Undine: Derin Sulardan Gelen “Tehlikeli” Aşk

Yazan: Timur Recep Yıldız

Petzolt’un Masalı

Undine filmi, Christian Petzolt’un üçlemesinin üçüncü ve son filmidir.  Bu üç film, pek çok ortak özellik barındırır. İlk olarak üç filmin temel, ortak özelliklerinden biri; merkeze aldığı güçlü, muteber kadın karakterleridir. Bunun yanı sıra üçlemenin bir diğer ortak özelliği; başrol kadın oyuncun adı aynı zamanda filminde adıdır. İlk iki film: Yella (2007), Barbara (2012). Undine filmi sadece kadın karakteri merkeze alan bir film olması hasebiyle değil; bu seçilen karakterin dayanak noktası olan mitolojik öyküsü ile de çok yakından bakılmayı hak ediyor…

Undine, Latincede suyun oluşturduğu dalga anlamında gelen ‘Unda’ kelimesinden gelmektedir. Ve bu isim ilk kez Simyacı, Doktor Paracelsus tarafından ortaya atılmıştır. Ona göre Undine, dört temel elementten biri olan Suyun koruyucu perisidir. Undine terim ve figürü daha sonra, başta romantik dönem yazarları olmak üzere pek çok yazar tarafından kullanılmıştır. Undine figürü resim, müzik, bale, opera gibi pek çok sanat dalında da karışımıza çıkar. Günümüze gelene kadar Undine mitolojik karakterinin en genel hatlarını Friedrich de la Motte Fouque tarafından çizilmiştir. Ve filmde de bahsi geçen karakter buradan ilham almıştır.

Undine, denizlerde, göllerde ve nehirlerde yaşayan bir peridir. Ancak dilediği zaman karaya çıkarak karada da yaşayabilir. Sadece kırıldığında ve öfkelendiğinde ise kendini derin sulara bırakır ve uzun süreler orada kalır. Sular onun asıl yuvasıdır fakat aşk, onun için sadece karada ulaşılabilecek bir şeydir. Mitolojiye göre Undine ölümsüzdür fakat bir ruha sahip değildir, bir ruha sahip olması için fani bir insandan çocuğu olması gerekir. Yine mitolojiye göre Undine kendisini terk eden, kandıran ya da aldatan erkeğin ölümüne sebep olur. Undine’nın en değer verdiği şeylerin başında sadakat gelmektedir. Undine’nın öykülerine bakıldığında yoğunlukla sadakat kavramı üzerine durulmuştur. Bana göre Undine’nın asıl büyüsü de odur. Çünkü Aşk onu, en değerli olan şeye yani ruha kavuşturacaktır. Fakat ironiktir ki bu ruh arayışında Undine’nın karışışına çıkan neredeyse her kişi ya onu aldatmıştır ya da ona yalan söylemiştir. Undine, ruha ulaşmanın peşinde bir peri; karışışına çıkan insanlarsa (Undine’ya göre) ruhlarını yok sayarcasına onu aldatıp kandıran birer canavar! 

Undine ile Dalgıcın Öyküsü ve Bir Suikast

Hadi artık filme geçelim ve filmi izlemeyenlere son uyarımızı yapmış olalım. Spoiler, sürpriz bozan, tat kaçıran artık adına her derseniz, yazının devamında bunlardan çokça bulunduğunu hatırlatırım.

Çok uzun zaman olmuştu denli etkili, net bir film açılış sahnesi görmeyeli. O yüzden filme, açılış sahnesi ile başlamak isterim.

Undine
Film Başlıyor! Sahne 1

Undine’nın erkek arkadaşı ayrılık konuşmasını yapmıştır bunun üzerine sözü Undine devralır…

Beni sevdiğini söylemiştin:
Sonsuza kadar…
Gidemezsin!
Beni terk edersen, seni öldürmek zorunda kalırım.

Bu sözler karşısında afallayan Undine’nın erkek arkadaşı ise muhtemel duruşu sergilemiş ve var olan gücüyle kaçmıştır ve böylece Undine’dan ayrılmıştır. (Bu diyaloğun benim üzerimdeki etki faktörünü biraz açıklamakta fayda görüyorum. Bizim kültürümüzün de söylevleri içerisinde yer alan ancak yer almasını asla tasvip etmediğim; “Ya benimsin ya kara toprağın” mottosuna benzer bir söylevdir Undine’nın söylevi. Masal-Mitoloji kaynaklı olması hasebiyle beni etkilemiş olup, hoş karşılamaktayım.)

