Korku sineması nedense bana hep dışlanmış bir tarz gibi gelir. Gereken özeni göstermiyor, diğer türler kadar üzerine konuşmuyoruz diye düşünüyorum. Elbette kişisel zevklere hitap eden bir tarz, elbette ben de bazı korku filmlerini izlerken anlamsızca ekrana bakıyorum. Fakat bazı klasikler ve klasikleri takip eden, klasik olma yolunda ilerleyenleri var ki izlemeye değer. O zaman sizleri şimdi 20 bağımsız korku filmiyle baş başa bırakıyorum. Maraton başlasın!

Night Of The Living Dead(1990)

Night Of The Living Dead, George A. Romero’nun 1968 yapımı filminin yeniden çekimidir. Bir buçuk saat süren film, klostrofobisi olanlar için oldukça sıkıntılı geçecek. Klasiklerin baş tacı olan bu filmi izlemediyseniz şayet listenizin en üst sırasına yerleştirin.

I Saw The Devil(2010)

Uzak Doğu filmlerine hayran olanlar için müthiş bir Kore yapımı korku filmi. Kim Jee-Woon’un yönetmen koltuğunda oturduğu 2010 yapımı bu korku filmi yakın dönemde çekilen ve en dikkat çeken bağımsız korkulardan biri.

Halloween(1978)

Listedeki en klişe korku filmi olabilir. Fakat izlemeden geçtiyseniz bu ayıbı örtmenin zamanı geldi! John Carpenter oturduğu her korku filmi sandalyesinde büyük başarılara imza atıyor muhakkakki. Halloween ise ustayı unutulmazlar arasına sokan en önemli filmlerinden biri.

The Evil Dead(1981)

Evet, geldik listenin bir diğer klişe filmine. Klişe dediysem yanlış anlamayın, bunlar güzel klişeler. The Evil Dead aslında üç filmlik bir seri ama biz birinincinin yerine hiçbirini koyamadığımız için bugün ortamlarda bu filmi övüyoruz.

The Signal(2007)

Tv kanallarındaki gizemli bir sinyalin herkesi etkilemesinin anlatıldığı film aslında ilginç konusuyla dikkat çekiyor. Bol kanlı sahneleri ve izlediği her sahnede gerilmeyi sevenler için bu film adeta hazine niteliğinde.

The Texas Chain Saw Massacre(1974)

“Getir onu” repliğiyle hafızalarımıza kazınan bu film bana göre sinema tarihinin en iyi üç korku filminden beri. Her dakikası bol gerilimli ve kovalamacalı film son dakikaya kadar insanı ekrana kilitliyor.

The House of the Devil(2009)

“Bebek bakıcılığı ne kadar tehlikeli olabilir ki?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Fazlasıyla tehlikeli olabilir. Bu film işte bunun kanıtı. Ya siz bebek bakmaya gittiğiniz bir evde satanist ayiniyle karşılaşsaydınız ne yapardınız?

The Devil’s Backbone(2001)

İspanya’daki iç savaş sırasında geçen bir hayalet filmi bu film. Film bittiğinde hem korkumuş hissedecek, bir yandan da ağlayacaksınız. Enteresan ve muhakkak izlenmesi gereken filmlerden.

Severance(2006)

Zaman zaman komik sahnelerle kanlı sahnelerin üzerinin örtülmeye çalışıldığı filmi midesi kuvvetli olmayanlar izlemesin derim.

Slither(2006)

Bilimkurgu, korku, komedi; ne ararsanız bu filmde var. Adından da anlaşılabileceği gibi bu filmi izlerken bol bol iğrenme duygusunu tadacaksınız.

Dawn Of The Dead(1978)

Zombi filmleri aslında pek bana göre değildir. Tabii bana göre değil diye bu listeyi tamamen şahsi bir alana dönüştüremezdim. Gelmiş geçmiş en ünlü filmlerden biridir kendisi. Ve listedeki tahtını her daim koruyacak. Yaşayan Ölüler serisinin ikinci filmi olan bu filmbağımsız sinemanın da unutulmayacakları arasındadır.

Eraserhead(1977)

David Lynch ismini vermek çoğu zaman filmlere öyle bir referans oluyor ki açıklama yapmaya gerek kalmıyor. Lynch’in ilk uzun metrajı olması özelliği taşıyan film izleyicileri ve otoriteleri ikiye bölmüş durumda. Kimisi kült olduğunu iddia ederken bir diğer tarafsa bunun karşısında duruyor. Ben kült diyenlerin tarafındayım. Siz de izledikten sonra kendi tarafınızı belirleyin.

Let The Right One In(2008)

Yeni nesil vampir filmlerinin en dikkat çekenlerindendir kendisi. İsveç yapımı film, aynı isimli romandan uyarlama. Bir de müjdem var bu filmi sevenler için. Filmin bir de dizisi gelecek söylentileri uzun zamandır kulaklarımızda. Hadi bakalım!

Black Christmas(1974)

Kanada yapımı slasher türündeki bu film mutlu geçmesi gereken bir gecenin nasıl kabusa dönüşeceğini gösteriyor bizlere. Fazla söze gerek yok, doyasıya gerilim, doyasıya korku için bu filmi mutlaka izlemeniz gerekiyor.

Paranormal Activity(2007)

Üzerine çok da konuşulması gerekmeyen bir film Paranormal Activity. Biliyorsunuz ki çok sevildikten sonra hızlarını alamayıp yirminci filmlerini de çektiler. Şaka yapıyorum tabii ki sadece altı film çektiler!

Funny Games(1997)

Michael Haneke şüphesiz ki en sevdiğim yönetmenlerden biri. Funny Games’te sanıyorum ki yönetmenin en sevdiğim filmi. Sizi sinir krizlerine sokacak, tırnak yedirtecek bu kült film sadece korku filmleri listenizin değil en sevdiğim filmler listenizin üst sıralarında olsun.

The Blair Witch Project(1999)

Çekimlerin tamamı gerçek denerek pazarlanan film ulaşmak istediği başarıya ulaştı diyebiliriz. Herkesin el kamerası alarak belgesel çekmesini sağlayan film hala kendini izleten ve sevdiren korku filmlerinden biri.

The Girl Next Door(2007)

Gerçek hikayeden uyarlanan bu film izleyicileri ikiye ayırıyor. Kimi filmi çok beğenirken, kimi zaman kaybı olarak görüyor. Her iki halükarda da filmin gerçekten yaşanmış bir olay olduğunu bilmek sinirlerinizi epey geriyor.

Ginger Snaps(2000)

Kurtadam filmlerini sevenler için ilaç gibi bir film. Kurtadam tarafından ısırılan kardeşler ve bu kardeşlerden birinin kurtarılmak istememesi üzerinden ilerleyen film, korkuyu iliklerinizde hissettirecek.

Martyrs(2008)

Fransa-Kanada ortak yapımı olan bu film, 10 yaşındaki bir kız çocuğunun işkence odasından kurtulduktan 15 yıl sonrasını anlatıyor. İntikam acımasızca ve soğuk yenen bir yemektir. Çocuklar büyür ve sizin için muhakkak geri dönerler!