1982 de Beyrut’taki Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında olan katliyama tanıklık etmiş bir İsrail askerinin o zamana dair bastırdığı anılarını hatırlama sürecini konu alan “Beşir’le Vals” filminin kuşkusuz İsrailin Filistin’e yakın zamanda yaptığı saldırılarla aynı döneme denk gelmesi ilginç bir rastlantı. Film Altın Küre ödüllerinde “En iyi yabancı film” ödülünü alırken animasyon olmasıda ilgiyi çeken başka bir durum oldu.

waltz-with-bashir-besirle-vals-5

Yönetmen, film bütçelerinin düşük olması ve oyuncuların bu olaya gerçekten tanıklık etmiş kişilerde olabilecek duygu bütünlüğünü yansıtamayacağını düşünmesi sonucunda filmi animasyon olarak çekmeye karar verdiğini belirtirken , müthiş görselliğiyle belgesel tadında bir film olan Beşir’le Vals israil halkı tarafındanda umulmadık şekilde benimsendi.

waltz-with-bashir-besirle-vals-3

Film hafızasını tazelemeye çalışan bir İsrail askerinin o dönemde birlikte olduğu arkadaşlarıyla tek tek görüşerek döneme ait bilgileri toplamasını ve geçmişini hatırlama çabasını konu alıyor. Geçmişten kişilerle yaptığı ve yer yer psikolojik çözümlemelerin bulunduğu bu konuşmalar askerimizin hafızasını hatırlamsına yardımcı oluyor.

waltz-with-bashir-besirle-vals-1

Eskiyi hatırladıkça rüyalarındaki imgelerde anlam kazanıyor. Filmin sonunda yaşanan bu katliyama ait gerçek görüntüler izlenenleri somutlaştıran nokta oluyor.Film gerçekte yaşanmış olan bir olay üzerine anlattıklarıyla politik bir duruş sergilemesine karşın yönetmen Ari Folman filmin politik bir film olmadığını ileri sürüyor.

waltz-with-bashir-besirle-vals-2

Ari Folman’a göre film, bir katliama tanıklık eden kişinin nekadar dehşet olursa olsun bunu kabullenme sürecini anlatıyor. Yönetmenin yakın zamanda Gazze’de yaşananlar hakkında herhangibir görüş belirtmemeside ilginç noktalardan birisi. Kimine göre yönetmenin bu tutumu İsrailin tavrını meşrulaştırıyor. Kimine göre ise film ilginç bir tesadüf sonucu Gazze saldırılarıyla kesişmiş olsada kişisel bir film olma niteliği taşıyor.

waltz-with-bashir-besirle-vals-4

Sonuç olarak, yönetmenin tüm “kişisel bir film” söylemlerine karşın “Beşir’le Vals” tesadüfen de olsa aynı döneme denk geldiği Gazze saldırıları nedeniyle izleyicinin gözünde kişisel bir film olmaktan çıkarak eleştirel ve politik bir hal alıyor.