Undine artık terk edilmiş bir kadındır. Ancak terk edilişin üzerinden bir saat geçmemişken, Undine yeni bir aşka başlar. Yeni sevgilisi Christoph ile o harika akvaryum sahnesi ile tanışmalarını izleriz. Ve hikâye tam bu sırada düğümlenir.  Çünkü Undine’nın yapması gereken bir şey vardır; (mitolojiye göre) eski sevgilisini öldürmesi gerekir. Ve bunu yapmadan yeni bir ilişkiye asla başlayamaz. Nitekim Undine bu yapmadan Christoph ile mutlu ilişkisini devam ettirmeye çalışır. Christoph sanayi dalgıcıdır, Undine ise bir tarihçi… Çok güzel romantik sahnelerle bu sanayi dalgıcı ve tarihçinin ilişkilerinin gelişimlerini izleriz. Çok mutlu güzel giden ilişki, Undine’nın başlangıçta yapması gereken şeyi yani eski sevgilisini öldürmemesinden dolayı ağır bir darbe alır. Christoph bir iş kazası geçirir ve bitkisel hayata girer. Undine bu olay karşısında çok üzülür ve geçte olsa eski sevgilisini öldürür. Bu ölüm ise tıbben imkânsız olan bitkisel hayattaki Christoph’u tekrar hayat döndürür. Ancak Christoph hayata döndüğünde Undine çoktan derin sulara dönmüştür…

Undine

Haydi Yönetmen ve Oyuncuları Alkışlayalım

Pek çok festivalden bolca ödülle dönen Christian Petzolt bu son filmi bana göre ve pek çok kişi tarafından yönetmenin en iyi filmi olarak görülmektedir. Bu son filminde hikâyeyi işleyişi bana göre diğer tüm filmlerine nazaran çok daha başarılıdır. Aslında filmin yönetmeni Christian Petzolt’dan bahsetmeye başladığımızda, çok net, her şeyi izleyiciye aktaran bir yönetmenden bahsediyor olmayız. Ancak onun zamanla imzasına dönüşmüş stilden bahsetmeliyiz. Yönetmen genelde, filmin açılış sahnesinde, filmin genel fikriyatı ile ilgili net bir sahne gösterir. Filmin geri kalanında ise konu sakin ve çizgisinden hiç şaşmadan devam eder. Filmlerinin kapanışı ise daima giriş sahnesi sertliğinde net ve vurucu bir sonla noktalanır. Yönetmenin diğer filmleri ve bu son film arasında gördüğüm en net fark ise baştan sonra filmin renk atmosferidir. Yönetmen eski filmlerinde hiç kullanmadığı kadar canlı renkleri, bu filminde kullanmıştır.

Filmin oyuncuları da sergiledikleri performansları ile tıpkı yönetmen gibi bu film ile bolca ödül almışlardır. Undine başrolünde Paula Beer gerçekten aldığı tüm ödülleri fazlasıyla hak ettiğini söylemek isterim. Undine’nın o soğuk havası, bakışlarındaki derinlik ve o ne yapacağı belli olmayan tehlikeli hali kesinlikle izlemeye, görmeye değer. Christoph rolünde ise yükselen değer Franz Rogowski’yi görürüz. Undine’ya karşı kısa süreli aşkını çok başarılı bir şekilde izleyiciye aktarmıştır.

Undine

Masalın Sonu

Christian Petzolt, “O ne film yapsa izlerim.” Derim hep ve ulaşabildiğim kadarıyla da neredeyse tüm film ve dizilerini izledim. Undine filmine ilk ulaştığım anda, film hakkında hiçbir fikirim yokken, (ki bunu kasti olarak yaptım.) bir anda izledim filmi ve adeta Undine’nın peri masalına kapıldım. Daha sonra film hakkında, pek çok yerli yabancı kaynaktan bilgi edindim. Ve  filme hayranlığım katbekat arttı. Filmde bahsi geçen mitolojik hikâyenin, kendi başına çok derin anlamlar ifade ettiğini fark ettim. Ancak film içerisine bu mitolojinin sunuluşu, beni çok daha fazla etkiledi. Beni en çok etkileyen şeylerden biri de filmde yer alan tarih olgusu. 20. ve 21. yy. Almanya’sı arasında sıkışıp kalmış Berlin kenti ile Undine’nın kendi içinde bulunduğu sıkışmışlık hissi (peri, insan ve ruh kavramı) arasındaki paralellik ve Undine’nın bu tarihin anlatıcısı oluşu, filmi gözümde inanılmaz bir yere taşıdı.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Bırakın