Hit The Road : Yol, Sürgün Değilse Güzeldir

Yazan: Semiha İktüeren

“Evini, her yere sırtında taşıyan biri nasıl huzur bulur? “

Sarkis

Cannes Film Festivali’nde yarışan, Panah Panahi’nin ilk uzun metraj filmi Hit The Road izleyici ile buluştu. Film tam bir yol hikayesi. Dört kişilik İranlı bir ailenin oğulları Ferit’i sınıra götürme maceralarını anlatıyor. Bu yola neden çıktıklarını filmin yarısına kadar neredeyse anlamıyoruz ve sorgulamıyoruz. Bu yolculukta ailenin ölüm döşeğindeki hasta köpeği Jessy ve onunla girilen maceralar, İran’ın milli takımındaki bisiklet sürücüleri ve sakatlanan bir sürücü de bize eşlik eder. Bazen curcunaya dönen ve eğlenceli gibi görünen bu yolculuk aslında ayrılığa giden hüzünlü bir sonat niteliği taşıyor.

Filmin başarısı bu dar alanda bizi güldürdüğü sahnelerin hemen ardından anne ve babanın bakışları ile gerçeğe dönmemizi trajik olanı yine görmemizi sağlayabiliyor olması ama bu trajik gerçek aslında Godot gibi ortada olmayan…

Büyük bir bölümünü arabanın içinden takip ettiğimiz filmde, araç bir kamusal alan mıdır yoksa özel alan mıdır sorusunu akıllara getiriyor. Araç, İran da önemli bir araf olarak karşımıza çıkıyor. Yakın bir tarihte baş örtüsü zorunluluğunun geçerli olduğu bir alan mı yoksa özel alana mı girdiği tartışmalarının yaşanması da bunu kanıtlar nitelikte… Klostrofobik bir alan olmasına rağmen joker karakter ailenin küçük oğlu sayesinde keyifli ve bizi gülümseten sahnelerin bir numaralı mekânı olmayı başarıyor.

Hit The Road

Gizemli bir yolculuk… Ailenin bu yolculuğa neden çıktığını bilmiyoruz. Hatta filmin yarısına geldiğimizde bu yolculuğun tedirginlik dolu olduğunu anlıyoruz.

Küçük oğlanın filmin joker karakteri olarak herkesi idare eden ve laf cambazı halleri, babanın alaycılığı, annenin tüm aileye karşı olan kapsayıcılığı ve sevgisi, büyük oğlanın ise ailedeki vicdan azabı gizemini sürdürmesi…

Müziklerin az kullanıldığı bu filmde özellikle İran pop şarkıcısı Shahram Shabpareh’in Deyar şarkısının çaldığı sahne ailenin yolculuğunun en hüzünlü anlarında neşenin ve gözyaşının içiçe geçtiği bir anı temsil ediyor. Belirsizliğe uğurlanan büyük oğlan Ferit’in ardından… Sözleri bir devrim eleştirisi taşıyan şarkıda, İran; sürgün ülkesi olarak tasvir ediliyor. Alaycı bir şekilde bir ülke havasına sahip olsam da sürgün ülkesiyim deniliyor… Neşeli bir besteye sahip olması filmdeki ironik yapıya çok uygun. Hit The Road da ne kadar neşeli ve orijinal diyaloglara sahip olsa da o kaçışın kasveti ve bilinmeze yolculuğun hüznü her kareye siniyor.

İran pop müziği Türkiye’deki gelişimine yakın olarak 1950lerde çıkış yaparken 1979 yılında İran devrimi ile birlikte 10 yıl kadar süren bir yasaklı döneme girer. Bu yasaklı dönemde İran’ın pop müzik kültürünü devam ettiren müzisyenler İran diasporasını oluşturan İran dışında yaşayanlar olur. Shahram da onlardan biridir. Yasağın bir sonraki yılında patlayan Deyar şarkısı buna örnektir. Hala çokça sevilen bir şarkı olan Deyar filmde etkileyici bir yere sahip. İran müziği tarihsel olarak Türkler ve Arapların notalama ve makam şeklini etkileyen güçlü bir yapıya sahip. İran, MÖ 3. bin yıla kadar uzanan eski karmaşık enstrümanların doğum yeri. Şiirin beşiği olan İran da müzik de hayatın bir parçası olagelmiş. Zerdüşt ve İslam geleneğinde müzik ile yapılan ritüeller halen sürmektedir.

Hit The Road
Brooklyn_Museum_-Bahram Gur ve Saraylılar Müzisyen Barbad’ın Eğlendiği (Barbad alt sağ). Firdevsi’nin Şehname’sinin bir el yazmasından, 17. yüzyılın ikinci yarısı.(d._1020)

Fars müziğinin kurucusu olarak bilinen Barbad’ın ardından Farabi “Musiki’yi Kebir” adlı eserini ortaya koyar ve İran müziğinin yazılı hale gelerek aktarılmasını sağlar. Aristoteles geleneğini takip eden Farabi bu eserinde sesin oluşması ve müzik teorilerine dair de bilgileri kaleme alır.

Ahameniş, Sasaniler, Akatlar, Abbasiler gibi birçok döneme ev sahipliği yapan kadim İran geleneği çevresindeki tüm kültürleri etkilemeyi başarmıştır. Makam ve müzik konusunda da köklülüğü ile etkileyen bu medeniyet hala geleneksel müziği ile tüm dünyaya tınılarını dinletmektedir.

“HIT THE ROAD’ı bu kadar akılda kalıcı ve yıkıcı yapan şey, normal hayatı baskı altında keşfetme şeklidir… Bu görünmez gaddarlık, bu filmin hassasiyetini ve iyi mizahını çok daha değerli ve neredeyse dayanılmaz kılıyor.”

AO Scott, The New York Times

Panah Panahi, bu filmi ile gelecek vaad eden yönetmenler listesine kendisini eklemeyi başarmış gibi duruyor. Şahsına münhasır karakterleri ve o karakterlerin mizah anlayışları ile harmanladığı dramı izlemeye değer. Batman ve 2001 filmine atıf yaptığı sahnelerin yarattığı zorlama hissinden azade daha doğal akıştaki yansıttığı diyaloglarının artması umuduyla…

Hit The Road’daki gibi orijinal karakterler yaratma konusundaki hünerlerini hep birlikte görmek dileğiyle…

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Bırakın