Ana sayfa Özel Dosyalar Karanlık Bir Dönemin Anatomisi: Türkiye’de Erotik Film Kuşağı

Karanlık Bir Dönemin Anatomisi: Türkiye’de Erotik Film Kuşağı

Türkiye’de Erotik Film Kuşağı

60’lı yılları geride bırakmak Türkiye’nin sinema tarihi açısından keskin bir çizgiyle yeni bir tarafa geçmesi ve bu tarafın pek de aydınlık olmaması olarak anılıyor. Değişen toplumsal düzen ve ekonomik krizle birlikte Türkiye yeni bir döneme merhaba diyor. Siyah beyaz filmleri ardında bırakıp renkli film devrini açan Türkiye, aynı zamanda yıllar boyunca tabu sayılmış şeylerin de beyaz perdeye yansımasını izliyor.

Çeşitli siyasal ve toplumsal olaylara gebe olan 60’lı yıllarda yaşanan birçok değişim sinema endüstrisinin şekil değiştirmesinde önemli rol oynuyor. Ulusal görsel bir sanat olan sinemaya ayak uydurmak zorlaştıkça ve yeni furyalar ortaya çıktıkça, kriz içinden çıkılamaz bir hal almaya başlıyor. Renkli filmler gelip baş köşeye oturuyor, hatta televizyon hayatlara daha çok nüfuz ederek neredeyse sinemanın yerini almaya başlıyor.

Bu durum 60’lı yıllarda topluma ve onun endişelerine daha yakın söylemde filmler yaratırken, televizyonun evlere girmesiyle birlikte yapımcılar izleyiciyi sinemaya çekmek adına farklı yollara giriyor ve dünyadan örnek aldığı şekliyle erotik filmlere ağırlık veriyor. 1960’lar ve 70’lerin enflasyonist tutumu bir bütün olarak sinemadaki yapım kurallarını çiğneyerek yok ediyor. Bu süreçte çekilen film sayısında artış görülse de kalitede büyük bir düşüş gözlemleniyor. Örneğin 1969 yılında 56 adet film çekilirken, 1975 yılına geldiğimizde 225 adet film çekildiğini görüyoruz.

Erotik Film

Erotik film furyası aslında pornografiden çok komediyle harmanlanan bir tarz olarak doğmuştur. İtalya’dan örnek alınarak – hatta çoğu zaman bire bir kopya şeklinde – çekilen komedi filmlerine sadece 1979 yılında sayısı 10’u geçmeyen pornografik tarzda filmler karışmıştır. Erotik film akımı birçok yapımcıyı ve sinema çalışanını ekonomik sıkıntı içerisinden çekip çıkarırken Türk Sineması adına “karanlık çağ” olarak geçmiştir.

Her ne kadar zor durumda kalan yapımcı, yönetmen ve oyunculardan bahsetsek de, sektöre yeni giren birçok oyuncu da olmuştur. Bunlardan en çok bilineni Zerrin Egeliler bir yıl içerisinde 28 filmde oynayarak, erotik sinema tarihinde en çok filmde oynayan kadın oyuncu olarak rekoru elinde tutmuştur. Egeliler’in yanı sıra çok iyi tanıdığımız Aydemir Akbaş, Ali Poyrazoğlu, Rüştü Asyalı, Gazanfer Özcan, Feri Cansel, Mine Mutlu, Diler Ay, Figen Han, Arzu Okay gibi oyuncular da bu döneme damgasını vurmuştur.

Bu dönemden sonra en çok dikkat çeken ve üzerinde durulması gereken konu ise; erkek oyuncuların daha sonra piyasada iş yapmaya devam ederken kadın oyuncuların bu furyanın bitmesiyle birlikte isimlerinin tamamen piyasan silinmesi idi. Birkaç yapımcı ve yönetmenle evlenen kadın oyuncu dışında geri kalan kadın oyuncular hayatlarına bu sektörün dışında devam etmek durumunda kaldılar.

Erotik Film

Bu furya bir açıdan da kadınların daha çok evlere çekildiği ve sinema izleyicinin ağırlıklı olarak erkeklerden oluştuğu bir döneme de ev sahipliği yapıyor. Bu dönemde sansür konusu ise aslında en çok kafa karıştırıcı mevzulardan biri. Bu dönemin sansür politikasını Özgür Yaren şöyle dile getiriyor: “Önce senaryo gönderiliyor. Daha sonra film bittiğinde sansür kuruluna izletiliyor. Sansür kurulunda bu dönemde hiç sinemacı yok, kurul polis ve askerlerden oluşuyor. Yapımcılar sansür kurulundan geçebilmek için ise enteresan bir yöntem izliyorlar; filmlerini kısa çekiyorlar ve daha sonra sansüre takılacağını düşündükleri kısımları ise filmi gösterecekleri zaman ekliyorlar. O eklenen sahnelerin büyük çoğunluğu ise Alman ve İsveç pornolarından alınan sahneler.”

