Ana sayfa Sinema Listeler Savaş ve Darbelerden Sağ Çıkan Güney Kore Sineması ve Bu Coğrafyada Çekilmiş...

Savaş ve Darbelerden Sağ Çıkan Güney Kore Sineması ve Bu Coğrafyada Çekilmiş 30 Film!

Usta yönetmen Bong Joon Ho‘nun bu yıl Gisaengchung (Parasite) filmiyle Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye Ödülü kazanması üzerine, sinema dünyası gözünü Güney Kore’ye çevirdi. Özellikle 1980’li yılların sonlarına doğru başlayan Güney Kore Yeni Dalgası, yereli evrensele dönüştürmekte ustalaşan Koreli sinemacıların yaratıclık ve azmiyle tüm dünyayı etkisi altına almaya başladı.

Yaygın inanışın aksine Kore tarihi 1948 yılında başlamamıştır. M.Ö. 3000 yılına kadar uzanan Kore’nin varlığı çeşitli krallık dönemlerinden geçerek 1392-1897 yılları arasında var olmuş ola Joeson Krallığı’na kadar gelmiştir. Kore’nin sinemayla tanışması ise Joeson Krallığı’nın son zamanlarında gerçekleşmiştir. 100. yılında, Kore Sineması’nın ilk zamanlarından günümüze dek süren tarihine göz atalım.

Sinema Sanatının Doğuşu

Eski Kore sinema bilgilerine göre, Kore’nin sinema sanatıyla tanışması, Şangay merkezli İngiliz-Amerikan Yatırım Ortaklığı’na bağlı İngiliz-Amerikan Tütün Şirketi’nin 1898 yılının başlarında Seul’ün Chungmuro bölgesinde sigara satışını teşvik etmek amacıyla gösterdiği kısa filmlerle olmuştur. Bilet olarak bir adet boş sigara paketinin kabul edildiği bu gösterimler Kore halkı tarafından hızla benimsenmiştir. Öyle ki sonraki yıllarda bilet bedeli bir paketten on pakete çıkarılmıştır. Resmi bir kayıt olmamasına rağmen bu etkinlikler, Kore’deki sinema çevreleri tarafından ilk sinema aktivitesi olarak kabul edilmektedir. Kayda geçen ilk film gösterimi ise 1903 tarihinde Hwangsŏng sinmun gazetesinde “hareket eden resimler” ifadesi kullanılarak duyurulmuştur. Seul’n Tongdaemun bölgesinde gösterilen bu filmler Henry Collbran ve H.R. Botswick adlı iki Amerikalı tarafından yönetilen Hansŏng Elektrik Şirketi tarafından finanse edilmiştir. Joseon İmparatoru Gwangmu’nun elektrik gücüne karşı kişisel bir ilgi duymasından dolayı azımsanmayacak bir devlet teşviğiyle kurulan bu şirket Seul halkını, elektrikli tramvay, elektrik lambası ve telefonla tanıştırmasının yanı sıra 1906 yılında Kore’nin geçici ilk sinema salonunu da inşa etmiştir. Ertesi sene Seul’ün batısında üç geçici sinema salonu daha açılmıştır. Kore’nin kalıcı ilk sinema salonu ise 1909 yılında inşa edilmiştir.

Ertesi yıl Kore, Japonya ile yapılan İlhak Antlaşması gereği, resmen Japon İmparatorluğu’na ilhak edilir. Kore’ye batı filmlerinin Amerikan ve İngilizler tarafından ilk geldiği 1890’lı yıllarda, Japonya sinemayla çoktan tanışmıştır. 1896’da Thomas Edison’ın kinetoskopu ertesi yıl ise Lumière kardeşlerin sinematografı Japonya’ya gelmiştir. Sinemayı yakından tanıma fırsatı bulan Japonya, filmlerin propaganda potansiyelini çok erken keşfetmiştir. 1904 yılında Rusya ile savaşta olan Japonya, Koreli kraliyet ailelerine Japonya ordusunun ne kadar etkili olduğunu gösterip onları etkilemek amacıyla savaş görüntülerinden oluşan bir belgesel izletmiştir. Yapılan psikolojik baskılara rağmen İmparator Gwangmu Japonya ile anlaşma imzalamayı reddetmiştir. Ancak Koreli beş üst düzey yetkili Japonya ile Eulsa anlaşmasını imzalamıştır. Günümüzde bile Koreliler tarafından “Beş Eulsa Suçlusu” olarak anılan bu yetkililerin imzaladığı anlaşmayla, Kore dış işlerinde Japonya’ya bağlı hale gelmiştir. İmparator Gwangmu tahttan çekilmeye zorlanmış ve Japonlar tarafından hapsedilmiştir. 1910 yılında Kore-Japon İlhak Antlaşması gereği Kore, resmen Japon İmparatorluğu’nun himayesi altına girmiştir.

İşgal Altında Sinema

Kore’nin varlığını Japonya hakimiyeti altında sürdürdüğü 1910-1945 yılları arasında ülkede, Rusya’dan Japonya’ya gelen ve arka planda filmin oynadığı, önde de canlı sahne performansının yapıldığı kino-drama adlı gösterimler popüler hale gelmiştir. Bu dönemde Kore’de açılan tüm sinema salonları Japonya’ya ait olmuş ve bu sinemalarda gösterilen tüm filmlere Japonya karar vermiştir. 1930’lu yıllarda Japonya yapımı belgeseller kadar filmler de Kore’de ilgiyle karşılanmıştır. 21 Ocak 1919’da Japonya esareti altındayken hayatını kaybeden İmparator Gwangmu’nun Japonlar tarafından zehirlenerek öldürüldüğü söylentilerinin yayılması 1 Mart Hareketi’nin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu ayaklanmadan birkaç ay sonra Kore sinema endüstrisi ortaya çıkmış ve 1920’lerde ve 1930’larda gelişmeye devam etmiştir. Bu gelişim süreci Japonya’nın 1937’de Çin’i işgal etmesinden sonra endüstrinin Japon savaş propagandasına maruz kalmasıyla son bulmuştur.

Kore yapımı ilk filmler, 1919 sonbaharında gösterilen Ŭirijŏk kut’a (Haklı İntikam) ve Kyŏngsŏng chŏnsi-ŭi kyŏng (Seul’den Savaş Manzaraları) adlı kısa filmler olmuştur. Bu filmler Koreliler tarafından yazılıp yönetilmiş olmasına rağmen, filmlerin görüntü yönetmenliği ve kurgusu Miyazawa isimli Japon sinemacı tarafından yapılmıştır. 1919 yılında ayrıca Pang Chŏnghwan tarafndan kurulan ilk Kore sinema dergisi Noksŏng yaymlanmıştır. 1 Mart Hareketi ve İkinci Çin-Japon Savaşı arasındaki kültürel politika dönemi, edebiyat başta olmak üzere tüm sanat dallarındaki kitle iletişim araçlarının da etkisiyle, Japonya işgali altındaki Kore sineması için yaratıcı bir zaman olmuştur.

İlk Koreli görüntü yönetmeni Chigi (Tanıdık) kısa filmini çeken Yi P’iru‘dur. Yi ayrıca, Kore’nin ilk sesli filmi olan Ch’unhyang chŏn‘u (Ch’unhyang’ın Hikayesi) çekmiştir. 1920’li yıllarda pek çok Koreli yönetmen film çekmeye başlamıştır. Bu yönetmenlerin en dikkat çekeni 1923 yılında Wŏlhwa-ŭi maengse (Ayın Altındaki Yemin) filmini çeken Yun Paengnam olmuştur. Koreli sessiz sinema dönemindeki belki de en özgün yönetmen, çoğu filminde aynı zamanda rol alan Na Un Kyu olmuştur. Na’nın 1926 tarihli Arirang filmi, Japon sömürgeci yönetiminin üstü kapalı eleştirisi olarak 1945 öncesi işgal döneminin en çok izlenen ve beğenilen filmi olmuştur. Buna karşın filmin günümüze ulaşmış bir kopyası mevcut değildir.

1920’lerde ve 1930’larda sosyalist etkinin artmasıyla birlikte oluşan politik eğilimlere sahip entelektüel ve sanatsal topluluklar Kore film dünyasını etkilemeye başlamıştır. Bolşevik devriminin Kore kültürü üzerindeki etkisi özellikle Japonya’dan dönen Koreli öğrencilerde görülmeye başlanmıştır. Bu toplulukların en dikkat çekeni 1925 yılında Rus Proleter Yazarlar Birliği’nden esinlenerek oluşturulan Chosŏn p’ŭro yesul tongmaeng (Kore Proleter Sanatçı Federasyonu) olmuştur. İki yıl sonra bu federasyon, yönetmen An Chong Hwa‘nın liderliğinde Kore Film Sanatları Kulübü adında bir organizasyon kurmuştur. Edebiyat ve sinemayı, işçi sınıfın ve Kore halkının sömürgeci güçler karşısında özgürleşmesi için bir silah olarak gören organizasyon üyeleri, çeşitli senaryolar yazıp filmlerde rol alırlar. Klüp, Kim Yu Kyŏng yönetmenliğindeki ilk filmi Yurang‘ı 1928 yılında çekmiştir. Film, sömürgeci toprak ağalarına karşı yükselen çiftçi hareketini konu alır. Yurang konu itibariyle dikkat çekici olsa da geniş kitlelere ulaşamamıştır. Daha sonra ismini Seul Kino (Seul Film Fabrikası) olarak değiştiren Kore Film Sanat Kulübü’nün ikinci filmi yine Kim Yu Kyŏng’un yönettiği Ocak 1929’da gösterime giren Hongga (Karanlık Sokak) olmuştur. Bu kulübe bağlı diğer gruplar da proleterya temalı filmler yapmaktadır. Bu iki film, yapımcılığını Jinju Nam hyang Kino’nun üstlendiği 1929 tarihli Amno (Dark Road) ve 1930 yılında çekilmiş Chiha ch’on (Underground Village)’dur. Seul Kino ve yönetmen Kim Yu Kyŏng’un çektiği son film 1931 tarihli Hwaryun (Fire Wheel) olmuştur. Bu filmin ardından 18 Eylül 1931 tarihli Mançurya Olayı’nın da etkisiyle Kore’nin sosyalist sinema adına ilk denemesi olan Kore Film Sanat Kulübü çalışmalarını azaltmıştır. Mançurya Olayı ve sonrasında Japonların Mançurya’da ilerlemesi, Kore’de sanat için ayrılan kaynakların askeri harcamalara yönlendirilmesine neden olmuştur. 1927 ve 1928’de 13-14 olan film sayısı, 1931-1932 arasında 10’a, 1933’te ise 4’e düşmüştür. Seul Kino nam-ı diğer Kore Film Sanatları Kulübü, kuruluşundan 10 yıl sonra 1935’te dağılmıştır. 1935 sonrasında film çekimleri yeniden yükselse de Japonya’nın 1937’de Çin’e 1941’de ise Amerika Birleşik Devletlerine karşı yürüttüğü savaş sinema ve diğer sanatlar üzerindeki kontrolün artmasına neden olmuştur. 1941’de çıkan Japonya Sinema Yasası gereğince, Kore’deki çoğu film şirketi kapanmış ve Kore hükümetinin kontrolü altında Chosŏn Motion Picture Company adında tek bir film şirketi kurulmuştur. 1945’te Japonya’nın işgaline dek, Kore’de savaş propagandası yapan toplam 25 film çekilmiştir.

Kore’de Özgürlük Dönemi

1945 yılında Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesiyle Kore üzerindeki hakimiyeti sona ermiştir. Bu dönemde Kore sinemasının film finansmanı ve ekipmanı konusunda çoğunlukla Japonya’ya bağımlı olmasından kaynaklı olarak, endüstride durgunluk yaşanmıştır. Ancak bu duruma rağmen sonraki karmaşık yıllarda filmler çekilmeye devam etmiştir. Japonya’nın yenilmesi Korelilere tam bağımsızlık getirmemiş, Soğuk Savaş’ın etkisiyle ülke ikiye bölünmüştür. Ülkenin güney kısmı ABD, kuzey kısmı ise Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmiştir. Sinema sektöründeki durgunluk Amerikan ordusunun kontrolü altındaki dönemde de devam etmiştir. ABD, Japonya’nın film içeriği, dili ve ithalatı konusundaki kısıtlamaları kaldırmasına rağmen, Koreli sinemacılar düşük film bütçeleri, olanaksızlıklar ve ekipman eksikliğinden dolayı üretim yapamaz hale gelmişlerdir. Bunun üzerine, yönetmen Yun Paek Nam, Kore’deki ABD Ordusu Askeri Hükümeti ile çalışmak üzere bir dizi Koreli film yapımcısını Kore Film Prodüksiyon Merkezi (Chosŏn yŏnghwa kŏnsŏl ponbu) adı altında bir araya getirmiştir.

