandırmacalı bir iş modeli bulan Aylin ve annesi Nazlı’yı anlatacağız. İçinde bulunduğumuz rengarenk çürümüşlüğe küçücük bir hikayeden bakacağız. Beyoğlu’nu, o kocaman hayatları sırtlayan “küçük” insanları anlatacağız.

Durmadan kendini doğuran kapitalist düzene çentikler atma arzusundayım Bir ile. Hep karşılaştığımız insanlara ve karşılaşmaktan kaçtığımız kendimize minik iğneler batırıp kaşındırmayı istiyorum. Umarım güzel olur.

Tolga Karaçelik Bir’in uygulayıcı yapımcısı. Bu süreç nasıl gelişti?

Tolga Karaçelik sektörde genç yönetmenleri, hikaye anlatıcılarını yüreklendiren, destek olan, bu yönüyle çağdaşlarına da örnek olmasını dilediğim bir sinemacı. Bizim tanışıklığımız Gişe Memuru’nun Eskişehir’de yaptığımız Palto Film Günleri’ne gelmesine dayanıyor. Gerçi bizim onu tanımamız daha da eskiye, gönlümüzü şenlendiren Rapunzel’e uzanır. Gişe Memuru’nun da Tolga’nın da yeri bizim için hep ayrıdır. Sonra sektörde temasımız bir şekilde devam etti. Kutlama’yı çektiğimde ona göndermiştim, çok güzel yorumları oldu. Yeni filmin senaryosunu yazdığımda ise, bunu Kutlama gibi sessiz sedasız çekmek yerine destek bulmak istediğimden bahsettim. “Bir uygulayıcı yapımcım mı olsa?” diyordum. “–Ben olurum!” Dedi. Şahane oldu.

Bir
Peki her şeyin durduğu bu pandemi döneminde filminiz için nasıl bütçe buldunuz?

Aslında ilk olarak Kültür Bakanlığı’na başvurmak istedim. Fakat bakanlığın fonu en erken 2021 yılında çıkabiliyordu. Ardından festival desteklerine baktım, fakat pandemi sebebiyle birçok festival iptal olmuştu. Çıkmama ihtimali de olan belirsiz bir tarihteki bir desteğe umut bağlamak yerine, senaryonun dumanı üstündeyken çekme isteğim daha baskın geldi. Mayıs’ta yazdığım senaryom için Temmuz sonunda Fongogo sayfası açtım. Tanıdığım, tanımadığım; bizi sevenlerle birlikte bizi hiç bilmeyen de birçok insanın desteğini gördük. Bir hafta gibi bir sürede hedeflediğimiz meblağa ulaştık, hatta aştık. Böylelikle filmimizi çekebilmek için ihtiyacımız olan fon sağlanmış oldu. Şimdiden hep birlikte yaptığımız bir iş haline geldi. Güzel niyetler de cabası. Bununla birlikte sektörden ve ekipten birçok kişinin desteği ve özverisi, Bir’i çok daha nitelikli hale getirecek imkanları bize sunuyor, bu da apayrı bir destek. Herkese buradan teşekkür ederim.

Diğer filmde zorlanıp bu filmde daha kolay oldu dediğiniz şeyler var mı?

İlk filmimde birçok tecrübe edindim. Ne kadar bu sektörün içinde de olsam, kendi filmimi yapmak apayrı bir deneyim oldu benim için. Kutlama’ya nazaran Bir’de ön hazırlık için uzun ve detaylı bir zaman ayırdım. Zihinsel ve çevresel faktörleri ona uygun şekillendirmeye çalışıyorum. Şu an ekibimiz ve oyuncularımız ile birlikte her ayrıntıyı gözeterek planladığımız o çalışma süresini yürütüyoruz. Bunun yanı sıra, Kutlama’da plansızlık ya da zamansızlıktan hızlandırdığımız, geçiştirmek durumunda kaldığımız detayları Bir’de gözetmeye çalışıyorum. Filmin ekibini uzun zaman önceden kesinleştirip, ekipmanlarımızı ayarladık, keza mekanlarımızı da belirledik. Hatta filmde kullanacağımız müziğin iznini bile almış bulunduk. Böylelikle filmin zihnimdeki yolculuğu çok daha önceden birçok etmenle başladı. Sıklıkla ekipteki herkesin fikrini dinleyebildiğimiz, mekan gezisi yaptığımız, ekip arkadaşları ve oyuncular ile ayrı ayrı ve beraber görüşüp çalıştığımız bir süreç yaşıyoruz. Ben ve o kemik kadromuz ayrıntılı çalışmayı seven insanlarız galiba. Böyle ilerlemesi de içimi rahatlatıyor. Umarım çekimlerimiz de dilediğimiz gibi geçer ve nur topu gibi bir yeni çiçeğimiz olur.

Bir
Uzun metraj film için düşünceleriniz, hikayeleriniz var mı? Ne zaman izleyeceğiz uzun metraj filminizi?

Uzun metrajlı film ve filmler çekmeyi istiyorum, umarım kısmet olur. Zihnimde fikirler var. Yazıyorum da. Düşünüp, üzerine detaylıca çalışıp, oldu diyeceğim zamanları iple çekiyorum. Gerçeklerden beslense de, yaşadığımız yerlerin ritminden ilhamını alan, insanlarının aklı ve ruhuna dokunan, incelikli, masalsı yine de biraz muzip hikayeler anlatmak istiyorum. Bir köy hikayesi de var aklımda, bakalım.

Peki ilham veren yönetmenleriniz var mı? Ya da etkilendikleriniz?

Çok fazla var galiba ve onları çok seviyorum. Zaman zaman şu dönemde yaşadığıma sadece onlar benden önce var oldular yahut hala varlar ve böylelikle filmlerini izleyebiliyorum, bir şekilde tanıyabiliyorum diye seviniyorum.

Ingmar Bergman, Theo Angelopoulos, Yasujiro Ozu, Agnes Varda, François Truffaut, Sergei Parajanov, Satyajit Ray, Akira Kurosawa, Abbas Kiarostami, Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan, Hirokazu Koreeda, Andrey Zvyagintsev, Kim Ki-duk, Paul Thomas Anderson, Majid Majidi, Lucrecia Martel… hepsine çok teşekkür ederim ve unuttuklarım da beni affetsin lütfen 

Yeni yönetmen adaylara tavsiye var mı?

Kendimi tavsiye verecek olgunlukta bulmasam da şunları söyleyebilirim: İnandıkları fikirlerin peşine düşsünler, onları yazsınlar ve onlar için çalışsınlar. Bir de hayal kursunlar, yalnız kalsınlar, gökyüzüne, ağaçlara ve suya baksınlar. Güzel filmler izlesinler. Çok film değil, güzel filmler.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazın