Hayatınızdan bir buçuk saat ayırarak geçmişe gitmek istemez misiniz? O zaman Martini’lerinizi hazırlayın, arkanıza yaslanın ve Doug Lima’nın yönettiği 1996 yapımı Swingers’ı açın. Söz veriyorum pişman olmayacaksınız. Evet, benim yine nostalji damarım tuttu ve uzun zamandır aklımda olan bu filmi izledim. Ben filmlerin ve kitapların doğru zamanlarda hissedilerek izlendiğine ya da okunduğuna inanırım. Bu film de benim için zamanlama açısından harikaydı. Tabii ki de özel hayatıma girip yazıyı magazinsel bir hale sokacak değilim!

Swingers öncelikle müzikleri ve içinde geçtiği mekanlar olarak beni mest etti. 90’lara olan özlemim bir nebze de olsa dindi. Takım halinde eğlenen ve bar bar gezen bir erkek grubunu izliyoruz filmde. Tabii bu cümlede yazdığım kadar basit düşünülmesin. Hepsinin ayrı karakterleri, hayat tarzları ve dertleri var. Karakterlerin bazıları abartılı gelse de (aslında abartılı oyunculuktan dolayı da öyle hissetmiş olabilirim) genellikle nokta atışı yapılmış diyebilirim. Zaten başlıkta da belirttiğim “herkesin hayatını anlatan film” ibaresini filmi izlerken anlayacaksınız. Herkesin yaşıyor olduğu sıradan olaylar filmde epey eğlenceli ve akıcı bir şekilde ele alınmış.

Filmin bir diğer hoşuma giden tarafı ise başka filmlerin klişe sahnelerine yapılan göndermeler. Şimdi burada filmlerin adını yazıp sürprizini kaçıracak değilim elbette. Filmin bütçesi fazlasıyla düşük olduğu için filmdeki kalabalık sahnelerde arkada gördüğümüz insanlar figüran değil, o sırada orada takılan insanlardan oluşuyor. Filmin oyuncularından biri ise şimdi adını her yerde gördüğümüz Vince Vaughn. Hatta filmin birçok sahnesi Vince Vaughn’un Jon Favreau’yu gençliklerinde gerçek hayatta zorla eğlence ortamlarına sokmaya çalışmasından yola çıkarak çekilmiş. Tabii burada önemli noktayı söylemeyi unutmayayım, film kısmen Jon Favreau’nun hayatından alıntı. Ve tabii ki kendisi filmin oyuncularından biri.

76

Filmin çekimleri bütçesizliğiyle kendini belli etse de bundan harika bir tat alıyorsunuz. Kısacası filmin samimiyeti sizi tam anlamıyla sarıyor. İnsana gençliğin güzelliğini kabullendirmek isteyen bir havası var. Filmde bolca ilişkilere de değiniliyor. Hatta tamamı ilişkilerle ilgili desek yeridir. Tatlı tatlı alıştırıyor gerçeklere ve sonrasında anlamsız bir rahatlama geliyor insanın üstüne. Eğer siz de gözü ve aklı arkada kalanlardansanız, 90’lara büyük bir özlem duyuyorsanız ve bugün tam anlamıyla beni anlatan bir film izlemek istiyorum diyorsanız doğru filmi buldunuz!