Bu dönemde çekilen ilk film 1946’nın Mart ayında gösterilen, Yi Ku Yŏng tarafından yönetilen ve yapımcılığını Kyemong Film Club üstlendiği An Chung-kŭn sagi olmuştur. Film 26 Ekim 1909’da Japonya Başbakanı Ito Hirobumi’ye suikast düzenleyen ve ulusal kahraman olarak kabul edilen An Chung Kŭn’un hayatını konu almaktadır. Aynı yıl çekilen vatanseverlik temalı bir diğer film ise Ch’oe Yŏng Kyu‘nun yönettiği Chayu manse (Özgürlük Çok Yaşa) olmuştur. Bu dönemde Japonya karşıtı, daha sonra ise ABD’nin etkisiyle Komünizm karşıtı temaya sahip filmler çekilmiştir. 1946’da toplamda 4 farklı yapım şirketi tarafından 4 adet film çekilmiştir. Ertesi yıllarda kısa bir dönem film finansmanı ve ekipman sıkıntısından kaynaklı, sessiz sinemaya dönüş yaşanmıştır. Yapımcılar ucuz, 16 milimetre sessiz filmler üretmiştir. Bu filmlerin en dikkat çekeni 1948 yılında Yun Dae Ryong tarafından çekilen Kŏmsa-wa yŏsŏnsaeng (The Inspector and the Woman Teacher) olmuştur. Bu film varlığını halen koruyan en eski Kore sessiz filmidir.

Bu dönem yaşanan bir diğer komplikasyon ise, Hollywood filmlerinin ithal edilmesini ve ülke çapında popüler hale gelmesini sağlayan Central Motion Picture Exchange isimli film dağıtım sisteminin kurulması olmuştur. Bu yüzden çekilen sınırlı sayıdaki Kore filmi, Hollywood filmleriyle rekabet etmek zorunda bırakılmış ve az sayıda kişiyle buluşmuştur.

Ülke topraklarındaki istikrarsız durum, 15 Ağustos 1948’de Güney Kore, resmi adıyla Kore Cumhuriyeti’nin; 9 Eylül 1948 tarihinde ise Kuzey Kore, resmi adıyla Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla bir süre sona ermiştir. Güney Kore’de sinema çoğunlukla kurulan hükümetin ideolojilerini tanıtma amacıyla kullanılmıştır. Dolayısıyla çekilen filmler, Kamu Danışma Bürosu ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından kontrol edilmiştir.

Savaş Dönemi

25 Haziran 1950’de Kuzey Kore, Güney Kore’yi işgal etmiştir. Bunun üzerine güney Kore Birleşmiş Milletler’e yardım çağrısında bulunmuştur. 27 Haziran 1953 tarihinde sona eren savaş arkasında bir harabe bırakmıştır. Savaş süresince film yapım etkinlikleri basın bültenleri ve belgesellerle sınırlı kalmıştır. Etkin bir dağıtım ağının olmayışı ve savaşta çok sayıda sinema salonu, film ekipmanları ve altyapının kaybedilmesi sonucu, ana akım film yapımı ve dağıtımı neredeyse imkansız hale gelmiştir. Savaş sonunda Kuzey Kore, Güney Kore’den çok sayıda nitelikli personel ve değerli ekipman çalmıştır.

Savaş Sonrası Güney Kore Sineması

Yıkıcı iç savaşın ardından başkanlığını devam ettiren Yi Sŭngman, ülkedeki film endüstrisinin gelişimi için adımlar atmıştır. Bu adımlardan en dikkat çekeni Kore’de yapılan filmlerin gösterim bedelindeki vergi muafiyeti olmuştur. Hükümetin girişimleri sonuç vermiş ve çekilen film sayısı artmıştır. Stüdyoların yenilenmesi, dağıtım ağının yeniden oluşturulması ve yeni sinema salonlarının inşa edilmesiyle endüstri hareketlenmiştir. 1950’ler Kore Sineması’nın gençleşme dönemi olarak kabul edilse de, Başkan Yi Sŭngman muhalefeti bastırarak diktatörlüğünü sürdürdüğü görev süresi boyunca film endsütri faaliyetlerini kontrol altında tutmuştur. 1955 yılında sinema faaliyetlerinin kontrolü Kültür ve Milli Eğitim Bakanlığı’na verilmiş ve Sansür Yasası kabul edilmiştir. 1960 yılında Yi Sŭngman’a karşı başlatılan 19 Nisan Hareketi’nden sonra, Film Etik Kurulu adında bir organizasyon kurulmuştur. Ancak 16 Mayıs 1961’de gerçekleşen askeri darbe sonucunda organizasyonun varlığına son verilmiştir. Bu dönemde, kurulan yeni hükümetin kurduğu organizasyonlar ve sağ ve sol arasındaki çatışma ülkedeki karmaşayı körüklemiştir. 1961 ve 1972 yılları arasındaki Üçüncü Cumhuriyet döneminde, otoriter yönetime dayanan bir dizi düzenleme ve sistem kurulmuştur. Bu düzenlemelerden biri 1962’de kabul edilen Sinema Filmi Yasası’dır. (995 Yasası) Bu yasa ile, film çekmeden önce Kamu Bilgilendirme Bakanı’ndan izin almak mecburi hale gelmiştir. Sinema Filmi Yasası üç temel kurala dayanmıştır. Bunlar: Film yapımından önce onay, film yapımcılarının tescili ve filmlerin ithal ve ihracından önce devlet onayı. Bu yasanın esas amacı toplumun fikirlerini kontrol altında tutmak ve anti-komünist ideolojiyi aşılamaktır. 26 Aralık 1962 tarihli revize edilmiş anayasada “sansür” kelimesi kullanılmıştır. Revize edilmiş Sinema Filmi Yasası gereğince (1830, 1966 sayılı Kanun) yapım öncesi rapor verme ve senaryonun sansürlenmesinden oluşan çift sansür sistemi kurulmuştur. Yönetmeliklere uymayan film yapımcılarının çalışmalarının durdurulmasına karar verilmiştir.

Kamu Performans Yasasının 31 Aralık 1975 tarihli revizyonu ile Kore Performans Etik Kurulu kurulmuştur. Bu kuruluş özel olarak görülmesine rağmen, Kültür Bakanlığı tarafından yönetilmiş ve desteklenmiştir. Kore Sineması, Dördüncü Cumhuriyet Anayasası’nda yer alan ve baskısı gittikçe artan Sinema Filmi Yasası nam-ı diğer “Canlandırıcı Reform” ile uzun ve karanlık bir dönem geçirmiştir.

Beşinci Cumhuriyet Anayasası ile birlikte Sinema Filmi Yasası (Yasa 3776, 31 Aralık 1984) beşinci kez revize edilmiş ve sansür kaldırılmıştır. Bunun yerine, bir “müzakere öncesi” sistem kabul edilmiştir. Ancak, gözden geçirilmiş düzenleme sadece kağıy üzerinde olmuştur ve özünde sansür değişmemiştir. Diğer bir deyişle, filmler üzerine tartışma, konular, standartlar ve süreç açısından neredeyse sansürle aynı olmuştur. Komunizm yanlısı ya da hükümet lkarşıtı filmlerin gösterilmesine hatta çekilmesine izin verilmemiştir. Tek yeni şey, genel demokratikleşme ruh halini ve cinsiyete karşı daha açık bir tutumu yansıtan bazı erotik filmlere izin verilmesi olmuştur. Bununla birlikte, bu tür erotik filmler, açıklık konusunda tartışmalara neden olmuş ve bu tür filmlerin periyodik olarak kontrol edilmesine yol açmıştır. Halk sonunda Kore yapımı filmlerin düşük sınıf olduğu fikrine kapılmış ve siemaya sırtını dönmüştür.

