Ana sayfa Haberler Festivaller Başka Sinema Ayvalık Film Festivali Günlükleri #3

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali Günlükleri #3

Festivalin üçüncü günü sürprizlerle doluydu! Festivalcilerin akşam yemeğinde Bal Ülkesi’nin başkahramanı Kuzey Makedonya’nın yegâne yaban arısı yetiştiricisi Hatice Muratova Sarımsaklı’da yaşayan ve yıllardır görmediği akrabalarını buldu. Kavuşma ânı şahit olan herkesi duygulandırdı. Aynı esnada başka bir masada Kız Kardeşler filminin başrol oyuncularından Ece Yüksel 22 yaşına bastı.

Festival güne öğrencilere yönelik atölyelerle başladı. Ve Sonra Dans Ettik‘in yönetmeni Levan Akin, başrol oyuncusu Levan Gelbakhiani, yapımcısı Ketie Danelia ve dünya dağıtımcısı Totem Films’den Berenice Vincent İsveç-Gürcüstan ortak yapımı filmin macerasını anlattılar. Ayrıca 2 Soruda ekibinin sorularını da yanıtladılar. Üniversitelerin 2 Soruda ekibi festivalde köşe bucak dolaşmayı sürdürüyor. Ayrıntılar festivalin Facebook hesabında.

Günün ilk filmi saat 10’daki ek gösterimde izleyicilerle buluşan Kız Kardeşler‘di. Filmin yönetmeni Emin Alper, yapımcısı Nadir Öperli ve başrol oyuncularından Ece Yüksel, Helin Kandemir, Kayhan Açıkgöz ve kurgucu Çiçek Kahraman seyircilerin sorularını yanıtladılar.

Ve Sonra Dans Ettik‘in Vural sinemasında 12’deki gösteriminin ardından filmin yönetmeni Levan Akin ve başrol oyuncusu Levan Gelbakhiani‘yle yine hararetli bir sohbet vardı. Gelbakhiani, kendisi de bir modern dans sanatçısı olduğu için filmi çekerken çocukken yaptığı danslara geri döndüğünü söyledi. Yönetmen Akin ise, “Levan’ın suratı çok farklı ifadeleri taşıyabiliyor, kamera onun yüzünü sevdi, bizim çekim sürecimiz de bir tür belgesel gibi oldu,” dedi. Sözlerini, “filmde kişisel bir aşk hikâyesi var, evet ama bu aşk hikâyesinin dönüştürücü bir gücü de var,” diye sürdürdü.

“Ortak Gelecek” başlıklı seçkide yer alan Syllas Tzoumerkas’ın yönetmenliğini üstlendiği Sargasso Denizi Mucizesi‘nin senaristi ve başrol oyuncusu Youla Boudali 14.00’te Sanat Fabrikası’ndaki gösterimden sonra izleyicilerin sorularını yanıtladı. Film için hem Yunanistan’ın hem de Avrupa’nın en fakir alanlarına gittiklerini, iki güçlü kadının hikâyesini anlatmak istediğini söyledi. “Biz bu hikâyeyi farklı akışları bir araya getirerek oluşturduk. Yılan balıklarından ilham aldık, yılan balıkları hayatlarını sürdürebilmek için yaşadıkları alanı değiştirmek zorundaydılar, biz de hikaye için bundan esinlendik,” diyerek filmin arka planını izleyicilerle paylaştı.

Yine saat 14.00’te Vural sinemasında izleyicilerin yoğun ilgi gösterdiği bir başka belgesel Pelin Esmer’in Kraliçe Lear‘ıydı. Sinemaseverlerin, Esmer’in on yıl önce çektiği Oyun’dan aşina olduğu Mersin Arslanköylü kadınlar Behiye Yanık, Cennet Güneş, Ümmü Kurt, Zeynep Fatih ve Hüseyin Arslanköylü ile yapımcı Dilde Mahalli Vural sinemasındaki gösterimin ardından izleyicilerin sorularını yanıtladı. Kadınlar bu cesareti nerden buldunuz sorusunu, “Bu cesareti arsızlıktan aldık,” diye yanıtlayarak büyük alkış topladılar. Sözlerini “Biz köylerden daha çok tiyatro oyunu çıksın istiyoruz, onlar da yapsın, köy yerinde ezilen kadın çok,” diye sürdürdüler.

California Dreaming‘in saat 16.30’da Ma’adra Binası’ndaki gösteriminin ardından filmin yönetmeni Fabrizio Maltese izleyicilerle buluştu. Filmdeki hikâyeyi hüzünlü bulduğunu söyledi. Sözlerine, “Belgesel çekmek çok ilginç, bu insanların hayatlarına dahil olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. California City’nin tarihi beni çok ilgilendirdi, çünkü Amerikan rüyasının en parlak hallerinden günümüze nasıl taşındığını gösteriyordu,” diyerek devam etti. Ayrıca günün birinde Ayvalık’ı yakından tanımayı ve bir film çekmek istediğini söyledi.

Küçük Şeyler‘in gösteriminden sonra yönetmen Kıvanç Sezer, oyuncular Başak Özcan, Alican Yücesoy sahneye çıkıp izleyicilerle sohbet etti. Kıvanç Sezer, “Aslında evlilik üzerine bir drama yazma fikri üçlemenin ilk filmi Babamın Kanatları’ndan önce aklımda vardı. Evlilikteki bir musluktan varoluş meselesine gidebilen tartışmalar meselesi ilgimi çekiyordu. Üçlemenin ilk hikâyesi Billur Köşk konutlarının inşaatından çıktı. İkincisi oradan ev alan bir çiftin, sonuncusu da orada ev yapan müteahhidin hikâyesi,” dedi. Ayrıca filminin özellikle beyaz yakalı erkeklere hayatlarını sorgulatmayı amaçladığını belirtti.

