Bu yazı filmi izlememiş olanlar için spoiler içermektedir.
2025 yılında düzenlenen 78. Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde Jüri Ödülü kazanan A Poet; yerelden evrensele uzanan, sinema hafızamızda ilerleyen yıllarda yerini koruyabilecek durulukta, iç çatışması yüksek, sanatın ve sanatçının felsefesini şiir üzerinden irdeleyen etkileyici bir yapım. Kendi coğrafyasının sosyolojik dinamiklerinden yola çıkan yönetmen Simón Mesa Soto, kalbi yoksullukla atan Medellín’de, umutsuzluk içinde devinen Oscar adlı şairin geçmiş, şimdi ve gelecekle olan hesaplaşmasını edebi izlerle işliyor.
Şiirin soyut evreninin hayal ettirdikleri ve Medellín’in gerçeklerinin yarattığı umutsuzluk arasında oradan oraya savrulan biri Oscar. Şairliği yüce bir değerle ilişkilendiren Oscar’ın şiire adanmışlığı; olumsuz renklerle boyanmış aksak hayatının ilerlemesinde adeta bir değnek olur. Oscar’ın muğlak içsel yolculuğunda; gerek hayatın tutkularla örülmüş şen yolları, gerekse o yollarda yüzleştiği coğrafi gerçeklik ve olanaksızlıklar, dramatik çatışmanın güçlü nedenselliklerini oluşturmakla beraber, içinde yer yer kara komedi öğeleri taşır. Aynı zamanda yönetmen Simón Mesa Soto’nun, karakterin sanatsal tatminsizliğini ajite motivasyonlardan uzak tutarak, hayatın ve şiirin duruluğuna uygun biçimde ele alışı filmin kalitesini yükselten etkenlerden.
Annesiyle yaşayan, alkolik, parasız bir yaşam süren ve karısından ayrılan Oscar, kızı tarafından da dışlanmıştır. Küçüklükten beri acıyı içselleştirerek şiirle bağdaştıran ödüllü şair Oscar’ın bir baba olarak değersizleşmesi onu en derin yaralayan gerçektir. İyi, işe yarar ve şair bir baba olabilme egosunu yaşayabilmenin ışığında hayat onun karşısına Yurlady’i çıkarır. Oscar’ın, bir okulda öğretmenlik yaptığı sırada öğrencisi Yurlady’nin şiire olan yeteneğini keşfetmesi, tüm bu olumsuzluklar arasında umut ışığı olur. Oscar ve Yurlady’nin karşılaşması aynı zamanda filmi devam ettiren ve eylem çatısını zenginleştiren temel etkendir.

Muğlak Arayışlar
Yurlady’nin şiire olan yeteneği üzerine fikirler vermeye başlayan, onun hayatını şiirle güzelleştirmek isteyen Oscar, içten içte kendi hayatının yaralarını da onarmayı arzular. Oscar’ın bunu yapmasındaki üstün amaç; hem babalık duygusunun boşluğunu doldurmak hem de şiirde günden güne eksikliğini hissettiği özgüveni yeniden inşa edebilmektir.
Yurlady’nin şiirin özünü ve gücünü kavrama ihtimali bile Oscar’ın hayata daha sıkı sarılabilmesinin gerekçelerinden biri olur. Oscar’ın, Yurlady’nin şiirin kudretini kavramasına yönelik çabasıyla, Yurlady’i bir reklam malzemesine dönüştürmeye çalışan şiir evinin tavrı çatışma halindedir. Yaşanan görüş farklılıkları aynı zamanda sanatın, ekonominin ve gerçek başarının çelişkisi ve göreceliliğinin tezahürüdür. Bu da sanatın kişiler üzerindeki nedenselliğine dair çeşitli sorular oluşturur.
İyi şiir tek başına yeterli midir? Şiirin ve şairin imajı ne kadar önem taşır? İyi bir eser, sanatçısı tarafından içselleşmek zorunda mıdır? Sanat ve sanatçı neye, kime denmelidir? Bir eserin iyiliğini belirleyen nedir? Yönetmen, gerek Oscar gerek Yurlady gerekse şiir evi kurucusu, kariyerli şair Efrain Mendoza üzerinden bunun gibi pek çok soru sordurur. Simón Mesa Soto’nun izleyiciyi bu soruların cevaplarını aramaya yönlendirdiği düzlem ise oldukça organik bir çizgide ilerler.

Denge
Hayatın kudreti dengede saklıdır. Şiirin de. Bir şiiri güçlü yapan temel unsur; dengedir. Harflerin, kelimelerin, duyguların, söylenen ve söylenmeyenlerin bir müziği ve ritmi olduğunu unutmamak gerekir. Denge, nasıl ki bir şiirin vuruculuğunu ortaya çıkaran temel yapıysa, A Poet filminde karakterlerin motivasyonlarında kurulan dengeler de filmin özel dokusunu oluşturan esas etkendir. Evet, belki de Oscar başka bir coğrafyada hak ettiğini düşündüğü değeri görebilirdi. Ancak yine de bu düşünce basit bir ihtimalin ötesine geçemiyor. Zaten şairliğinin gücüne de her koşulda yine Oscar karar veriyor. Bu noktada yönetmenin izleyicide uyandırmak istediği derin bir etki daha var. Simón Mesa Soto, iyi veya kötü şairliğin ötesinde izleyicinin tutku kavramı üzerinde düşünmesini istiyor. Her ne kadar hayatın ekonomik gerçekleri Oscar’ın bir şair yoksulluğunu dahi doyasıya yaşamasına izin vermese de Oscar şiiri öz ve tutkuyla hissetmeye devam eder.
Yurlady ise şiire sadece ekonomik açıdan bakar. Bu bir tercih değil, mahkûmiyettir. Hayat şiirin özü olsa da Yurlady ve ailesi için hayatın özü de paradır. Oscar’ı içinden çıkılması zor bir durumla baş başa bırakmaları da paraya olan ihtiyaçlarından kaynaklanır. Aslında filmde masumiyetini koruyan tek şey şiirin kendisidir. Sona doğru gelindiğinde, hayat boyu kendisini hayalperest olarak tanımlamış, tüm duyguların en yalnız hallerini derin derin keşfederek yaşamak zorunda kalmış Oscar’ın, yeni hayatına dair dönüşümler geçirdiğini izleriz. Şiir, Oscar için bu yaşa kadar aynı kalmanın karizmatik hali olmaktan çıkar ve artık değişimin metaforu haline gelir. İnsan değişir, şair dönüşür, şiir gelişir. Oscar, şiir yazmaya yeniden karar vererek hayatını tazeler ve duvardan indirdiği o resimle artık daha kendi olmayı, daha baba olmayı, daha şair olabilmeyi seçer.

Teknik Bakış
Simón Mesa Soto, sahne geçişlerindeki ani kesilişler üzerinden bilinçli bir tamamlanmamış hissi yaratıyor. Tüm bu tamamlanmamış hissiyatı veren teknik geçişlerin bir araya gelişi, karakterin duygu ve eylemlerindeki tamamlanmamış yönlerin tezahürü olmayı başarıyor. Filmde kullanılan planlar, renkler ve müzik tercihleri ise filmin kara komedisine ışık tutuyor. Filmin dört bölüme ayrılması, bölümlerin kendi içindeki ilişkisinde duygu ve durum bağlamında dinamik aralık yaratılması, kaliteyi arttıran etkenlerden… Tüm bu teknik belirleyenler, uyum içinde bir araya gelerek sinemanın güçlü ve dengeli tınısını ortaya çıkarıyor. Elbette teknik belirleyenlerle ahenk içinde hareket eden oyunculuk performansına değinmeden geçmek olmaz. Oscar karakterindeki performansıyla 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kazanan Ubeimar Rios, mesleği oyunculuk olmamasına rağmen sergilediği performansla karakterin çok boyutluluğu üzerine harikalar yaratıyor. İyi seyirler…