Güney Kore Yeni Dalgası

Haziran 1987’deki demokratikleşme hareketiyle birlikte filmler, halkın demokrasi arzusunu yansıtmaya başlamıştır. Bu dönemde Kore filmleri uluslararası festivallerin de dikkatini çekmeye başlamıştır.

Im Kwon Taek’in 1987 tarihli melodraması Adada Montreal Film Festivali’nde ilgiyle karşılanmıştır. Yönetmenin aynı yıl çektiği Sibaji (The Surrogate Woman) filmi de 44. Venedik Film Festivali’nde gösterilmiş ve “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”nün sahibi olmuştur. 1987’de ayrıca Lee Jang Ho’nun yönettiği Nageuneneun kileseodo swiji anhneunda (The Man with Three Coffins) Berlin Film Festivali’nde Caligari Film Ödülü’nün sahibi olmuştur. Eleştirmenler 1980’lerin sonundaki bu canlanma dönemini “Kore Yeni Dalgası” olarak nitelendirmişlerdir.

Bu dönemin en dikkat çekici yönetmenleri Jang Sun Woo ile Park Kwang Su’dur. Jang Sun Woo’nun 1987 tarihli filmi Songgong Sidae (The Age of Success | A Taste of Heaven) ile Park Kwang Su’nun Chilsu wa Mansu (Chilsu and Mansu) filmi “Yeni Dalga” döneminin ilk yapımlarındandır. Dönemin öne çıkan diğer filmleri:

Sae Sang Bakuro [(Out of the World), Yeo Kyun Dong, 1994]
Najeun moksori [(The Murmuring), Byun Young Joo, 1995]
Daijiga umule pajinnal [(The Day a Pig Fell into the Well),  Hong Sang Soo, 1996]
Sechinku [(Three Friends), Yeo Kyun Dong, 1996]
Motel Seoninjang [(Motel Cactus), Park Ki Yong, 1997]
Chorok mulkogi [(Green Fish), Lee Chang Dong, 1997]
Choyonghan kajok [(The Quiet Family), Kim Jee Woon, 1998] olmuştur.

2000’li yıllarda Kore Sineması halkın da dikkatini çekerek, onca yıldır hüküm süren Hollywood filmlerinin önüne geçerek büyük bir başarı elde etmiştir. Bu dönemin en önemli yapımları şunlardır:

Chunhyangdyun [(Chunhyang), Im Kwon Taek, 2000]
Flandersui gae [(Barking Dogs Never Bite), Bong Joon Ho, 2000]
Yeopgijeogin geunyeo [(My Sassy Girl), Kwak Jae Young, 2001]
Janghwa, Hongryeon [(A Tale of Two Sisters), Kim Jee Woon, 2003]
Dalkomhan insaeng [(A Bittersweet Life), Kim Jee Woon, 2005]

Park Chan Wook‘un ses getiren “İntikam Üçlemesi”
Boksuneun naui geot [(Sympathy for Mr. Vengeance), 2002]
Oleuboi [(Oldboy), 2003]
Chinjeolhan geumjassi [(Lady Vengeance), 2005]

Kim Ki Duk filmleri
Samaria [(Samaritan Girl), 2004]
Hwal [(The Bow), 2005]
Shi Gan [(Time), 2006]

Özetle tarihi işgal, sömürge, savaş ve sansürlerle dolu olan Kore’de sinemanın gelişimi zaman zaman durma noktasına gelse de hiçbir zaman geriye gitmemiştir. Özellikle son 30 yıldaki yükselişiyle dünya sinemasının vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Sizler için çoğunluğu Güney Kore Yeni Dalga döneminde çekilen 30 adet film listesi hazırladık.

1987 | 1987: When the Day Comes (Joon-Hwan Jang)

1987, Kore ile ne kadar yakın bir tarihimiz olduğunu gösteren bir diğer yapım. Senaryosu, 1987 yılında gerçekleşen Haziran Demokrasi Hareketi sırasındayaşanan olaylardan esinlenerek kaleme alınmıştır. Yönetmenliğini listemizdeki bir diğer film olan Jigureul jikyeora! (Save The Green Planet!) ile tanınan Jang Joon Hwan’ın üstlendiği film, askeri rejim altında yasadışı sorgulama ve işkence altında hayatını kaybeden bir üniversite öğrencisi için adalet arayışını konu alıyor. Gencin ölümünü örtbas etmeye çalışan polis ve hükümete karşı üniveriste öğrencileri başta olmak üzere halk tarafından bir mücadele başlar.

Ajeossi | The Man from Nowhere | Mazisi Olmayan Adam (2010)

İlk filmi Yeolhyeol-nama (Cruel Winter Blues) ile kariyerine güzel bir başlangıç yapan Lee Jeong Beom’un ikinci filmi Ajeossi, eski bir özel ajan olan şimdi ise bir rehin dükkanı işleten Cha Tae Shik’in So Mi adındaki küçük kızla olan sıradışı arkadaşlığını anlatıyor. So Mi’nin uyuşturucu ve organ kaçakçılığı çetesini tarafından kaçırılmasının ardından Cha Tae Shik, onu kurtarmak için harekete geçer. Sade bir konusu olan film, sert ve gerçekçi dövüş sahneleriyle dikkat çekiyor.

Ang-ma-reul bo-at-da | I Saw the Devil | Şeytanı Gördüm (2010)

Bir NIS (Ulusal İstihbarat Servisi) ajanı olan Soo Hyun’un nişanlısı, yıllardır polisten kaçmayı başaran bir seri katil tarafından vahşice öldürülür. Bunun üzerine katili tek başına yakalamaya karar veren Soo Hyun hedefine ulaşır, ancak katilin ölerek kurtulmasına izin vermeye niyeti yoktur. Başrollerini Lee Byung Hun ve Choi Min Sik’in paylaştığı film, alışılmadık bir intikam hikayesi sunuyor. Gerçekçi şiddet sahneleri yüzünden izlemenin yer yer zorlaşabileceği film, akıllara sık sık “En iyi intikam nedir?” sorusunu getirtiyor. Ülkemizde 2010 yılında Filmekimi kapsamında gösterilen Kim Jee Woon imzalı Ang-ma-reul bo-at-da, dünya prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali’nin yanı sıra Toronto, San Sebastian gibi pek çok festivalde de ilgiyle karşılandı.