Ma’adra Binası’nda 19 seansında peş peşe gösterilen Bir Aile Filmi ve Şehir‘in yönetmenleri Uğur Bayazıt ve Merlyn Solakhan gösterimden sonra hem izleyicilerle hem de kendi aralarında iki film üzerine konuştular. 1983 senesinde çekilmiş ve gününü sorgulayan Şehir’in yönetmeni Merlyn Solakhan nostalji duygusuna uzak bir iş yaptığını söylerken, Uğur Bayazıt ailesinden kalan 70’li yıllara ait 8 mm çekilen aile filmlerini tamamen nostalji duygusuyla montajladığını anlattı.

Saat 19:00‘da Sanat Fabrikası’nda Bal Ülkesi filminin gösteriminde belgeselin kahramanı yaban arısı yetiştiricisi Hatice Muratova ve görüntü yönetmeni Samir Ljuma izleyicilerle buluştu. Filmden sonra salona giren Muratova ayakta alkışlandı ve seyirciler için bir de türkü okudu. Filmcilerin kendine nasıl ulaştığı sorulduğunda “Onları ben buldum” diye cevap verdi. Kendi topladığı ballardan bir kavanozu da seyircilere tattırmak için yanında getirmişti.

21:15‘te Onun Adı Petrunya‘nın yönetmeni Teona Strugar Mitevska soruları yanıtlamak için Vural sinemasındaki gösterimin ardından sahnedeydi. Filmin çıkış noktasının gazetede okuduğu gerçek bir hikâye olduğunu, aslında tüm kadınların birer Petrunya olduğunu söyledi. Bu yıl ocak ayında filmin çekildiği kasabada yine bir genç kızın suya atlayarak pederin attığı haçı suya çıkardığını ve bu kez pederin buna karşı çıkmayarak haçı kıza verdiğini söyledi. Mitewska, “Bu film belki de toplumda kadının yeri açısından ufak iyileşmeler konusunda bir umut olabilir.” dedi.

Panel

Günün ilk paneli saat 14.30’da Ma’adra Binası’ndaydı. “İklim Krizi Ortak Geleceğimizi Nasıl Etkileyecek?” başlıklı panelde Ömer Madra, Yunanistan’dan Iason Paschalidis-Gerostergiou ve Ayvalıklı genç iklim aktivisti Ege Edman, Açık Radyo’dan İlksen Mavituna‘nın moderatörlüğünde konuştular. Iason Paschalidis-Gerostergiou pek çok şeyi paylaşan iki ülkenin bu mücadeleyi de birlikte yürütebileceğini vurguladı. Ege Denizi’ni ayrı ayrı kirletmek yerine birlikte temizlemenin mümkün olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda hepimizin iklim isyancıları olması ve bir araya gelmesi gerekiyor dedi. Ardından Ayvalık’taki “Gelecek için Cuma” eylemcilerinden Ege Edman mümkün olan her Cuma grev yaptığını söyleyerek hareketin nasıl başladığını ve sürdüğünü anlattı. İklim krizinin etkileri üzerine uzun yıllardır düşünen ve yayın yapan Açık Radyo kurucusu Ömer Madra durumun çok kritik olduğunu fakat çok da iyi bir şey olduğunu, geçen Eylülde çoğunluğu çocuk ve gençlerden oluşan 7 milyon kişinin iklim için sokağa çıktığını ve organizatörlerin de bu daha başlangıç bir yere gitmiyoruz demesinin ne kadar memnun edici olduğunu anlattı.

Günün ikinci paneli “Yeni Sinefiller: Yeni Mecralar, Yeni Seyirciler” bölümü içinde yer alan Nasıl Yapıyorlar? paneli Hollywood Reporter sinema yazarı Boyd van Hoeij‘in moderatörlüğünde yürütüldü. Boyd Van Hoeij söze “5 yıl önce hiçbirimiz bu dijital platformları tahmin edemezdik, sizce 5 yıl sonra nerede olacağız?” diye sorarak girdi. Yakında 10 dakikalık içerikler yayınlayan bir platform düşünüldüğünü belirtti. Dafna Levin ise, “Benim eğitimim sinema üzerine, televizyon üzerine değil, ama hep televizyonda çalıştım. Daha uzun hikâyeler olabilir, kesilmiş uzun hikâyeler ilgi çekebilir” dedi.

Panelin konuşmacılarından festivalde Cadı Üçlemesi 13+ adlı kısa filmi de gösterilen Ceylan Özgün Özçelik, bağımsız sinemada kimsenin artık hiçbir şekilde fon alamadan film yapamadığını anlattı. Bu alanda çok büyük yönetmenler olduğundan ilk kez film yapan yönetmenlerin çok zorlandığını söyledi. Sözlerini, “Bir dağıtımcı filmimizi almayabilir, bu yüzden pek çok festivalde yer almaya çalışıyoruz. Kaynaksızlık üretimi güçleştiriyor, bu da izleyiciyle buluşmayı zorlaştırıyor,” diye sürdürdü. Çiçek Kahraman’sa, “Bir Bela Tarr Netflix’te nasıl yayınlanabilir, tablette ya da televizyonda bu olmaz. Bir de böyle bir boyutu var işin,” dedi. Sözlerini, “Diziler klasik televizyonda sürekli çekilip yayınlanıyordu, devamlı yaşayan bir süreçti, ama dijital platformlarda 5 haftada, diyelim, 8 bölüm çekiliyor ve güncel bir olayla ilgili referans veremiyorsunuz mesela,” diye sürdürdü, ayrıca, “Şu an Netflix ile çalışıyorum 5 yıl önce Netflix dizisi çekeceğimi aklıma gelmezdi,” dedi.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazın