80’ler Amerika’sına Bir Aşk Mektubu: “California Crisis: Gun Salvo” Filminin Eleştirisi

Yazan: H.P. Çılgın

Önsöz

Mizuho Nişikubo’nun yönettiği 1986 çıkışlı orta metraj bir anime filmi olan “California Crisis: Gun Salvo”; 80’li yılların favori film türlerinin oldukça zevkli bir kokteyli olarak karşımıza çıkıyor. Komediden aksiyona, bilim kurgudan polisiyeye atlayan bu filmin bir kısmını ufak bir müzik klibi olarak değerlendirmek bile mümkün.

Filmin ana karakteri, yirmili yaşlarının sonuna yaklaşan ve Kaliforniya’da yaşayan Noera adındaki genç bir adam. Lise yıllarını andığı bir sabah sonrası arabasına atlayıp işe giderken yolda Marcia adında genç bir motorcu kızla karşılaşır. Ancak otoyolda gittikleri sırada bir silahlı çatışmanın arasında kalan ikilinin macerası bundan sonra başlayacaktır.

California Crisis
California Crisis

Stereotip Dolu Amerika

Filmin yönetmeni Nişikubo’nun verdiği bir röportaja göre filmin animasyon ekibi Kaliforniya’ya bizzat gelip mekân çizimleri ve planlamaları için referans toplamış. İnternette Kaliforniya yerlisi birçok izleyicinin yorumlarında mekanların gerçeğiyle neredeyse aynı olduğunu yazmasından yola çıkarak anime ekibinin mekân ve genel hissiyatı filmde çizime dökmekte oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat aynı başarıyı karakterlerde ne yazık ki göremiyoruz. Karakterlerin hepsi tek boyutlu olduğu gibi herhangi bir karakter gelişimi de göstermiyor. Buna ek olarak ana karakterlerden olan Marcia’nın karakteri de Japon film ve mangalarında oldukça sık görülen “Delidolu Amerikalı genç kız” tiplemesinden ibaret. Tek boyutlu karakterleri, dönemin birçok ana akım Hollywood film karakterine benzetmek mümkün. Filmin birçok sahnesinin hissiyatı göstermek üzerine odaklanmasının da karakter gelişimini ikinci plana attığı söylenebilir. Fakat bu durumun, ana akım filmlere alışkın izleyicilerin gözüne batacak bir unsur olduğunu düşünmüyorum.

California Crisis

Film boyunca aynı zamanda Amerikan popüler kültürüne bolca referans mevcut. Noera’nın elinden düşürmediği Coca Cola, ikilinin yediği hamburgerler, gece sekanslarında karakterlerin önünden geçtiği Hard Rock Cafe gibi çeşitli marka yerleştirmelerine ek olarak karakterlerin diyaloglarında (“Üçüncü Türden Yakınlaşmalar’ı izlemedin mi sen?” “Hah, şimdi sıra Spielberg’e mi geldi?”) veya bir film afişi formunda da birkaç popüler film göndermesi mevcut. Buna ek olarak türden türe atlayan bu filmde birçok film klişesi de kullanılmış. Örneğin polisten kaçma sahnelerinde sanki oyuncakmış gibi uçuşan arabalar, akıllara 1910’lar Keystone komedilerindeki polisleri de 1980 çıkışlı “Blues Brothers” filmindeki absürd kovalamaca sahnelerini de getiriyor. Klişeler aşırıya kaçmadan kullanıldığı için izlemesi oldukça eğlenceli.

Pop2: Pop Art ve City Pop

Bu filmin en çok dikkat çeken kısmı görsel olarak tarzı ve filmin müzikleri. Bu iki unsur da döneminin sanat ve müzik zevkini oldukça başarılı bir şekilde yansıtıyor. Çizim tarzının en ayırt edici özellikleri arasında; karakter veya mekan tonlamalarında kullanılan keskin siyah çizgiler, canlı ve sıcak yaz güneşini hissettiren renk paletleri, maviye ek olarak çeşitli renklerde de görülebilen bulutsuz açık bir gökyüzü gibi ögeler sayılabilir. Sanki bir çizgi roman veya manga sayfasına bakıyormuş hissi veren keskin siyah çizgilerde Roy Lichtenstein ve canlı renklerde de ünlü İngiliz yeni akım grubu Duran Duran’ın Rio gibi albüm kapaklarının tasarımıyla ünlü Patrick Nagel gibi batılı pop art illüstratörlerinin etkisini hissetmek mümkün. Batılı sanatçılara ek olarak Japonya’nın içinden yerel bir örnek de listeye eklenebilir.