Bakha satang | Peppermint Candy | Nane Şekeri (1999)

Okul arkadaşlarıyla 20 yıl sonra yeniden buluşan Yong Ho, garip tavırları ve rahatsız edici çıkışlarıyla arkadaşlarını şaşkınlığa uğratır. Yong Ho’nun bu durumu başına neler gelmiş olduğunu düşündürmektedir. Lee Chang Dong’un yazıp yönettiği film, yaşama isteğini kaybetmiş bir adamın nasıl ve neden o hale geldiğini hayatından beş evre üzerinden anlatıyor. Sorumlulukları ve hayalleri arasında sıkışan ve zamanla mutlu olmayı unutan bir bireyin bakış açısıyla anlattığı Bakha satang, arka planda da Kore yakın tarihinin öne çıkan olaylarına yer veriyor. Toplumsal olayların birey üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seren film, metaforik anlatımı ile şiirsel bir dil yakalıyor.

Bakjwi | Thirst | Kan Arzusu (2009)

Hastanede çalışan bir rahip olan Sang Hyun, ölümcül bir virüsü ortadan kaldırmak amacıyla yapılan gizli bir aşı geliştirme deneyi için gönüllü olur. Deney başarısız olur ve virüs bulaşan Sang Hyun’a kan nakli yapılır. Öleceği kesin gibi görünmesine rağmen, rahip mucizevi bir şekilde iyileşir. Elbet büyük bir bedelle. Kısa sürede ölümsüz olduğunu ve bir vampire dönüştüğünü anlayan Sang Hyun’un hayatı, çocukluk arkadaşının eşine aşık olunca daha da karışacaktır. Émile Zola’nın Thérèse Raquin adlı eserinden esinlenerek yazılan film için Park Chan Wook şunları söylemiştir: “Bu film aslında korku duygusunu iletmek için “Yarasa” olarak adlandırılmıştı. Ne de olsa vampirlerle ilgili. Fakat bundan da fazlası var. Bu film tutku ve bir aşk üçgeni hakkında. Bunun eşsiz olduğunu düşünüyorum çünkü sadece bir gerilim filmi değil, sadece bir korku filmi değil, aynı zamanda yasak aşk hikâyesi.”

Beoning | Burning | Şüphe (2018)

Haruki Murakami’nin Barn Burning isimli kısa öyküsünden uyarlanan film, Lee Chang Dong’un sekiz yıl aradan sonra çektiği ilk film. Yarı zamanlı kuryelik yapan Lee Jong Su, bir teslimat sırasında karşılaştığı çocukluk arkadaşı Shin Hae Mi ve Lee Jong Su’nun Kenya’da tanıştığı Ben adındaki gizemli adam arasındaki aşk üçgenini konu alıyor. Dünya prömiyerini 71. Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren film, festivalden iki ödülle döndü.

Bin Jip | 3-Iron | Boş Ev (2004)

2004 yapımı Bin Jip, yaşamını tatile giden insanların evlerinde sürdüren, bunun karşılığında ise evdeki aletleri tamir ederek ya da çamaşırlarını yıkayarak karşılığını ödediğini düşünen Tae Suk, günün birinde kalacak bir “boş ev” daha bulur. Bu evde kocası tarafından istismara uğrayan bir kadınla karşılaşan genç adam, kendi gibi yalnız olduğunu düşündüğü kadınla bir bağ kurar. Kim Ki Duk’un en dikkat çekici filmlerinden biri olan Bin Jip, 24. İstanbul Film Festivali kapsamında ülkemizde gösterilmişti. Baş karakterlerin neredeyse hiç konuşmadığı film, şiirsel anlatımıyla izleyiciye unutamayacağı bir deneyim yaşatıyor.

Bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom | Spring, Summer, Fall, Winter… and Spring | İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış… ve İlkbahar (2003)

Ustasıyla birlikte bir budist manastırında yaşayan küçük bir rahibin hayatından kesitler sunan film, her bölümün hayatın belli dönemleriyle ilişkilendirilmiş birer mevsimle anlatıldığı beş kısımdan oluşur. Budist öğreti ve “nefs” terbiyesini konu alan Bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom, ülkemizde 23. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilmiştir. Yönetmenliğini ve senaryosunu Kim Ki Duk’un üstlendiği film, muhteşem görselliği ve huzurlu atmosferiyle izleyiciyi hikayenin dinginliğine ortak ediyor.

Bumchoiwaui junjaeng: Nabbeunnomdeul jeonsungshidae | Nameless Gangster: Rules of the Time | İsimsiz Gangster (2012)

1980’li yıllarda Busan’da geçen film, yozlaşmış bir gümrük memuru olan Choi Ik Hyeon’un, işten kovulmasının ardından uzaktan akrabası olduğunu keşfettiği genç ve hırslı gangster Choi Hyeong Bae kurduğu ortaklığı anlatıyor. Kısa sürede mafya dünyasında yükselen ortaklar, kısa sürede hükümetin radarına girer. Kurumlar ve toplumdaki rant, rüşvet ve yolsuzluk kavramlarını yer yer mizahi öğelerle işleyen film, Oldeuboi (Oldboy) filminden Choi Min Sik ile Shigan (Time) filminden tanıdığımız Ha Jung Woo’nun oyunculuklarıyla dikkat çekiyor.

Busanhaeng | Train to Busan | Zombi Ekspresi (2016)

Son yıllarda zombi temasını işleyen pek çok film gördük. Bu kadar çok yapımı olan bir türe yeni bir bakış açısı getirmek gittikçe zorlaşıyor. Ancak Busanhaeng, bu sınavı başarıyla tamamlamış. Türün tüm geleneklerine sadık kalan film, dram unsurunu da gerilim ve aksiyon dolu filme abartısız bir şekilde yerleştirmiş. Seok Woo, eşinden ayrılmış ve kızıyla mesafeli bir ilişkisi olan işkolik bir fon yöneticisidir. Kızının doğum günü hediyesi olarak annesini görmek istemesi üzerine, Seok Woo onu Seul’den eski eşinin yaşadığı Busan’a götürmeye trenle karar verir. Ancak bir salgının patlak vermesi üzerine, Seok Woo kızıyla kendini bir yaşam mücadelesinin içinde bulur.

Chorok mulkogi | Green Fish | Yeşil Balık (1997)

Film askerden yeni terhis edilmiş bir genç adamın ait olma ihtiyacını ve aile, yuva kavramlarına karşı değişen bakış açısını konu alıyor. Askerde geçirdiği dönem boyunca hayatını askıya alan Mak Dong, eve döndüğünde herkesin hayatının devam ettiği gerçeğine adapte olmakta güçlük çeker. İlk olarak eve dönüş yolunda gördüğü bir kadınla yolları yeniden kesişen Mak Dong onun yardımıyla bir çeteye kabul edilir ve hayatı tamamen değişir. Usta yönetmen Lee Chang Dong’un ilk uzun metrajlı filmi olan Chorok mulkogi (Green Fish), Vancouver ve Rotterdam film festivalleri başta olmak üzere pek çok uluslararası festivalden ödülle döndü.

