Ana sayfa Sinema Film Listeleri Avrupa Sinemasının Göz Bebeği İspanyol Sineması!

Avrupa Sinemasının Göz Bebeği İspanyol Sineması!

Avrupa sinemasının bağımsızlık ve gerçeklik adına en büyük örneklerini içeren İspanyol Sineması ‘nı anlamak için başlanması gereken tarih 1895 yılıdır. İspanyol film endüstrisinin olmadığı bu yıllarda ilk haraketli fotoğraf makinelerinin öncüsü Lumiere Brothers‘ın ev sahipliğini yaptığı haraketli fotoğraf sergisi seyirciler ve üreticiler üzerinde şaşırtıcı bir şekilde ilgi odağı olmuştur. 1895 yılını takip eden iki yıl içerisinde İspanya’da tamamı İspanyol yönetmenler tarafından çekilmiş dört sessiz film yayınlanmış ve bu dört film İspanyol film endüstrisi tarafından finanse edilmiştir.

Bu filmlerden herhangi birini ilk olarak nitelendirmek zordur. Çünkü tarihi belgelerin çoğu değiştirilmiş ya da kaybolmuş durumdadır. Bu filmler : ‘Riña en un Cafe’ (Fructuós Gelabert), ‘Plaza del Puerto de Barcelona’ (Alexandre Promio), ‘Llegada de un tren de Teruel a Segorbe’ (Anonim) ve Eduardo Jimeno Peromarta’nın ‘Salida de la misa de doce de la Iglesia del Pilar de Zaragoza’sı dır. Bu dört film, ilk oldukları gibi İspanyol halkının yenilikçi sinemaya ve kendi sanatlarına sahip çıkışlarının örneğidir.

İspanyol Sineması
Salida de la misa de doce de la Iglesia del Pilar de Zaragoza

Bu yıllardan 1914 yılına kadar devam eden erken dönem boyunca Barcelona, İspanyol film endüstrisinin merkezidir. Ancak 1920’li yıllara gelindiğinde ilk sinema kulübünü, Madrid şehrinde açılışını takiben, Madrid merkez haline gelmiştir. Bu dönemde, İspanya’da üretilen 44 filmin 38’i Madrid’de çekilmiştir. 20’ler tartışmasız İspanya’nın yönetmen koltuğuna şimdiye kadar girmiş en iyi film yapımcılarından biri olan vizyoner Luis Buñuel’in tanınmaya başladığı yılardır.

Luis Buñuel Madrid Üniversitesi’nde yirminci yüzyılın başlarında eğitim görmüş ve yıllar sonra Sürrealist olarak ün kazanacak olan; Salvador Dali ve Max Ernst gibi ressamlar ve fotoğrafçı Man Ray gibi sanatçılarla arkadaşlık kurmuş bir isimdir. İlk sinematik başyapıtlardan biri olan ‘Un Chien Andalou’yu 1929’da çekerken filmin sürrealist resmini oluşturmak için ressam Salvador Dali ile birlikte çalışmıştır ki Luis Bunuel’in Salvador Dali ile birçok projesi olmuştur.

Sessiz Sinema Dönemi

Bu dönemde Avrupa’da hâkim olan sessiz sinema akımı İspanya’yı da etkilemiştir. Bu dönemde Fransa’daki Georges Méliès ya da İngiltere’nin Alfred Hitchcock gibi Avrupalı meslektaşlarına ayak uyduran Segundo de Chomón gibi yönetmenler sessiz sinemayı benimsemişlerdir. Fakat bir film endüstrisi altyapısı olmadığından çekilebilen İspanyol filmlerin sayısı parmakla sayılacak kadar azdı. Bu süreci ses çağına geçiş takip etmiştir. Nitekim bu geçişin savaş sonrası İspanyol sinemasının durumunu iyileştirdiğini söyleyemeyiz.

1931’de Mevcut İspanyol film yapımcılarının ekipmanlarını değiştirmeleri ve sessiz film döneminden vazgeçmeleri geçiş mücadelesinin önemli bir göstergesi, bütün yıl sadece bir filmin çekilmiş olması idi. Manuel Casanova, Compañia Industrial Film Española’nın hizmete açılmasına kadar bu düzensiz üretim sürecini 4 yıl sürmüştür.

İspanyol İç Savaşı (1936-1939) sağcı milliyetçiler ve sol kanat bağımsızlık yanlıları arasındaki siyasi anlaşmazlıklar yüzünden İspanya en karanlık ve kasvetli 3 yılını geçirmiştir. Bu karanlık dönem İspanyol film endüstrisini de etkisi altına almış ve İspanyol sineması şiddetin ve politik sansürün tam gücünü hissetmiştir. İç Savaş, İspanyol film endüstrisinin üretim oranlarına ve ekonomisine derinden zarar vermiş, 1936’dan önce yapılan filmlerin sadece% 9’u savaştan sağ çıkmış; bu nedenle bazı filmlerin artık bulmak veya çıkarmak olanaksız hale gelmiştir. Bu resimlerin selüloidleri yok edilerek, savaşa yardım etmek için başka materyallere dönüştürüldüğü bilinmektedir.

İç Savaş ve Propaganda Dönemi

İspanyol iç savaşı boyunca, film bir sanat formu ve eğlenceden propaganda için kullanılmaya geçmiştir. Savaşın her iki tarafı kendilerini tanıtmak, karşı tarafın itibarını zayıflatmak ve istenmeyen bilgileri sansürlemek için filmleri kullanmıştır. Bu dönemde İspanyol sineması Franco rejimi tarafından sansüre zorluyordu. Ve bu sansür uygulamasının belirli bir kuralı yoktu. Bu nedenle incelemeye alınan her film, bireysel sansürcülerin görüş ve önyargılarının denetimi altındaydı. Tüm İspanyolca dili dışındaki filmler İspanyolca’ya çevrildi ya da yasaklandı. İspanyol sansürcüleri, diyalogun sevmediği bölümlerini silmek veya değiştirmek için ise dublaj tekniğini kullanıyorlardı. Yapımcılar bu dönemde para kaybetmemek için sansür tehdidine uygun işler yapmak zorunda kalıyorlardı.

1960’lı yıllarda uluslararası film üreticileri arasında söz sahibi olabilmek için iç savaşlar ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında dağılmış bir ekonomiye sahip olan yapımcılar büyük platolar yerine İspanya kırsalının onlara sunduğu eşsiz manzaları kullanarak film üretim maliyetlerini düşürmüşlerdir. Anthony Mann epik filmi olan ‘El Cid’ini İspanya’da 1961’da çektikten sonra Avrupa sinemasına öncü olmuştur. İngiliz yönetmen David Lean’ın ‘Lawrence of Arabia’ (1962) Almeria’nın dışında kuru bir nehir kenarında; İtalyan Sergio Leone’nin 1964 tarihli “Spagetti Western”i, ‘A Fistful of Dollars‘ da yine Madrid’i çevreleyen ovalarda çekilmiştir.

İspanyol Sineması
A Fistful of Dollars

Franco diktatörlüğünün son yılında üretilen Victor Erice‘nin ilk filmi ‘El espíritu de la colmena’ (‘Arı Kovanının Ruhu’) İspanyol Sinemasının “Yeni Çağ”ı olarak adlandırılan yeni bir çağına geçişinin ilk adımı sayılabilir. İspanya İç Savaşı’nın yankıları altında geçen film Frankenstein’a takıntılı olan genç bir köylü kızını merkezine alıyor. Franco dönemini bizzat yaşamış olan yönetmenin belli ölçülerde politik sinema özelliği taşıyan filmi, savaşın geride bıraktığı mekanların ve izlerin peşinde insanlığın hikayesini anlatıyor. Bu nedenle Franco rejimine sinsi bir eleştiri olarak görülüyordu.

Diktatorya Sonrası İspanyol Sineması

İki yıl sonra diktatörün ölümü, yaratıcı fikirlerin özgürlüğüne kavuşturulmasına ve yazarlar, yönetmenler, sanatçılar ve oyun yazarlarının yoğun bir etkinlik başlatmasına yol açtı. Özgürlüğün ilk adımları İspanyol film endüstrisini çevreleyen sansürün gevşetilmesi idi. Bu adım filmlerin ve diğer kültürel eserlerin İspanyolca dışındaki diğer dillerde kullanılmasına izin verilmesini sağladı. Yeni özgürlük ile birçok İspanyol yönetmen, diktatörlük altında tartışma yaratmayan tartışmalı konular hakkında filmler çekti. İspanya’nın demokratik sinemasının en baskın biçimleri Madrileo komedileri, Fernando Colomo’nun komedileri, Alejandro Amenarbar’ın eylemi, Santiago Segura‘nın kara komedileri ve elbette Pedro Almodóvar’ın kompleks ve komik melodramlarıdır.

Sürrealist dahi Luis Buñuel’in başarıları ile başlayıp Pedro Almodóvar’ın ödüllü melodramlarına kadar devam eden İspanyol Sineması, faşist Franco rejiminin yıllarca baskısı ve sinemaya karşı kayıtsızlığına direnmesinin sonucunda, uluslararası alanda başarılı, kendi ülke siyaseti ve sosyal ideolojiler ile iç içe geçen filmleri bünyesinde barındıran benzersiz canlı ve zorlu bir sinema kaynağı haline geldi.

Daha Fazla Oku: 25 İspanyol Filmi!

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı yazın