Dijital Bir Yok Oluş Hikayesi | Her

Yazan: Alper Doğan Bahadır

“Her” 2013 yapım yıllı senaristliğini ve yönetmenliğini Spike Jonze’nin yaptığı, Türü bilim kurgu ve romantik/dram olan sinema filmidir. 86. Akademi Ödülleri’nde beş dalda aday gösterilirken, en iyi senaryo dalında da ödülün sahibi olmuştur. Film Theodore Twombly ile bir işletim sistemi arasındaki arkadaşlık ile başlayıp sonrasında aşka dönüşen ilişkiyi ele alır. Theodore, “www.engüzelmektuplar.com” adlı mektup yazmak istemeyen kişilerin para karşılığı mektup yazdırdığı büyük bir şirkette, başka insanların ona verdiği bilgiler doğrultusunda onlar adına mektup yazmaktadır. Hatta on yılı aşkın süredir mektuplarını yazdığı çiftler bulunmaktadır.

“Theodore”, eşinden ayrılmıştır, boşanmak üzeredirler ve hem duygusal hem de sosyal olarak yalnızdır. Bu yalnızlıktan kurtulmak için bir yapay zekâya sahip, ona arkadaşlık edebilecek bir işletim sistemi satın alır. Bu işletim sistemi kendine “Samantha” adını verir. “Samantha”yı filmde Scarlett Johansson seslendirmektedir. Spike Jonze, bu filmi okuduğu bir makaleden sonra çekmeye karar vermiştir. Jonze’un 2010 yılında çektiği “I’m Here” adlı kısa film aynı konulara değinmektedir. Daha sonrasında ise Jonze “Her”ü çekmiştir.

“Her” filmi mizansen olarak, “retrofütüristik”[1] biçimde kurgulanmış geleceğin Los Angeles’ında geçmektedir. Film içerisindeki insanların, geçmişte kullanılan kıyafetleri giydiği görülür. Yüksek bel pantolonlar, yakasız gömlekler ve kıyafetlerde kullanılan renkler bunun göstergeleridir. Filmde kullanılan yüksek bel pantolonlar, 1800’lerde giyilen pantolonlardır.  Bilim kurgu kategorisinde değerlendirilen ve gelecekte geçen film yine atmosfer olarak sade bir biçim ile izleyiciye sunulmuştur. Filmdeki en önemli fütüristik öğeler gökdelenlerdir. Bunun yanı sıra gece çekilen sahnelerde ışıklar ve Çince yazılar göze çarpmaktadır. Bunun nedeni ise Jonze’nin geleceğin dünyasında Çince’nin yoğun olarak kullanılacağını düşünmesidir.

“Theodore” birçok sahne de geniş ve perdesiz pencerelerin önünde görülür. Bunun en önemli nedeni bireyin yalnızlığının gösterilmek istenmesidir. Geniş pencerelerden gökdelenler ve şehrin büyüklüğü görülürken, birey bu büyüklüğün içinde bir başınadır. Başkarakter “Theodore”da bu tanıma harfiyen uymaktadır. Theodore, eşi ile boşanma arifesindedir ve tek başına bir hayat sürmeye çalışır. Filmin çıkış noktası tam olarak burasıdır. “Theodore” kendisi yaşamışçasına mektuplar yazmaktadır. Mektup yazarlığı yaptı şirket, bireylerin zaman ilerledikçe birbirlerine yakınlaşırken, aslında birbirlerinden ne kadar uzaklaştıklarını gösterir. Mektup ve mektuplaşmak, bireyler arasındaki en özel iletişim ve ilişki türü olarak gösterilebilir.  Özel ve kişisel olanın yitirildiği görülür. Günümüz kültürü de artık bu biçimdedir özel ve kişisel olan, sosyal medya ağları ile herkesin önünde yaşanmaktadır. 