Chugyeogja | The Chaser | Ölümcül Takip (2008)

Dünya prömiyerini 61. Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren Chugyeogja (The Chaser), Na Hong Jin’in ilk uzun metrajlı filmi. Eom Joong Ho, işten ayrıldıktan sonra kadın satıcılığı yapmaya başlayan eski bir dedektiftir. Çalıştırdığı kadınların birer birer ortadan kaybolması ile işleri bozulmaya başlayan Eom Joong Ho, hepsinin ortadan kaybolmadan önce aynı müşteriyle buluştuğunu farkettiğinde olayın peşine düşer. Başarılı bir seri katil gerilimi olan film, Güney Kore polisini sert bir şekilde eleştirmektedir. Katilin kim olduğundan çok nasıl yakalanacağına odaklanan film, kanun ve adalet düzenindeki aksaklıklara dikkat çekiyor.

Choyonghan kajok | The Quiet Family | Sakin Aile (1998)

Janghwa, Hongryeon (A Tale of Two Sisters), Joheunnom nabbeunnom isanghannom (The Good the Bad the Weird) ve Ang-ma-reul bo-at-da (I Saw the Devil) filmleriyle dikkat çeken yönetmen ve senarist Kim Jee Woon’un ilk filmidir. Babalarının işinden atılmasının ardından şehir dışında bir pansiyon açan Kang ailesi, günler boyunca bekledikleri ilk müşterilerini odasında ölü bulurlar. Halihazırda kötü giden işlerinin böyle bir talihsiz olaydan etkilenmemesi için aile kollarını sıvar. Ancak işler daha da karmaşık bir hal alacaktır. Zengin kadrosunda Choi Min Sik, Song Kang Ho Song ve Jeong Jae Yeong başta olmak üzere birbirinden yetenekli oyuncuların yer aldığı film, döneminin ötesinde bir kara komedi ve bana göre listenin en dikkat çekici yapımlarından biri.

Dharmaga tongjoguro kan kkadalgun | Why Has Bodhi-Dharma Left for the East? (1989)

Dalmaga dongjjok-euro gan ggadakeun?, bir Zen ustası, küçük bir yetim ve şehir yaşamını ardında bırakarak aydınlanma arayan genç bir adamdan oluşan üç Budist keşişin uzak bir manastırdaki yaşamlarına odaklanıyor. Çoğunlukla ailesini geride bırakarak keşiş olmayı seçen Yong Nan’ın şehirdeki yaşamına yer verilen filmde, kendini bulma ihtiyacı anlatılıyor. Bae Yong Kyun tarafından yazılıp yönetilen film, 42. Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde gösterildi. Bir ressam olarak bilinen Bae, tek kamerayla çektiği ve kurgusunu elle yaptığı filmi yedi yılda bitirmiş.

Do-ga-ni | Silenced | Sessizlik (2011)

Do-ga-ni (Silenced), 2005 yılında Gwangju Inhwa Okulu’nda yaşanan cinsel istismar olaylarına dayanıyor. Film, İşitme Engelliler Okulu’nda yıllar boyunca sistemli bir şekilde şiddet ve cinsel istismara maruz kalan öğrencilerin hikayesini anlatıyor. Okula yeni atanan resim öğretmeni Kang In Ho, çocuklardaki mesafeli ve soğuk tavırları kısa sürede farkeder. Daha sonra korkunç gerçeği öğrenen öğretmen, İnsan Hakları Merkezi üyesi Seo Yoo Jin ile bürokrasiye karşı büyük bir savaş açar. Do-ga-ni (Silenced) izlemesi ve sindirmesi oldukça zor bir film. Rahatsız edici konuları işleyen bu tarz filmleri izlerken kederlenir, utanır ya da öfkeleniriz ancak kısa sürede hayatımıza geri döneriz. Ancak Do-ga-ni için aynı durum göz konusu değil. Çünkü film insanlığa olan umudumuzun bir kısmını koparıp alır.

Gongdong gyeongbi guyeok JSA | JSA: Joint Security Area | Birleşik Güvenlik Bölgesi (2000)

Güney Kore ile Kuzey Kore sınırında bulunan Kore Tarafsız Bölgesi’nde iki Kuzey Koreli askerin bir Güney Koreli asker tarafından öldürüldüğü açıklanmıştır. Ancak ateşlenen silahın şarjöründe 15 mermilik olmasına rağmen, cesetlerde 11, şarjörde ise 5 mermi bulunmuştur. Bunun üzerine tarafsız bölgeyi denetleyen İsviçre/İsveç ekibi bu çatışmada üçüncü bir tarafın varlığından şüphelenir ve bu şüpheye dönük bir soruşturma başlatır. Çeşitli komplo teorilerini harekete geçiren ve hassas bir zemin üzerinde olan Güney Kore – Kuzey Kore ilişkilerinin de etkisiyle gerginnlik yaratan bu olayın çok basit ve insanı bir boyutu vardır. Güney Kore ile Kuzey Kore arasındaki anlaşmazlık doğal olarak pek çok sinema filmine konu oldu. Ancak Gongdong gyeongbi guyeok JSA‘nın bu filmler arasındaki yeri ayrıdır. Park Sang Yeon’un romanından uyarlanan film, savaşın beyhudeliğini gözler önüne seriyor. Song Kang Ho ile Lee Byung Hun’un oyunculuklarıyla göz doldurduğu kadroda ayrıca Park Chan Wook’un “İntikam Üçlemesi”nin son bölümü olan Chinjeolhan geumjassi (Lady Vengeance) filminden tanıdığımız Lee Yeong Ae yer alıyor.

Gwoemul | The Host | Yaratık (2006)

Güney Kore’deki bir Amerikan ordu üssünden Han Nehri’ne dökülen düzinelerce formaldehit, nehirde yaşayan bir amfibiyi mutasyona uğratır ve birkaç yıl içinde amfibi devasa bir canavara dönüşür. Bir gün Han Nehri’nde bir gezintiye çıkan bu canavar, kısa sürede halka dehşet saçar ve nehir kıyısında bir büfe işleten Park ailesinin küçük kızları Hyun Seo’yu kaçırır. Karantina altına alınan ailesi, Hyun Seo’dan bir telefon alınca karantina koğuşundan kaçar ve onu şehir lağımlarında aramaya koyulur.  Şuursuzca güldüren mizahı, boğazınızda takılan dramı, yürek hoplatan aksiyonu, “Arkanda, geliyor!” dedirten gerilimli sahneleri ile Gwoemul sizi tezcanlı bir çocuktan kederli bir ihtiyara saniyeler içinde dönüştürebilecek bir film.