Tatsuro Yamaşita gibi Japonya’nın o yıllardaki birçok ünlü sanatçısının albüm kapaklarının çizimini yapan Eizin Suzuki’nin sanatı da pop art özelliklerine bir Japon yorumu ekliyor. 1980’ler Japon balon ekonomisinin getirdiği refah ve ona bağlı gelişen mutlu ve tasasız hayat izlenimlerini çizimlerinde deneyimlemek, buna ek olarak eğlence dolu sıcak yaz günlerini anmak oldukça zevkli. Özellikle Suzuki’nin birçok çiziminde kadrajın büyük kısmında estetik binalar ya da kasetçalar gibi dönemin eğlence ürünlerinin olması, akıllara filmdeki bol sayıdaki ürün yerleştirmesini getirdiği gibi izleyiciye eğlence dolu bir hayat hissiyatını daha da güçlü vermesini sağlıyor.

Müzik konusuna gelecek olursak 1980’ler Japonya’sındaki en ünlü müzik türü yine bu refah ekonomisiyle beraber gelişmiş olan city pop. Bu müzik türünün ilhamı aslında diğer birçok müzik türünden gelmekte. Funk ve soul gibi Afro-Amerikan müziğin etkisi genel melodilerde görülebilirken bas gitara verilen önemin kaynağını da dönemin çeşitli alt pop ve rock türlerinde bulabiliriz. Türün adının city pop olmasındaki sebep ise şarkı sözlerinin genel olarak şehir hayatını ve refahı içermesi. San Diego ve Los Angeles gibi iki büyük şehirde geçen bu film için mükemmel bir müzik türü olduğu kesin. Filmin müzikleri dönemin ünlü city pop sanatçısı Miho Fujiwara ve ekibinin elinden çıkma. Film için hazırlanan toplam dört şarkı, aynı zamanda “California Crisis” adı altında bir mini albüm olarak da dinleyicilerin beğenisine sunulmuş.

California Crisis

Hayaller Gerçeklerle Yüzleşince

Filmin son birkaç dakikasında olaylar aniden farklı bir yöne saptığı gibi filmin sonu da muğlakta kalıyor. Fakat bunun sebebi herhangi bir senarist hatası değil, stüdyonun yaşadığı sıkıntılar.

Film içinde Coca Cola, Ford veya Hard Rock Cafe gibi birçok ünlü markanın geçmesiyle birlikte anime yapım ekibinin yüksek miktarda telif ücreti ödemesi gerekti ve bu durum da filmin hem Japonya içindeki hem de uluslararası sahadaki VHS fiyatlarının oldukça yüksek olmasına neden oldu. Herhangi bir sinema salonunda gösterilmemiş olan bu film, “direct to video” statüsünde olunca tek gelir kaynağı filmin VHS kopyalarının satılmasından gelecekti. Film, çıktığı dönemde 100 dolar (Enflasyonla birlikte günümüz parasındaki değeri 240 dolar) gibi bir VHS için oldukça uçuk bir fiyata sahip olunca stüdyo bir daha belini doğrultamayacağı seviyede zarara girdi ve iflas etti. Aslında iki bölüm olması planlanan bu filmin ikinci ve son kısmını yapma planları da iflasla birlikte suya düştü. Günümüzde bile filmin sadece bu VHS kopyalarından kalanlar mevcut, çünkü hiçbir şekilde bir DVD veya Blu-Ray olarak tekrar satışa çıkmadı. Dolayısıyla anime hayranları arasında bile bu filmin fiziki kopyasının oldukça zor bulunan bir statüde olduğunu söyleyebiliriz.

Genel bir izleyici için bu muğlak son kötü bir durum gibi gözükebilir, fakat ben filmin bu açık uçlu sonunun oldukça akılda kalıcı olduğunu düşünüyorum. Filmin sonunda, o ana dek gösterdiği stereotiplerden ve kalıplardan ayrılıp tamamen farklı bir türe kaydığı izlenimi vermesi oldukça ilgi çekici.

California Crisis
California Crisis

Sonsöz

Hem çıktığı zaman için hem de günümüz için oldukça orijinal bir çizim ve animasyon tarzına sahip olan bu filmin, özellikle 1980’ler ve 1990’lar ana akım Hollywood sinemasını seven izleyiciler için animeye harika bir giriş noktası olabileceğini düşünüyorum. Buna ek olarak 1980’ler Japon city pop müziğine ve hafif caz müziğine ilgi duyan müzikseverlerin de beğenisini kazanacağı kesin. Filmin her sahnesinde yapım ekibinin heyecanını hissetmek mümkün. Hem görsel hem müziksel bir şölen olan bu eğlenceli filmi herkese öneriyorum.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Bırakın