Film birey ve bireyler arasındaki ilişkilere değinirken, bireyin kitleler içerisindeki yalnızlığına değinmektedir ve bireylerin bu yalnızlıktan kurtulma çabalarını anlatmaktadır. Sohbet odalarının ele alındığı sahne bunun göstergesidir. “Theodore”un uykusu bölünür ve ardından elindeki aygıt ve kulağına taktığı kulaklık ile dijital sohbet odasına girer. Sohbet odalarında kendine arkadaş arar. Web 2.0 sıfır ile gelişen ve genişleyen sosyal ağlar günümüzde bireylere tam olarak bu biçimde iletişim ağları oluşturur. Elimizdeki telefonlar ve bilgisayarlarımız ile bizler de bu biçimde sohbet odalarına girip, hatta “Facebook, Twitter, Instagram” gibi sosyal ağlar arıcılığı sohbet edecek başka insanlar bulabilmekteyiz. Filmde, “Theodore” dijital olan birçok şey ile uyarılmaktadır (çalıştığı yerde işleri, mailleri, dijital oyunlar). Bunların dışarısına çıkmak istemektedir ve gerçek olan, geçmişe tam anlamıyla geçmişteki evliliğine özlem duymaktadır. Bu duyduğu özlemi ise geriye dönüşler ile görmekteyiz.


“Theodore” bir gün, yürürken büyük bir ekranda bir reklam filmi ve reklam filminde konuşan kişi tarafından sorulan sorular ile karşı karşıya kalır sorular ise “kimsiniz?”, “ne olabilirsiniz?”, “nereye gidiyorsunuz?”, “orada kim var?” ve “ihtimaller nedir?” gibi sorulardır. Çağımızın kültürüne, bireyine yöneltilmiş sorulardır bunlar. “Kimsiniz?” ve “ne olabilirsiniz? Soruları bireyin dijital ortamda kendini aramasına ve sosyal ağlar ile kendine yaratmaya çalıştığı yeni kimliğe yöneltilmiştir. “Nereye gidiyorsunuz?” sorusu ile de bireyin ve toplumun içinde bulunduğu kültürün nasıl bir biçimde evrildiğine ve bireylerin zihinsel olarak hangi süreçlerden geçtiğine bu süreçlerin en sonunda bireyi nereye getireceğine yönelik bir sorudur. “Orada kim var?” sorusu bu sorularını en önemlisidir. “Orada kim var?” sorusu film içerisinde bireye yöneltilse de yönetmen tarafından bu kültürü kimin, neden yarattığına ve teknoloji ile birey arasındaki ilişkiyi şekillendiren dışsal nedenlerin sorgulanması için yöneltilmiş bir sorudur.  “İhtimaller nedir?” sorusu ise yapay zekâya ve yapay zekânın gücünün nerelere ulaşabileceğine yöneltilmiş bir sorudur ve yapaya zekâ ne kadar gelişebilir ve bunun sonuçları ne olabilirin sorusudur.

“Theodore” reklam filminde bahsedilen yapay zekâlı işletim sistemini satın alır ve bu sistemi kurar. Sistem kurulurken sorulan, kadın sesi mi yoksa erkek sesimi sorusunu kadın sesi olarak cevaplar. Filmde insan ilişkileri yapay zekâ teknolojisi üzerinden anlatılmıştır. Filmde içerisinde hem bireyler arasında ilişkilere yer verilirken hem de birey ile yapay zekâ arasındaki ilişkilere yer verilerek bir karşılaştırma yapılmıştır. Yapay zekâ işletim sistemini satışa sunan firmanın da adına dikkat etmek gerekir. İşletim sistemini satışa sunan firmanın adı “OS1”dir. OS1, günümüzün en büyük teknoloji şirketlerinin başında gelen Apple’ın kullandığı “İOS” işletim sistemi ile isim olarak benzerlik göstermektedir. İki kelime arasında anagram[2] ilişkisi bulunur. Gelişen ve genişleyerek kitleler arasında yayılan Apple markasına bu biçimde bir gönderme yapılmıştır.