Hanyo | The Housemaid (1960)

Bir fabrikada işçileri piyano dersi veren Kim Dong Sik ve evde terzilik yapan eşi iki çocuğuyla mütevazi bir yaşam sürdürmektedir. Eşinin üçüncü kez hamile kalması üzerine, ev işlerine yardım etmesi amacıyla bir hizmetçiyi işe alan Kim ailesinin sıradan hayatı, Kim Dong Sik’e karşı sıradışı bir tutku geliştiren hizmetçinin davranışlarıyla alt üst olacaktır. Gerilim öğeleri içeren Hanyo (The Housemaid), aile kavramını sorgulatan bir neo-noir filmidir. Filmin Im Sang Soo tarafından 2010 yılında yeniden çevrildiğini de belirtelim.

Hwal | The Bow | Yay (2005)

Kim Ki Duk’un yazıp yönettiği Hwal, açık denizde bir balıkçı teknesinde yaşayan yaşlı bir adamla genç bir kız arasındaki sıradışı ilişkiyi konu alıyor. Açık denizde balık tutmaları için insanları tekneye getiren yaşlı adam aynı zamanda genç kızın da yardımıyla isteyenlere fal bakarak geçimlerini sağlamaktadır. Yaşlı adam genç kızla evlenebilmek için onun reşit olmasını beklemektedir. Ancak genç bir adamın yanlarına gelmesiyle genç kız yaşadıığı hayatı sorgulamaya ve dış dünyayı merak etmeye başlayacaktır. Kim Ki Duk’un “Bu filmde, yaşlı bir adamın bencilce aşkı üzerinden, yaşlılığın her şeyin sonu mu olduğunu sorgulamak istedim. Artık bunları yapmak için fazla yaşlı olduğumuzu düşünerek birçok şeyden vazgeçiyoruz. Fakat, yaşlı adamın kıza duyduğu bencilce ama ateşli tutku aracılığıyla, insanın ölüm saati geldiği ana kadar güzel olabileceğini göstermek istedim. Bence sınırsızca arzulamak çok güzel bir şey. Hele hele bu arzu ve istek başka birine yönelikse.” sözleriyle açıkladığı film ülkemizde 2005 yılında Filmekimi’nde gösterilmişti.

Jigureul jikyeora! | Save The Green Planet (2003)

Byeong Gu, büyük bir ilaç fabrikasının sahibini, Andromeda gezegeninden gelen bir uzaylı olduğunu düşündüğü için kaçırır. Andromedalıların dünyayı işgal etmesini önlemeye çalışan genç adam için, bu üst düzey yetkili uzaylının Andromeda Prensi ile iletişime geçmesini sağlamak hayati öneme sahiptir. Ancak önce adamın Andromedalı olduğunu itiraf etmesi gerekmektedir. Daha önce Yuryeong (Phantom: The Submarine) filminin senaryosunu yazan Jang Joon Hwan’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Jigureul jikyeora!, oldukça başarılı bir kara mizah örneği. Filmin fikrini Misery’yi izlerken bulduğunu söyleyen Jang Joon Hwan, Annie Wilkes karakterinin yeterince derin işlenmediğinden dolayı hayal kırıklığına uğramış ve günün birinde insan kaçırma temalı bir film yazarsa, hikayeyi kaçıran kişinin bakış açısıyla anlatmaya karar vermiş. Sonraları bir sitenin Leonardo Di Caprio’nun dünyalı kadınları baştan çıkarmak için gönderilen bir uzaylı olmakla itham eden bir website görünce afallayan Jang Joon Hwan bu iki düşüncesini birleştirerek ortaya Jigureul jikyeora! çıkar. İzleyeni güldüren, düşündüren, ağlatan sonra tekrar güldüren film, güzel de bir Folie a deux örneği gösteriyor.

Kimssi pyoryugi | Castaway on the Moon | Kim’in Adası (2009)

Lee Hae Jun’un yazıp yönettiği film intihara meyilli bir adam ile hikikomoriden muzdarip bir kadın arasındaki sıradışı ilişkiyi anlatıyor. Borçlarından bunalan ve Han Nehri’ne atlayarak kendini öldürmeye çalışan Kim Seong Geun, uyandığında kendini nehirde bulunan Bamseom adacıklarından birinde bulur. Başta adacıktan kurtulmaya çalışan adam, zamanla burada kendine yeni bir amaç bulduğu bir yaşam kurar. Hikikomori yüzünden evden ayrılamayan ve vaktinin çoğunu ayı izlediği teleskopunun başında geçiren Kim Jung Yeon bir gün Kim Seong Geun’u farkeder. Aralarında kurulan iletişim ile ikisinin de hayata bakış açısı değişecektir. Film, sosyal izolasyon, yalnızlık, aşk ve iletişim kavramlarına getirdiği eşsiz bakış açısıyla öne çıkıyor.

Kkeut-kka-ji-gan-da | A Hard Day | Zorlu Gün (2014)

Cinayet dedektifi Go Geon Soo’nun başı derttedir. Eşinden boşanma celbi almıştır. Annesi hayatını kaybetmiştirr. İş arkadaşlarıyla birlikte görevini kötüye kullanmaktan hakkında soruşturma açılmıştır. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi annesinin cenazesine giderken yanlışlıkla birine çarpar ve ölümüne neden olur. Bu olayı örtbas ettiğini düşünse de nihayetinde kazaya tanık olduğunu söyleyen gizemli bir adam tarafından tehdit edilir. Film, şartlar gerektirdiğinde en sıradan insanın bile ne kadar sıradışı davranabileceğini gösteren başarılı bir yapım. Son ana kadar düşmeyen temposu ve kaybolmayan gizemiyle iki saatlik bir seyif keyfi yaşatıyor izleyiciye. Daha sonra Gisaengchung (Parasite) filminde rol alacak olan Lee Sun Kyun’un performansı ise kesinlikle çok başarılı.

Madeo | Mother | Ana (2009)

Bong Joon Ho’nun dördüncü uzun metrajlı filmi olan Madeo, bir cinayet soruşturmasının baş şüphelisi olan zihinsel engelli oğlunun suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışan bir anneye odaklanıyor. Kim Hye-ja ile Won Bin’in olağanüstü oyunculuklarıyla göz doldurduğu Madeo, annelik kavramına ve anne olmanın neleri gerektirebileceğine dair katmanlı ve zorlayıcı bir bakış açısı sunuyor. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nin “Belirli Bir Bakış” bölümünde gerçekleştiren film, Los Angeles, Boston, San Fransisco, Toronto Film Eleştirmenleri Ödülleri başta olmak üzere pek çok ödülün sahibi oldu. Filmin Güney Kore’nin Akademi Ödülleri adayı olduğunu da ekleyeyim.