Genelinin komedi içerikli erotik filmler olduğundan yazının başında bahsetmiştim. Bunlardan en çok bilinenlerin başında geleni ise Oksal Pekmezoğlu‘nun çekmiş olduğu Beş Tavuk Bir Horoz filmidir. Bu filmin oyuncularından ise beni en çok şaşırtanlar Zeki Alasya ve Nebahat Çehre oldu. Adından da anlaşılacağı üzere, beş kadın ve bir erkek karakterin arasında geçen bir film izliyoruz. Filmin orjinali ise Homo Eroticus‘tur.

Köyden İstanbul’a göç eden bir erkeğin cinsel gücünü konu edinen film, bir taraftan da şehirden uzak, medeniyetten nasibini almamış bir erkeğin büyük şehre göç ederek, bir yerde şehirli erkeğin naif ve statüyle elde ettiği konumunu yerle bir etmesi açısından sosyolojik bir tanımlamaya da parmak basıyor. Daha sonra erotik film furyasında hep bu tip erkekler görüyoruz. Yani bir açıdan da şehirli olmayan erkeğin, kaba kuvveti ile şehirli olan erkeği yenmesi temsil ediliyor.

Erotik film kuşağına baktığımızda yakışıklı, kibar ve statü sahibi erkeklerden ziyade; çelimsiz, genellikle çirkin, sakar ve güldürü özelliklerine sahip erkekler görüyoruz. Bu yalnızca Türkiye’de değil dünyanın genelinde çekilen (70’li yıllarda) filmlerin çoğunda görülüyor. Erotik tanımını yaparken beş kere düşünmemizi gerektirecek filmler göze çarpıyor. Erotizmin sadece soyunmak anlamına geldiğine şahit oluyor.

Erotizmden çok durum komedisi tadında çekilen bu filmler, bir yandan erotik izleyiciyi çekerken bir yandan da komedi izleyicisini kaybetmemek adına yapılan işler gibi görünüyor. Siyasi söylemlerin dışında halkın kendini karaktere daha yakın hissetmesini sağlamak adına daha sıradan ve alt kesime ait karakterler yaratılıyor. Erotik film furyası elbette bir anda ortaya çıkan bir furya değil. Temeli daha öncelere dayanan sinemada erotizm, 50’li yıllardan itibaren ağır ağır da olsa filmlerini içine işlemeye başlıyor. Salt erotizmden beslenen filmler olmadığı için karanlık dönem – ekonomik koşulların getirisi olarak – 70’lerde gün yüzüne çıkıyor.

80 darbesine kadar süren bu dönemde sinema aslında ciddi anlamda büyük bir çöküş yaşıyor. Yılda 200 film çekiliyorsa bunun 150‘si muhakkak erotik film oluyordu. Bu süre içerisinde Türkiye, pornografik olarak en ileriye giderek sex filmi yapan ilk müslüman ülke olma özelliğini de taşıyor. Darbeyle birlikte ülke sıkı bir yönetime girdi ve yönetmen ve yapımcılardan tarzlarını değiştirmeleri istendi. Yönetmen ve yapımcılar farklı alanlara kayarken, tahmin edersiniz ki birçok oyuncu ise piyasadan dışlandı. Yasaklara rağmen bazı sinemalarda filmler gösterilmeye devam edilse de, bir iki sinemaya atılan bombalar yüzünden erotik sinema kuşağı mecburen sona ermek durumunda kaldı.

Erotik Film

Türk toplumunun kapalılığı ve islamiyete inanan yapısına tamamen ters düşen bu akımın bu kadar yayılması ve kendine izleyici bulması elbette şaşırtıcı bir durumdur. Televizyona karşı verilen savaş ve ekonomik durumun getirdiği bu yeni tür sinemanın bu kadar yaygınlaşacağı elbette ön görülmemiştir. Çok uzun bir döneme yansımış olmasa da sinema tarihimiz için kara bir leke olarak kalacak olan bu dönem, belki de sinemanın şekillenmesine destek vermiştir.

Bu dönemden sonra gelen zaman içerisinde – ki bugün de dahil olmak üzere – çok daha cüretkar sahnelerin yer aldığı filmler elbette beyaz perdeye yansımıştır. Aradaki fark ise amaç ve aracın getirdiği ayrımdır. İyi midir kötü müdür tartışmaya açık bir konu. Elbette bir ülke sinemasının belli bir zamanını çalmış olan bu akım iyi olarak nitelendirilmeyecektir. Bu dönemden öğrendiğimiz bir diğer önemli nokta ise; kullan at filmlerin bir ömrünün olduğu ve bu ömrün çok uzun olmadığıdır.

Kaynakça: Türk Sinema Tarihi / Giovanni Scognamillo
Birikim Dergisi / Özgür Yaren ile Söyleşi
Sinegazete / Levent Demirci

1 YORUM

  1. 1969 yılındaki film sayısı yanlış verilmiş. 1969 yılında çekilen film sayısı 230’dur.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazın