Masumiyet | Film Eleştirisi

Yazan: Alper Doğan Bahadır

Masumiyet (1997) yapım yıllı ikinci Zeki Demirkubuz filmi olmanın yanında Demirkubuz’un halen en çok beğeni toplayan filmlerinin başında gelmektedir. Demirkubuz, filmin hem yönetmenliğini yaparak hem de senaryosunu yazarak ileri dönemlerde Auteur yönetmen olarak anılacağının da sinyallerini vermiştir. Demirkubuz’un Masumiyet filmi, içerisinde yazınsal motifler içeren bir yapımdır. Masumiyet, Fyodor Dostoyevski’nin “Budala” ve “Suç ve Ceza” isimli eserlerinden esinlenilerek kaleme alınmış ve sinemaya aktarılmıştır. Yine Zeki Demirkubuz sinemasında karakterlerin isimlerinin, peygamber isimlerinden esinlendiği görülür Yusuf karakteri de böyle bir karakterdir. Film, üç karakter özelinde şekillenip gelişse de hikâye, filmde masumiyetin sembolü olan Yusuf karakteri üzerinden anlatılmaktadır. Filmdeki kader ve yazgı kavramını Yusuf’un hapishaneden çıkışından, hapishane arkadaşı Orhan (Zagor) karakterinin babası ile buluşmasına kadar görülür.

Yusuf…

Masumiyet

Filmin ana kahramanları Bekir ve Uğur olarak düşünülse de ana kahraman Yusuf’tur. Hikayenin başında ve sonunda Yusuf üzerinden filmin içerisindeki bütün hayatlar birbirine bağlanır. Yusuf zaman ile hayatın arasına sıkmış, varoluş amacını içinde bulamamış, dürüst, iyi ve dışarıdaki dünyanın kötülüklerinden kaçmak için suç işleyebilecek kadar masum bir profil çizen bir karakterdir. Film içerisindeki karakterler, gücünü yazınsal eserlerden ve farklı noktalardan almaktadır. Demirkubuz, bir söyleşisinde şöyle diyor; “Masumiyet’in karakteri Yusuf ile Üçüncü Sayfa’nın başkarakteri İsa; iki yenik peygamberin adıdır ve “Mişkin”den çok şey taşırlar. Dostoyevski ve kahramanlarıyla bir ruh kardeşliği hissediyorum. Onun provokatif kişiliği bana yakın geliyor” (Cerrahoğlu;1999). Masumiyet filmi üzerine inceleme ve okuma yaparken hatta Zeki Demirkubuz sinemasına üzerine… Değinilmesi gereken en önemli nokta karakterlerin nelerden, nerelerden ve ne için esin kaynağı olarak alındığıdır. Yusuf karakterinin oluşturulduğu bağlam, masumiyet, iyilik, umut ve terk ediliş üzerinedir. Kendisinin de belirttiği gibi “elinden hiçbir iş gelmeyen” Yusuf’un yapabildiği tek şey, iyi olmaktadır. Budala romanında iyi ve masum olmak budalalık ile benzeştirilirken, hayata tutunmak için denemesi ve yenilmesi Yusuf peygamberden izler taşır. Filmin sonunda görülen “Samuel Beckett”a ait söz ise bu çabayı özetler.

Hep denedinhep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.”

Samuel Beckett
Masumiyet

Filmin açılış sahnesi, Yusuf’un hapishane müdürü ile konuştuğu sahne, biçim ve içerik yönünden film boyunca görülecek olan durumları ve neden-sonuç ilişkilerini açıklar niteliktedir. Bu sahnede sık sık öznel çekim açısı kullanılmıştır. Kullanılan bu açılar ilk başlarda izleyeni filmin içine çekse de daha sonraki sahnelerde bu çekimler aracılığı ile izleyicinin karakterler ile kurduğu özdeşim yabancılaştırmalarla kırılacaktır. Yusuf’un hapishaneden çıktıktan sonra İzmir’in sokaklarında dolaştığı anlar devrik kadrajlar ve öznel açılar ile verilmiştir. Açıların kullanılış biçimleri karakterin içinde olduğu psikolojik durumu destekler.

Televizyona Karşı Susmak…

Film içerisindeki yan karakterler, bir suskunluk ve içine kapanmışlık halindedir. Yusuf’un ablasını ziyaret ettiği sahnede evdeki insanlarda yine büyük bir sessizlik hali varken televizyon açıktır ve evdeki çocuk Çilem ile benzer biçimde televizyon ile etkileşim halindeyken ailesi ile konuşmaktan kaçınır. Film içerisindeki iki çocuk karakterin televizyonun başından ayrılmadığı görülür. Bunun en büyük nedeni ise kelimelerin yerini görüntülerin almasıdır. Özellikle Çilem’in dünyası tamamen görüntüler üzerine kurulmuştur. Demirkubuz, televizyonu filmin biçim ve içeriğine oturtmuş ve kullanmıştır. Birçok sahnede televizyondan gelen sesler, sahneler ile uyumludur ve bu sahneleri destekler niteliktedir.

Yeşilçam döneminde çekilen Türk filmlerinde asistan olarak görev alan Demirkubuz, birçok yerde lobide duran televizyon aracılığı ile Türk sinemasına saygı duruşlarında bulunmuştur. Yine televizyonu birçok sahnede yabancılaştırma aracı olarak kullanmıştır. Otelcinin hüzünlendiği Yusuf’un televizyonda gösterilenin bir film olduğu ve insanları ağlatmak için yapıldığını dile getirmesi buna örnektir. Aynı şekilde Uğur ve Bekir arasındaki ilişkide sadece bir filmden ibarettir. Demirkubuz Uğur ve Bekir arasındaki ilişkiyi sunuş biçimiyle de mevcut melodram kalıplarındaki klasikleşmiş aşk hikayelerini yabancılaştırarak anlatmıştır.

Masumiyet’in Doğuşu…

Masumiyet

Uğur, pavyonlarda çalışan, güçlü ve erkekleri cazibesi ile büyüleyen bir kadındır. Zeki Demirkubuz, vermiş olduğu bir röportajda Uğur ile Bekir arasındaki ilişkiye benzer gerçek bir ilişkiyle 15 yaşında bir triko atölyesinde bir kadın ve adam ile tanışarak karşılaştığını şu sözleriyle dile getirmiştir, “orada gerçekte işçi olmayan ama zengin bir adamın metresi olan bir kadın vardı… O kadınla samimiydik ve onun aracılığıyla Bekir gibi, kadına aşık olan bir kamyonetçi adamla tanıştım. O zamanlar ben 15 yaşındaydım ama adamın kadına duyduğu aşk, üstelik başka biriyle metres hayatı yaşamasına rağmen, beni derinden etkilemişti. Adam evliydi, çocukları vardı. Adamın, hiç abartmıyorum bir köpek gibi kadına bağlılığı, varlığını kadının varlığına teslim etmiş olması 15 yaşında olmama rağmen bende derin bir duygu bıraktı”(Özyurt; 2006).

Masumiyet

Hapishanede geçirdiği iki yıllık süre içerisinde de Dostoyevski ile tanışan Demirkubuz Dostoyevski’nin romanlarındaki kahramanlar ile gerçek hayatta gördüğü insanları bir bütün olarak ele almıştır. Bu noktada birçok yönetmende olduğu Demirkubuz’da da filmlerinin kendi hayatından izler taşıdığı görülür. Demirkubuz yine “Masumiyet’teki aşk, Sonya’nın Raskolnikov’a duyduğu aşkın tersine çevrilmiş biçimdir. Uğur’un Zagor’a; Bekir’in (Uğur’a) duyduğu aşkı çağrıştırır”(Cerrahoğlu; 1994) sözleri ile halen birçok kişi tarafından defalarca izlenilen Masumiyet filminin esin kaynağı açıklar.

Felaket Neden Olan Kadın…

Masumiyet

Uğur, kışkırtıcı ve tahrik eden bir karakterdir. Aynı zamanda “Femme Fatale” yani felakete neden olan kadın olarak da nitelendirilebileceği gibi Uğur karakteri sadist olarak da nitelendirilebilir. Film içerisindeki konumu ve olayları değişme biçimine bakıldığında bunun Uğur etrafında sağlandığı görülür. Uğur, Bekir ile Yusuf’u peşinden sürüklese de kendisi Zagor’un peşinde sürüklenmektedir. Uğur, Dostoyevski’nin Budala romanındaki “Nastasya Filippova” gibi güzel ve baştan çıkarıcıdır. Uğur, Bekir tarafından kıskanılmayı ve Bekir’e acı çektirmeyi seven bir karakterdir. Film içerisinde Bekir’in onu kıskanmasını ve Bekir’in yaptığı hareketlerin hoşuna gittiğini Yusuf’a da söylemiştir.

Masumiyet

Uğur çevresinde bulunan erkeklere hükmetmekten haz almaktadır ve onları kendine çekmeyi başarır bunun arkasında yatan neden ise kendinden emin olması ve cazibesine güvenmesidir. Birkaç sahne ile örneklendirecek olursak; Yusuf’a masaj yaptırdığı sahnede Uğur, Yusuf’u bir adım daha kendine yakınlaştırmıştır. Uğur, kendi iktidarının farkındadır ve bu doğrultuda davranışlar sergiler. Bekir’in onu öldüremeyeceğini bildiği halde Bekir’e kendisini vurmasını söyler ve bu durumun sadece Bekir’e acı vermekten başka bir şeye sebep olmadığı görülür. Bekir karakteri ise bu durumdan haz almaktadır ve bu biçimde davranışlar sergiler bu davranışlara kısaca mazoşist tavırlar da diyebiliriz. Uğur, Bekir’in kendisini vurmayacağını bildiği gibi Yusuf’un gitmeyi deneyip gidemeyişini bilmesi de Uğur, karakterinin erkekler üzerinde ne kadar denetim kurabildiğini ve baskın bir kadın olduğunu gösteriyor.

Alt Kattakilerin Hikayeleri…

Masumiyet

Zeki Demirkubuz, ilk filmi olan C Blok’tan hareket ile son filmine kadar neredeyse alt ve üst sınıflar arasındaki ilişkileri, yoğun olarak alt sınıf üzerinden anlatmıştır. Kimi filmlerinde alt ve üst sınıfı aynı anda işlerken kimi filmlerinde sadece bir sınıfı işlemiştir. Masumiyet, alt sınıfın var olmaya çalışmasını anlatır. Karakterlere bakıldığında karakterler, uğruna yaşayabilecekleri nedenler ararlar ve film boyunca bu nedenler sonuçlar doğurur. Film boyunca değişimler, dönüşümler ve eşikler bulunur. Bu değişimler, dönüşümler ve eşikler kimi zaman replikler ile kimi zaman ise görsel olarak anlatılmıştır. Filmin meşhur piknik sahnesi Bekir’in ve Uğur’un dönüşümünü izleyene aktarır.

Masumiyet

Masumiyet filmi, Yusuf’un dönüşümü, değişimi ve eşikleri üzerine kurulmuş ve tüm hikaye bunun üzerinden anlatılmıştır. Hapishaneden çıkmak istemeyen, saf ve bir o kadar temiz yürekli karakter olan Yusuf alt sınıfın içinde bulunduğu etik ve ahlaki boyutu izleyene sorgulatır. Alt sınıfta olmak kötü olduğunuzun göstergesi değildir fakat en dipte olduğunu düşündüğümüz insanların daha da dibi görebileceğini film boyunca görebiliriz. Yusuf, Bekir öldükten sonra onun yerini almıştır. Filmin başındaki Yusuf’tan eser yoktur. Daha önceleri hasta bir çocuğu hastaneye götürecek kadar içinde sevgi barındıran Yusuf daha sonraları yine küçük bir sokak çocuğunu başından kovacak kadar masumiyetini yitirmiştir. Çilem’in Yusuf’a emanet edilmesi Yusuf için bir başka önemli eşiktir. Elinden tuttuğu Çilem sayesinde tekrardan içindeki iyiliği bulmuştur. Filmin son sahnesinde Yusuf ve Çilem, Yusuf’un hapishaneden arkadaşı olan Orhan’ı bulurlar ve Orhan, Zagor’un ta kendisidir. Filmin son sahnesi karakterlerin hepsinin aynı kaderi paylaştığını gösterir.

Kaynakça

Nilgün Cerrahoğlu, Temel Sorunumuz Ahlak, Milliyet, 10 Ekim 1999.
Olkan Özyurt, Aşk Varlığını Bir Başkasına Teslim Etmektir, Radikal, 1 Ekim 2006.

Yorum Yapın

Bunlar da İlginizi Çekebilir