“Theodore”un işletim sistemini kullanmaya başladıktan sonra “Samantha” ile olan ilişkisi git gide daha yoğun bir hale gelmiştir. Teknolojinin ona sağladığı arkadaş ile ilişkisi yoğunlaştıkça sosyal ilişkileri yavaşlamış ve “Theodore” kendini sosyal hayattan daha da soyutlamıştır. Arkadaşlarının ayarlamış olduğu bir randevuya gitmiştir. Her şey yolunda giden randevu “Theodore”un korkusu ile son bulmuştur ve devam etmemiştir. Günümüz kültüründe de ilişkilerin bu biçimde olduğu görülebilir. Bireyler, sosyal medyanın teknolojinin aracılığı ile ilişkiler kurmakta ve sonrasında ilişkiler gerçekliğe döküldüğünde ilişkileri yürütememektedir. Bunun en önemli nedeni ise ilişkilerin ve iletişimin biçiminin değişmesidir. Değişen biçimler insan ilişkilerini olumsuz yönde etkilemiş ve sosyal ilişkileri güçsüz bireyler yaratmıştır.


Film içerisinde sanal olanı özetleyen bir replik bulunur bu replik, “olmadığımız bir şeymiş gibi rol yapmamalıyız”dır. İnternet insanoğlunun hayatına girdiğinden rol yapma eylemi sanal ortama taşınmıştır. İnternet ortamında rol yapma eylemi, “MMORPG”[3]ler ile başlamış sonrasında bu durum, sohbet odaları ile genişlemeye devam etmiştir. Dijital oyunlar ile bireyler oyun içerisinde kendine bir kimlik oluşturarak, oluşturdukları kimlik ile dijital ortamda var olmaktadırlar yine aynı şekilde sohbet odaları da bu biçimde işlemektedir. Bireyler, kendilerine yeni bir kimlik, bir “persona”[4] oluşturarak, başka bireyler ile iletişim kurarak yeni ilişki biçimleri yaratırlar ve olmadıkları bir şeymiş gibi rol yaparlar.


“Theodore” bir sekansta “Samantha”ya ulaşamaz ve sonrasında telaşa kapılarak ilişkilerinin bittiğini düşünür. Daha sonra “Samantha”ya ulaşsa da artık ilişkileri eskisi gibi olmayacaktır. Bir işletim sistemi olan “Samantha”, “Theodore” gibi 8316 kişi ile konuşmaktadır ve bunların 641’i ile de aşk yaşamaktadır. Dijital ortamda kurulan ilişkiler, bireyler tarafından özel ve öznel olarak algılansa da aynıdır. Film içerisindeki bu sahne, bireylerin dijital ortamda nasıl herkesleştiğinin dijital topluluklar içerisinde eridiğinin göstergesidir. Filmin sonunda ikilinin ilişkisi, aşkı son bulur. “Theodore” arkadaşı ile şehri kuş bakışı gören çok yüksek bir gökdelenin çatışına çıkar ve bu gökdelenden şehri izler. Şehir devasa gökdelenler ile var olmaya devam edecektir ve birey bu gökdelenlere yukarıdan baksa da gökdelenlerin içerisinde var olma savaşı içerisine girse de kendini yok olmaktan kurtaramayacaktır.


[1] Retrofütürizm: “Retro” ve “fütürizm” kelimelerinin birleşimi ile oluşmuştur. Geçmişin gelecek öngörüsü olarak adlandırılır.

[2] Anagram: Aynı harflerle yazılan ama harfleri yer değiştirince ayrı anlama gelen sözcük.

[3] Mmorpg:(Massively multiplayer online role-playing game) Devasa çok oyunculu çevrimiçi rol yapma oyunu.

[4] Persona: Bireyin günlük yaşamdaki ihtiyaçlarıyla ilişkili olan tavrı, maske.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Bırakın