Mil-jeong | The Age of Shadows | Karanlık Görev (2016)

Film 1920’lerin Japon işgali altındaki Kore’sinde geçmektedir. Bir zamanlar Kore’nin bağımsızlığı için mücadele eden Lee Jung Chool artık Japonya adına çalışan bir polis memuru olmuştur. Üstleri tarafından Kore’de faaliyet gösteren Heroic Corps (Kahramanlık Kolordusu) isimli Japon karşıtı bir grubu ortadan kaldırma görevi verilen Lee, kısa zamanda grubun üst düzey yetkililerinden Kim Woo Jin ile tanışır. Birbirlerinin gerçek kimliğini ve niyetini bilen Lee Jung Chool ile Kim Joo Win arasında gizemli ve tehlikeli bir arkadaşlık başlar. Görüntü yönetmenliğini Dalkomhan insaeng (A Bittersweet Life) ve Do-ga-ni (Silenced) filmlerinde de çalışmış olan Kim Ji Young ise muazzam bir atmosfer yaratmayı başarmıştır.

Misseu Hongdangmu | Crush and Blush (2008)

Yang Mi Sook, kızarma alışkanlığı olan ve etrafındakiler tarafından pek sevilmeyen beceriksiz bir Rusça öğretmenidir. Öğrencilik yıllarından bu yana aşık olduğu öğretmeni Seo Jong Cheol ile şimdi meslektaş olmuştur. Evli olan Seo Jong Cheol ise daha çok yeni öğretmen Lee Yoo Ri ile ilgilenmektedir. Mi Sook, Jong Cheol ile Yoo Ri arasında bir şeyler olmasına engel olmaya karar verir. Genç kadının bu görevdeki müttefiği ise Jong Cheol’un kızı Jong Hee’dir. Toplum tarafından şekillendirilmiş rollerin ve davranış kalıplarının dışına çıkmayı başaran film, karakterlerinin sıradışı tercihleriyle izleyici üzerinde etkisi uzun süre devam edecek bir senaryoya sahip. Lee Kyoung Mi’nin ilk uzun metrajlı filmi olan Misseu Hongdangmu‘nun yapımcılarından biri Park Chan Wook’tur. Usta yönetmen Bong Joon Ho da filmde küçük bir rolde yer almıştır.

Saibogujiman Kwenchana | I’m A Cyborg But That’s Okay (2006)

Saibogujiman Kwenchana, Park Chan Wook’un yönettiği bir romantik komedi. Radyo üreten bir fabrikada çalışan Young Goon, bir cyborg olduğuna inanmaktadır. Bir gün kendini şarj etmek amacıyla kablolarına ulaşmak ister ve bileklerini keser. Young Goon’un bu girişimi intihar olarak yorumlanır ve genç kadın bir akıl hastanesine yatırılır. Bir cyborg olduğu için yemeyi reddeden Young Goon’un yolu aynı hastanede kalmakta olan ve insanların ruhunu çaldığına inanan Il Soon ile kesişir. Toplumun psikolojik rahatsızlıkları olan kişilere karşı taşıdığı önyargıları alaşağı eden film, izleyicileri onların gerçekliğine davet ediyor ve onlara empati kurmanın kolay olabileceğini gösteriyor.

Salinui chueok | Memories of Murder  Cinayet Günlüğü (2003)

Başrollerinde Song Kang Ho ile Kim Sang Kyung’un yer aldığı Salinui chueok, Bong Joon Ho’nun ikinci uzun metrajlı filmi ve yönetmenin Song Kang Ho ile Gwoemul, Snowpiercer ve Parasite ile devam edecek işbirliğinin ilki. Yıl 1986. Güney Kore, darbe sonrası askeri bir yönetim altındadır. Ülkedeki baskıcı rejim yetmezmiş gibi, tecavüze uğradıktan sonra vahşi bir şekilde öldürülmüş bir kadın cesedi bulunur. Kısa sürede bu olayın şehre korku salacak seri cinayetlerin ilki olduğunu anlayacaklardır. Film, 1980’lerde Kore’nin Hwaeseong bölgesinde gerçekleşen seri cinayetleri konu alsa da Kim Kwang Rim’in 1996 tarihli tiyatro oyunundan uyarlandı.

Ui-hyeong-je | The Secret Reunion | Gizli Ortaklık (2010)

İşinden atılan bir Güney Kore ajanı ile sürgün edilmiş bir Kuzey Koreli casusun yolları, ilk karşılaşmalarından altı yıl sonra yeniden kesişir. Biri işine diğeri ise ailesine kavuşabilmek için harekete geçer ve karşı taraftan bilgi çalmak amacıyla zoraki bir ortaklık başlatır. Song Kang Ho ile Gang Dong Won’un gerçekçi oyunculuklarıyla öne çıktığı film, Güney ve Kuzey Kore devletleri arasındaki anlaşmazlıkların insan hayatı üzerindeki etkilerini samimi bir dille anlatıyor.

Welkkeom tu Dongmakgol | Welcome to Dongmakgol | Dongmakgol’a Hoşgeldiniz (2005)

1950 Eylül’ünde Kore Savaşı devam ederken, Kuzey ve Güney tarafından askerler ve bir Amerikalı pilot kendilerini Kore’nin ücra bir köşesindeki Dongmakgol isimli bir köyde bulurlar. Dış dünyadan izole bir konumda olan bu köyün halkının ülkede ne olup bittiği konusunda hiçbir fikri yoktur. Öyle ki ülkeyi derinden etkileyen savaştan bile bihaberdirler. Düşman askerler kendilerine yardım eden köy halkına zarar vermemek için bir süre ateşkes yapmak zorunda kalırlar. Zaman ilerledikçe farklılıklarını ve savaşı unutan askerler birbirleriyle işbirliği yapmaya başlar ve birlikte köy halkına yardım ederler. Askerler dış dünyayla yeniden karşı karşıya kalmak zorunda kaldıklarında ise düşmanın birbirleri değil savaşın kendi olduğunu farkedeceklerdir. Park Kwang Hyun’un ilk yönetmenlik çalışması olan film, 2005 yılında Kore’nin Oscar adayı olmuştu.

Yeopgijeogin geunyeo | My Sassy Girl | Hırçın Sevgilim (2001)

Yeopgijeogin geunyeo, Kwak Jae Yong’un yazıp yönettiği bir romantik komedidir. Yardımsever bir kolej öğrencisi olan Kyun Woo, bir gün metroda Jun Ji Hyun ile tanışır. Dengesiz ve tuhaf olan bu kız ile bir o kadar tuhaf bir ilişkiye başlayan  Kwak Jae Yong, aşk için nelere tahammül edebileceği konusunda sınırlarını öğrenecektir. Koşulsuz sevginin nelere kadir olduğunu keşfe çıkan bu eğlenceli ve bir o kadar da sinir bozucu olan Yeopgijeogin geunyeo (My Sassy Girl), geniş bir hayran kitlesine ulaşmıştır.

Kaynakça:
Contemporary Korean Cinema: Challenges and the Transformation of ‘Planet Hallyuwood’
Freedom of Speech and Cinema: The History of Korean Film Censorship
The Origins of North Korean Cinema: Art and Propaganda in the Democratic People’s Republic

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazın