Asghar Farhadi: “Gerçeklik Tek Değildir; Hayal Gücümüz ve Kalbimiz Sinemanın Şifresidir”

Yazan: Ayşe Ebru

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin dördüncü gününde, sinema yazarı Esin Küçüktepepınar’ın sunumuyla gerçekleşen Asghar Farhadi Masterclass etkinliği salondaki sinemaseverlerden yoğun ilgi gördü.

“Senaryolarımı Konseptlerle Değil, Bir Duyguyla Yazarım”

Geleneksel senaryo kalıplarının aksine fikirden değil hislerden yola çıktığını belirten iki Oscar ödüllü usta yönetmen, üretim sürecini şu sözlerle aktardı: “Ben bilinenin aksine belirli bir konsept veya tema üzerinden (adalet, aşk vb.) senaryo yazmam. Beni etkileyen bir resim, bir görüntü veya belirsiz bir duygunun peşine düşerim. ‘Beni bu şey neden etkiledi?’ sorusunu sorarak başlar, kendi sorduğum soruların cevaplarıyla hiç bilmediğim bir yolda senaryoyu oluştururum.”

Hollywood’u Reddediş ve Gece Yarısı Kararı

Yönetmen, son filmi “Kesişen Hayatlar”ın (Parallel Tales) ilk olarak ABD’de büyük bütçelerle çekilmesinin planlandığı döneme dair çarpıcı bir anısını paylaştı:

“3 yıl boyunca Amerika’da yaşadım, New York’ta konumlar seçildi, büyük oyuncular ayarlandı. Çok büyük paralar harcandı. Ancak bir gece kalbim bana ‘Bu filmi burada yapmamalısın’ dedi. Gece yarısı asistanıma mesaj atıp ABD’deki projeyi iptal ettiğimi söyledim. Asistanım ‘Bu gece uyu, yarın sakin kafayla konuşalım’ dese de kararımdan dönmedim. Senaryo yazarken veya film çekerken en önemli şey kalbimizin ve bilinçaltımızın ne söylediğidir. Önemli olan başarı veya yarışmak değil, o yapım sürecinden lezzet almaktır.”

“Ayrılık Filmini Çekerken ‘Bu Film Yurt Dışında İş Yapmaz’ dediler”

Film yaparken sonucuna veya ödüllere odaklanmanın en büyük hata olduğunu vurgulayan Farhadi, dünya sinema tarihine geçen “Ayrılık” (A Separation) filminin yazım sürecini anlattı: “Ayrılık filmi vizyona girdiğinde haftada ortalama 3 ödül alıyordu, toplamda 100’den fazla ödül kazandı. Ama ben senaryoyu yazarken asistanlarım bana ‘Hakkında Elly filmi yurt dışında çok başarılı oldu, bu yeni senaryo çok yerel, bunu kimse anlamaz, vazgeç’ demişlerdi. Hatta filmin alt yazısını bile hazırlamamıştık. Berlin Film Festivali’nden bir temsilci gelip tercümanla kulaklıktan izledi ve filmi festival ana yarışmasına seçti. Demek istediğim; genç sinemacılar sonuca ve başarıya odaklanmayı bırakmalı. Başarı için değil, içten gelen duyguyla film yapılmalı.”

Metrodaki Baba Örneği: “Gördüğümüz Gerçeklik Bilmediğimiz Eksik Bilgilerle Doludur”

Gerçekliğin göreceliği ve medyanın algı yönetimi üzerine gelen soruları yanıtlayan Farhadi, salondakilere unutulmaz bir örnek verdi: “Tek bir gerçeklik yoktur. İnsanlar gerçekliği kendi karakterine ve geçmişine göre inşa eder. Örneğin; metroda çocukları dondurma yiyip etrafı pisleten, bağıran ve hiç çocuklarıyla ilgilenmeyen bir baba görsek hepimiz adamın sorumsuzluğuna sinirleniriz. Ama o baba dönüp ‘Çocukların annesi az önce hastanede öldü, haberleri yok, son kez eğlensinler diye dışarı çıkardım’ derse tüm gerçeklik algımız değişir. Medya da bize görseller sunar ama eksik parçaları biz kafamızda tamamlarız. Belgeseller bile kurgudur. BBC’nin hayvan belgesellerinde bile bir çekim Hindistan’dan, diğeri Afrika’dan alınıp monte edilir.”

“Hayal Gücü Olmayan İnsan Aşık Bile Olamaz”

Hayal gücünün insan hayatındaki ve kararlarındaki belirleyici rolüne değinen usta yönetmen, “Bir insana aşık olduğumuzda aslında onu tam tanımayız, kafamızdaki hayal gücüyle ona aşık oluruz. Hayal gücü zayıf olan insanlar aşık bile olamazlar. Ben çocuklarıma kendi çocukluğumu anlatırken bile eksik kalan yerleri hayal gücümle güzelleştirip anlatırım. Onlar da ‘Ne kadar güzel bir çocukluk geçirmişsin’ derler. Oysa gerçek tam olarak öyle değildi; ama o benim hayal gücümün yarattığı geçmişimdi” ifadelerini kullandı.

Yorum Yapın

Bunlar da İlginizi Çekebilir